Wikia

Yeni Wiki

Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk - Mehmet Akif Ersoy - Safahat

Talk0
55.815pages on
this wiki
Geçenler varsa İslâm'ın şu çiğnenmiş diyarından Hakkın Sesleri (3.Kitap) Mehmet akif ersoy
Mehmet Akif Ersoy
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak

Düz Liseler için sunumuEdit

Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk
Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk
Allah'ın Resulü sallâllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Nizâr evlâdı: Yetişin ey Nizâr oğulları! Yemenliler de:Yetişin ey Kahtan oğulları! dedi mi, hemen tepelerine felâket iner; hemen Allah'ın nusreti üzerlerinden kalkar; hepsine birden de kılıç musallat olur. "
Allah'ın Resulü sallâllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Nizâr evladı: Yetişin ey Nizâr oğullan! Yemenliler de:
Yetişin ey Kahtan oğulları! dedi mi, hemen tepelerine
felaket iner, hemen Allah'ın yardımı üzerlerinden kalkar; hepsine birden de kılıç musallat olur."
Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk,
Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk!
Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk

Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, mezarından kalk!

Diriler koşmadı imdadına, sen bari yetiş...
Arnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müdhiş!
Diriler koşmadı yardımına, sen bari yetiş...

Arnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müthiş!

Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:
Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.
Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:

Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.

O ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği!
O ne tûfan ki: Yakıp yıktı bütün vâdîyi!
O ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği!

O ne tufan ki: Yakıp yıktı bütün vadiyi!

Âşinâ çehre arandım... O, meğer, hiç yokmuş...
Yalınız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Hâmûş!
Tanıdık çehre arandım... O, meğer hiç yokmuş...

Yalnız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Suskun!

Âşinâ çehre de yok hiçbirinin yâdı da yok;
Yakılan bunca hayâtın, hani, ecsâdı da yok!
Tamdık çehre de yok, hiç birinin eseri de yok;

Yakılan bunca hayatın, hani, cesetleri de yok!

Yoklasan külleri, altından, emînim, ancak
Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!
Yoklasan külleri, altından, eminim, ancak,

Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!

Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın

Olacak mıydı fedâ hırsına üç kaltabanın?

Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın,

Olacak mıydı feda hırsına üç kaltabanın?

Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...
Öyle bir gitti ki hem: Bir daha gelmez ebedî!
Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...

Hem de bir daha sonsuza dek gelmeyecek şekilde gitti!

Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba?
"Meşhed"in beynine haç saplanacak mıydı baba!
Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba?

"Meşhed"in beynine haç saplanacak mıydı baba!

Ne felâket: Dönüversin de mesâcid ahıra,
Hırvat´ın askeri tepsin çıkıp üstünde hora!

Ne felaket: Mescidler ahıra dönüversin,

Hırvat'ın askeri çıkıp üstünde hora tepsin!

Bâri bir hâtıra kalsaydı şu toprakta diri...

Yer yarılmış, yere geçmiş, şühedâ türbeleri!

Bari bir hatıra kalsaydı şu toprakta diri...

Yer yarılmış, yere geçmiş şehit türbeleri!

Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...

Sen misin, yoksa hayâlin mi? Vefâsız Kosova!

Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...

Sen misin, yoksa hayalin mi? Vefasız Kosova!

Hani binlerce mefâhirdi senin her adımın?

Hani sînende yarıp geçtiği yol "Yıldırım "ın?

Hani binlerce kıvanç verici hâdiseydi senin her adımın?

Hani koynunda yarıp geçtiği yol Yıldırım'ın?

Hani asker? Hani kalbinde yatan Şâh-ı Şehîd?

Ah o kurbân-ı zafer nerde bugün? Nerde o iyd?

Hani asker? Hani kalbinde yatan Şah-ı Şehid?

Ah o zafer kurbanı nerde bugün?Nerde o bayram?

Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını;

Yok mudur sende Murâd´ın iki üç damla kanı?

Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını:

Yok mudur sende Murad'ın iki üç damla kanı?

Âh Meşhed! O ne? Sâhandaki meyhâne midir?

Kandilin, görmüyorum, nerde? Şu peymâne midir?

Ah Meşhed! O ne? Üstündeki meyhane midir?

Görmüyorum, kandilin nerede? Şu kadeh midir?

Ya harîminde yatan şapkalı sarhoşlar kim?

Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim... Bildim!

Ya içinde yatan şapkalı sarhoşlar kim?

Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim...Bildim!

Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırb´ın çarığı?

Serilip yerlere binlerce şehîdin sarığı,

Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırp'ın çarığı?

Serilip yerlere binlerce şehidin sarığı,

Silecek miydi en alçak neferin çizmesini?

Dürtecek miydi geçen, leş gibi her lîmesini?

Silecek miydi en alçak askerin çizmesini?

Dürtecek miydi geçen, leş gibi her parçasını?

Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,

Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?

Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,

Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?

Hani, milletlere meydan okuyan kavm-i necîb?

Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda... Garîb!

Hani, milletlere meydan okuyan soylu kavim?

Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda... Garip!

Hani, haysiyyetinin gölgesi çiğnense eğer;

Olmadan üç kişinin, beş kişinin, hûnu heder

Hani haysiyetinin gölgesi çiğnense eğer;

Üç kişinin, beş kişinin kanını dökmeden

Kahraman gayzı yatışmaz, kanı coşkun efrâd?

İşte haysiyyet-i kavmiyye muhakkar, berbâd!

Kahraman öfkesi yatışmaz, kanı coşkun kişiler?

İşte millî haysiyet aşağılanmış, berbat!

Hani "Nâ-mahreme ben söyliyemem kızlarımın,

Karımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın!"

Hani "Yabancıya ben söyleyemem kızlarımın,

Karımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın!"

Diye, tahrîr-i nüfûs istemiyen er kişiler!

Hani, göstermediler eski celâdetten eser;

Diye nüfus sayımını istemeyen er kişiler!

Hani, göstermediler eski yiğitlikten eser;

Fuhşu i´lâya koşan bir sürü nâ-merd öteden,

Ne selâmlık ne harem dinlemeyip çiğnerken!

Fuhşa meşruluk kazandırmaya çalışan bir sürü alçak öteden,

Ne selamlık, ne harem dinlemeyip çiğnerken!

Hani, ey kavm-i esâret-zede, muhtâriyyet?

Korkarım, simdi nasîbin mütemâdî haybet!

Ey esarete düşmüş kavim, hani nerede özerklik?

Korkarım, şimdi nasibin sürekli bir yoksunluk!

Hani, ey unsur-i bî-râbıta, istiklâlin?

Ebediyyen, sanırım, söndü bütün âmâlin!

Ey birlikten yoksun toplum, hani bağımsızlığın?

Sanırım sonsuza kadar söndü bütün emellerin!

Hani "Başkım"cıların kurduğu yüksek hülyâ?

Seni yıllarca avutmuş da o mel´un rü´yâ,

Hani "Başkım"cıların kurduğu yüksek hülya?

Seni yıllarca avutmuş da o lanet olası rüya,

Uyumuştun... Ya uyansaydın eder miydi tebâh,

Mülkü, birdenbire âfâka çöken kanlı sabah?

Uyumuştun... Ya uyansaydm yok edebilir miydi,

Birdenbire ufuklara çöken kanlı sabah, ülkeyi!

Üç sefil ordu çevirsin o metîn ordumuzu,

Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu...

Üç alçak ordu çevirsin o kuvvetli ordumuzu,

Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu...

Kimsesiz âilelerden kimi gitsin bıçağa;

Kimi bin türlü fecâ´atle çekilsin kucağa...

Kimsesiz ailelerden kimi gitsin bıçağa;

Kimi bin türlü feci olayla çekilsin kucağa...

Birinin ırzı heder, dîgerinin hûnu helâl...

İşte, ey unsur-i isyan, bu elîm izmihlâl,

Birinin namusu gitsin, diğerinin kanı helâl olsun...

İşte ey başkaldıran toplum, bu acıklı bozgun,

Seni tahrîk eden üç beş alığın ma´rifeti!

Ya neden beklemiyordun bu rezîl âkıbeti?

Seni kışkırtan üç beş alığın marifeti!

Ya neden beklemiyordun bu alçaltıcı sonucu?

Hani, milliyyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine.

Hani milliyetin İslâm idi... Irkçılık ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.

"Arnavutluk" ne demek? Var mı şerîatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

"Arnavutluk" ne demek? Var mı şeriatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

Arabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde;

Acemin Çinliye rüchânı mı varmış? Nerde!

Arabın Türke, Lazın Çerkeze yahut Kürde;

Farsın Çinliye üstünlüğü mü varmış? Nerde!

Müslümanlık´ta "anâsır"mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyyeti tel´în ediyor Peygamber.

Müslümanlıkta "ırklar" mı olurmuş? Ne gezer!

Irkçılık fikrini lanetliyor Peygamber.

En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;

Adı batsın onu İslâm´a sokan kaltabanın!

En büyük düşmanıdır Peygamber'in ruhu bölücülüğün;

Adı batsın onu İslâm'a sokan şarlatanın!

Şu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?

Şu senin son durumun bin bu kadar yıl önce,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi kavga?

Artık ey millet-i merhûme, sabâh oldu uyan!

Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?

Ey rahmete lâyık millet sabah oldu artık uyan!

Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?

Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle Peygamber-i Zîşân´ın İlâhî sözünü.

Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle şanlı Peygamberinin ilâhî sözünü.

Veriniz başbaşa; zîrâ sonu hüsrân-ı mübin:

Ne hükûmet kalıyor ortada billâhi, ne din!

Veriniz başbaşa; çünkü sonu apaçık kayıptır:

Billahi ortada ne hükümet ne de din kalıyor!

"Medeniyyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Evvela parçalamak sonra da yutmak diliyor:

"Medeniyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Önce parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ,

Ne bu şûrîde siyâset, ne bu fâsid da´vâ?

Arnavutlar size bir ders olacakken, hâlâ,

Ne bu karmakarışık siyaset, ne bu bozguncu da'vâ?

Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...

Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!

Görmüyor gittiği yanlış yolu, sanırım, çoğunuz...

Size kılavuzluk eden haydudu artık kavunuz!

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..

Anadolu Liseleri ve İngilizce Eğitim veren Üniversiteler için sunumuEdit

Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk

Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk

İngilizce Tercüme
Allah'ın Resulü sallâllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Nizâr evlâdı: Yetişin ey Nizâr oğulları! Yemenliler de:Yetişin ey Kahtan oğulları! dedi mi, hemen tepelerine felâket iner; hemen Allah'ın nusreti üzerlerinden kalkar; hepsine birden de kılıç musallat olur. "
Allah'ın Resulü sallâllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Nizâr evladı: Yetişin ey Nizâr oğullan! Yemenliler de:
Yetişin ey Kahtan oğulları! dedi mi, hemen tepelerine
felaket iner, hemen Allah'ın yardımı üzerlerinden kalkar; hepsine birden de kılıç musallat olur."
İngilizce Tercüme
Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk,
Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk!
Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk

Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, mezarından kalk!

İngilizce Tercüme
Diriler koşmadı imdadına, sen bari yetiş...
Arnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müdhiş!
Diriler koşmadı yardımına, sen bari yetiş...

Arnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müthiş!

İngilizce Tercüme
Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:
Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.
Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:

Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.

İngilizce Tercüme
O ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği!
O ne tûfan ki: Yakıp yıktı bütün vâdîyi!
O ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği!

O ne tufan ki: Yakıp yıktı bütün vadiyi!

İngilizce Tercüme
Âşinâ çehre arandım... O, meğer, hiç yokmuş...
Yalınız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Hâmûş!
Tanıdık çehre arandım... O, meğer hiç yokmuş...

Yalnız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Suskun!

İngilizce Tercüme
Âşinâ çehre de yok hiçbirinin yâdı da yok;
Yakılan bunca hayâtın, hani, ecsâdı da yok!
Tamdık çehre de yok, hiç birinin eseri de yok;

Yakılan bunca hayatın, hani, cesetleri de yok!

İngilizce Tercüme
Yoklasan külleri, altından, emînim, ancak
Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!
Yoklasan külleri, altından, eminim, ancak,

Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!

İngilizce Tercüme
Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın

Olacak mıydı fedâ hırsına üç kaltabanın?

Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın,

Olacak mıydı feda hırsına üç kaltabanın?

İngilizce Tercüme
Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...
Öyle bir gitti ki hem: Bir daha gelmez ebedî!
Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...

Hem de bir daha sonsuza dek gelmeyecek şekilde gitti!

İngilizce Tercüme
Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba?
"Meşhed"in beynine haç saplanacak mıydı baba!
Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba?

"Meşhed"in beynine haç saplanacak mıydı baba!

İngilizce Tercüme
Ne felâket: Dönüversin de mesâcid ahıra,
Hırvat´ın askeri tepsin çıkıp üstünde hora!
Ne felaket: Mescidler ahıra dönüversin,

Hırvat'ın askeri çıkıp üstünde hora tepsin!

İngilizce Tercüme
Bâri bir hâtıra kalsaydı şu toprakta diri...
Yer yarılmış, yere geçmiş, şühedâ türbeleri!
Bari bir hatıra kalsaydı şu toprakta diri...

Yer yarılmış, yere geçmiş şehit türbeleri!

İngilizce Tercüme
Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...

Sen misin, yoksa hayâlin mi? Vefâsız Kosova!

Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...

Sen misin, yoksa hayalin mi? Vefasız Kosova!

İngilizce Tercüme

Hani binlerce mefâhirdi senin her adımın?

Hani sînende yarıp geçtiği yol "Yıldırım "ın?

Hani binlerce kıvanç verici hâdiseydi senin her adımın?

Hani koynunda yarıp geçtiği yol Yıldırım'ın?

İngilizce Tercüme

Hani asker? Hani kalbinde yatan Şâh-ı Şehîd?

Ah o kurbân-ı zafer nerde bugün? Nerde o iyd?

Hani asker? Hani kalbinde yatan Şah-ı Şehid?

Ah o zafer kurbanı nerde bugün?Nerde o bayram?

İngilizce Tercüme

Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını;

Yok mudur sende Murâd´ın iki üç damla kanı?

Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını:

Yok mudur sende Murad'ın iki üç damla kanı?

İngilizce Tercüme
Âh Meşhed! O ne? Sâhandaki meyhâne midir?

Kandilin, görmüyorum, nerde? Şu peymâne midir?

Ah Meşhed! O ne? Üstündeki meyhane midir?

Görmüyorum, kandilin nerede? Şu kadeh midir?

İngilizce Tercüme

Ya harîminde yatan şapkalı sarhoşlar kim?

Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim... Bildim!

Ya içinde yatan şapkalı sarhoşlar kim?

Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim...Bildim!

İngilizce Tercüme

Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırb´ın çarığı?

Serilip yerlere binlerce şehîdin sarığı,

Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırp'ın çarığı?

Serilip yerlere binlerce şehidin sarığı,

İngilizce Tercüme

Silecek miydi en alçak neferin çizmesini?

Dürtecek miydi geçen, leş gibi her lîmesini?

Silecek miydi en alçak askerin çizmesini?

Dürtecek miydi geçen, leş gibi her parçasını?

İngilizce Tercüme

Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,

Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?

Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,

Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?

İngilizce Tercüme

Hani, milletlere meydan okuyan kavm-i necîb?

Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda... Garîb!

Hani, milletlere meydan okuyan soylu kavim?

Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda... Garip!

İngilizce Tercüme

Hani, haysiyyetinin gölgesi çiğnense eğer;

Olmadan üç kişinin, beş kişinin, hûnu heder

Hani haysiyetinin gölgesi çiğnense eğer;

Üç kişinin, beş kişinin kanını dökmeden

İngilizce Tercüme

Kahraman gayzı yatışmaz, kanı coşkun efrâd?

İşte haysiyyet-i kavmiyye muhakkar, berbâd!

Kahraman öfkesi yatışmaz, kanı coşkun kişiler?

İşte millî haysiyet aşağılanmış, berbat!

İngilizce Tercüme

Hani "Nâ-mahreme ben söyliyemem kızlarımın,

Karımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın!"

Hani "Yabancıya ben söyleyemem kızlarımın,

Karımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın!"

İngilizce Tercüme

Diye, tahrîr-i nüfûs istemiyen er kişiler!

Hani, göstermediler eski celâdetten eser;

Diye nüfus sayımını istemeyen er kişiler!

Hani, göstermediler eski yiğitlikten eser;

İngilizce Tercüme

Fuhşu i´lâya koşan bir sürü nâ-merd öteden,

Ne selâmlık ne harem dinlemeyip çiğnerken!

Fuhşa meşruluk kazandırmaya çalışan bir sürü alçak öteden,

Ne selamlık, ne harem dinlemeyip çiğnerken!

İngilizce Tercüme
Hani, ey kavm-i esâret-zede, muhtâriyyet?

Korkarım, simdi nasîbin mütemâdî haybet!

Ey esarete düşmüş kavim, hani nerede özerklik?

Korkarım, şimdi nasibin sürekli bir yoksunluk!

İngilizce Tercüme

Hani, ey unsur-i bî-râbıta, istiklâlin?

Ebediyyen, sanırım, söndü bütün âmâlin!

Ey birlikten yoksun toplum, hani bağımsızlığın?

Sanırım sonsuza kadar söndü bütün emellerin!

İngilizce Tercüme
Hani "Başkım"cıların kurduğu yüksek hülyâ?

Seni yıllarca avutmuş da o mel´un rü´yâ,

Hani "Başkım"cıların kurduğu yüksek hülya?

Seni yıllarca avutmuş da o lanet olası rüya,

İngilizce Tercüme

Uyumuştun... Ya uyansaydın eder miydi tebâh,

Mülkü, birdenbire âfâka çöken kanlı sabah?

Uyumuştun... Ya uyansaydm yok edebilir miydi,

Birdenbire ufuklara çöken kanlı sabah, ülkeyi!

İngilizce Tercüme
Üç sefil ordu çevirsin o metîn ordumuzu,

Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu...

Üç alçak ordu çevirsin o kuvvetli ordumuzu,

Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu...

İngilizce Tercüme

Kimsesiz âilelerden kimi gitsin bıçağa;

Kimi bin türlü fecâ´atle çekilsin kucağa...

Kimsesiz ailelerden kimi gitsin bıçağa;

Kimi bin türlü feci olayla çekilsin kucağa...

İngilizce Tercüme

Birinin ırzı heder, dîgerinin hûnu helâl...

İşte, ey unsur-i isyan, bu elîm izmihlâl,

Birinin namusu gitsin, diğerinin kanı helâl olsun...

İşte ey başkaldıran toplum, bu acıklı bozgun,

İngilizce Tercüme

Seni tahrîk eden üç beş alığın ma´rifeti!

Ya neden beklemiyordun bu rezîl âkıbeti?

Seni kışkırtan üç beş alığın marifeti!

Ya neden beklemiyordun bu alçaltıcı sonucu?

İngilizce Tercüme

Hani, milliyyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine.

Hani milliyetin İslâm idi... Irkçılık ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.

İngilizce Tercüme

"Arnavutluk" ne demek? Var mı şerîatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

"Arnavutluk" ne demek? Var mı şeriatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

İngilizce Tercüme

Arabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde;

Acemin Çinliye rüchânı mı varmış? Nerde!

Arabın Türke, Lazın Çerkeze yahut Kürde;

Farsın Çinliye üstünlüğü mü varmış? Nerde!

İngilizce Tercüme

Müslümanlık´ta "anâsır"mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyyeti tel´în ediyor Peygamber.

Müslümanlıkta "ırklar" mı olurmuş? Ne gezer!

Irkçılık fikrini lanetliyor Peygamber.

İngilizce Tercüme

En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;

Adı batsın onu İslâm´a sokan kaltabanın!

En büyük düşmanıdır Peygamber'in ruhu bölücülüğün;

Adı batsın onu İslâm'a sokan şarlatanın!

İngilizce Tercüme

Şu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?

Şu senin son durumun bin bu kadar yıl önce,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi kavga?

İngilizce Tercüme
Artık ey millet-i merhûme, sabâh oldu uyan!

Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?

Ey rahmete lâyık millet sabah oldu artık uyan!

Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?

İngilizce Tercüme

Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle Peygamber-i Zîşân´ın İlâhî sözünü.

Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle şanlı Peygamberinin ilâhî sözünü.

İngilizce Tercüme
Veriniz başbaşa; zîrâ sonu hüsrân-ı mübin:

Ne hükûmet kalıyor ortada billâhi, ne din!

Veriniz başbaşa; çünkü sonu apaçık kayıptır:

Billahi ortada ne hükümet ne de din kalıyor!

İngilizce Tercüme

"Medeniyyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Evvela parçalamak sonra da yutmak diliyor:

"Medeniyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Önce parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

İngilizce Tercüme

Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ,

Ne bu şûrîde siyâset, ne bu fâsid da´vâ?

Arnavutlar size bir ders olacakken, hâlâ,

Ne bu karmakarışık siyaset, ne bu bozguncu da'vâ?

İngilizce Tercüme

Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...

Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!

Görmüyor gittiği yanlış yolu, sanırım, çoğunuz...

Size kılavuzluk eden haydudu artık kavunuz!

İngilizce Tercüme

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..

İngilizce Tercüme

4'lü Tablo SunumuEdit

Süleymaniye Kürsüsünde
Süleymaniye Kürsüsünde
İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Allah'ın Resulü sallâllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Nizâr evlâdı: Yetişin ey Nizâr oğulları! Yemenliler de:Yetişin ey Kahtan oğulları! dedi mi, hemen tepelerine felâket iner; hemen Allah'ın nusreti üzerlerinden kalkar; hepsine birden de kılıç musallat olur. "
Allah'ın Resulü sallâllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Nizâr evladı: Yetişin ey Nizâr oğullan! Yemenliler de:
Yetişin ey Kahtan oğulları! dedi mi, hemen tepelerine
felaket iner, hemen Allah'ın yardımı üzerlerinden kalkar; hepsine birden de kılıç musallat olur."
İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk,
Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk!
Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk

Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, mezarından kalk!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Diriler koşmadı imdadına, sen bari yetiş...
Arnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müdhiş!
Diriler koşmadı yardımına, sen bari yetiş...

Arnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müthiş!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:
Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.
Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:

Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
O ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği!
O ne tûfan ki: Yakıp yıktı bütün vâdîyi!
O ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği!

O ne tufan ki: Yakıp yıktı bütün vadiyi!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Âşinâ çehre arandım... O, meğer, hiç yokmuş...
Yalınız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Hâmûş!
Tanıdık çehre arandım... O, meğer hiç yokmuş...

Yalnız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Suskun!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Âşinâ çehre de yok hiçbirinin yâdı da yok;
Yakılan bunca hayâtın, hani, ecsâdı da yok!
Tamdık çehre de yok, hiç birinin eseri de yok;

Yakılan bunca hayatın, hani, cesetleri de yok!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Yoklasan külleri, altından, emînim, ancak
Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!
Yoklasan külleri, altından, eminim, ancak,

Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın

Olacak mıydı fedâ hırsına üç kaltabanın?

Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın,

Olacak mıydı feda hırsına üç kaltabanın?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...
Öyle bir gitti ki hem: Bir daha gelmez ebedî!
Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...

Hem de bir daha sonsuza dek gelmeyecek şekilde gitti!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba?
"Meşhed"in beynine haç saplanacak mıydı baba!
Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba?

"Meşhed"in beynine haç saplanacak mıydı baba!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Ne felâket: Dönüversin de mesâcid ahıra,
Hırvat´ın askeri tepsin çıkıp üstünde hora!
Ne felaket: Mescidler ahıra dönüversin,

Hırvat'ın askeri çıkıp üstünde hora tepsin!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Bâri bir hâtıra kalsaydı şu toprakta diri...
Yer yarılmış, yere geçmiş, şühedâ türbeleri!
Bari bir hatıra kalsaydı şu toprakta diri...

Yer yarılmış, yere geçmiş şehit türbeleri!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...

Sen misin, yoksa hayâlin mi? Vefâsız Kosova!

Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...

Sen misin, yoksa hayalin mi? Vefasız Kosova!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Hani binlerce mefâhirdi senin her adımın?

Hani sînende yarıp geçtiği yol "Yıldırım "ın?

Hani binlerce kıvanç verici hâdiseydi senin her adımın?

Hani koynunda yarıp geçtiği yol Yıldırım'ın?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Hani asker? Hani kalbinde yatan Şâh-ı Şehîd?

Ah o kurbân-ı zafer nerde bugün? Nerde o iyd?

Hani asker? Hani kalbinde yatan Şah-ı Şehid?

Ah o zafer kurbanı nerde bugün?Nerde o bayram?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını;

Yok mudur sende Murâd´ın iki üç damla kanı?

Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını:

Yok mudur sende Murad'ın iki üç damla kanı?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Âh Meşhed! O ne? Sâhandaki meyhâne midir?

Kandilin, görmüyorum, nerde? Şu peymâne midir?

Ah Meşhed! O ne? Üstündeki meyhane midir?

Görmüyorum, kandilin nerede? Şu kadeh midir?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Ya harîminde yatan şapkalı sarhoşlar kim?

Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim... Bildim!

Ya içinde yatan şapkalı sarhoşlar kim?

Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim...Bildim!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırb´ın çarığı?

Serilip yerlere binlerce şehîdin sarığı,

Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırp'ın çarığı?

Serilip yerlere binlerce şehidin sarığı,

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Silecek miydi en alçak neferin çizmesini?

Dürtecek miydi geçen, leş gibi her lîmesini?

Silecek miydi en alçak askerin çizmesini?

Dürtecek miydi geçen, leş gibi her parçasını?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,

Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?

Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,

Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Hani, milletlere meydan okuyan kavm-i necîb?

Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda... Garîb!

Hani, milletlere meydan okuyan soylu kavim?

Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda... Garip!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Hani, haysiyyetinin gölgesi çiğnense eğer;

Olmadan üç kişinin, beş kişinin, hûnu heder

Hani haysiyetinin gölgesi çiğnense eğer;

Üç kişinin, beş kişinin kanını dökmeden

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Kahraman gayzı yatışmaz, kanı coşkun efrâd?

İşte haysiyyet-i kavmiyye muhakkar, berbâd!

Kahraman öfkesi yatışmaz, kanı coşkun kişiler?

İşte millî haysiyet aşağılanmış, berbat!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Hani "Nâ-mahreme ben söyliyemem kızlarımın,

Karımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın!"

Hani "Yabancıya ben söyleyemem kızlarımın,

Karımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın!"

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Diye, tahrîr-i nüfûs istemiyen er kişiler!

Hani, göstermediler eski celâdetten eser;

Diye nüfus sayımını istemeyen er kişiler!

Hani, göstermediler eski yiğitlikten eser;

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Fuhşu i´lâya koşan bir sürü nâ-merd öteden,

Ne selâmlık ne harem dinlemeyip çiğnerken!

Fuhşa meşruluk kazandırmaya çalışan bir sürü alçak öteden,

Ne selamlık, ne harem dinlemeyip çiğnerken!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Hani, ey kavm-i esâret-zede, muhtâriyyet?

Korkarım, simdi nasîbin mütemâdî haybet!

Ey esarete düşmüş kavim, hani nerede özerklik?

Korkarım, şimdi nasibin sürekli bir yoksunluk!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Hani, ey unsur-i bî-râbıta, istiklâlin?

Ebediyyen, sanırım, söndü bütün âmâlin!

Ey birlikten yoksun toplum, hani bağımsızlığın?

Sanırım sonsuza kadar söndü bütün emellerin!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Hani "Başkım"cıların kurduğu yüksek hülyâ?

Seni yıllarca avutmuş da o mel´un rü´yâ,

Hani "Başkım"cıların kurduğu yüksek hülya?

Seni yıllarca avutmuş da o lanet olası rüya,

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Uyumuştun... Ya uyansaydın eder miydi tebâh,

Mülkü, birdenbire âfâka çöken kanlı sabah?

Uyumuştun... Ya uyansaydm yok edebilir miydi,

Birdenbire ufuklara çöken kanlı sabah, ülkeyi!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Üç sefil ordu çevirsin o metîn ordumuzu,

Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu...

Üç alçak ordu çevirsin o kuvvetli ordumuzu,

Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu...

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Kimsesiz âilelerden kimi gitsin bıçağa;

Kimi bin türlü fecâ´atle çekilsin kucağa...

Kimsesiz ailelerden kimi gitsin bıçağa;

Kimi bin türlü feci olayla çekilsin kucağa...

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Birinin ırzı heder, dîgerinin hûnu helâl...

İşte, ey unsur-i isyan, bu elîm izmihlâl,

Birinin namusu gitsin, diğerinin kanı helâl olsun...


İşte ey başkaldıran toplum, bu acıklı bozgun,

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Seni tahrîk eden üç beş alığın ma´rifeti!

Ya neden beklemiyordun bu rezîl âkıbeti?

Seni kışkırtan üç beş alığın marifeti!

Ya neden beklemiyordun bu alçaltıcı sonucu?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Hani, milliyyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine.

Hani milliyetin İslâm idi... Irkçılık ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

"Arnavutluk" ne demek? Var mı şerîatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

"Arnavutluk" ne demek? Var mı şeriatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Arabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde;

Acemin Çinliye rüchânı mı varmış? Nerde!

Arabın Türke, Lazın Çerkeze yahut Kürde;

Farsın Çinliye üstünlüğü mü varmış? Nerde!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Müslümanlık´ta "anâsır"mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyyeti tel´în ediyor Peygamber.

Müslümanlıkta "ırklar" mı olurmuş? Ne gezer!

Irkçılık fikrini lanetliyor Peygamber.

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;

Adı batsın onu İslâm´a sokan kaltabanın!

En büyük düşmanıdır Peygamber'in ruhu bölücülüğün;

Adı batsın onu İslâm'a sokan şarlatanın!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Şu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?

Şu senin son durumun bin bu kadar yıl önce,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi kavga?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Artık ey millet-i merhûme, sabâh oldu uyan!

Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?

Ey rahmete lâyık millet sabah oldu artık uyan!

Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle Peygamber-i Zîşân´ın İlâhî sözünü.

Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle şanlı Peygamberinin ilâhî sözünü.

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme
Veriniz başbaşa; zîrâ sonu hüsrân-ı mübin:

Ne hükûmet kalıyor ortada billâhi, ne din!

Veriniz başbaşa; çünkü sonu apaçık kayıptır:

Billahi ortada ne hükümet ne de din kalıyor!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

"Medeniyyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Evvela parçalamak sonra da yutmak diliyor:

"Medeniyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Önce parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ,

Ne bu şûrîde siyâset, ne bu fâsid da´vâ?

Arnavutlar size bir ders olacakken, hâlâ,

Ne bu karmakarışık siyaset, ne bu bozguncu da'vâ?

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...

Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!

Görmüyor gittiği yanlış yolu, sanırım, çoğunuz...

Size kılavuzluk eden haydudu artık kavunuz!

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..

İngilizce Tercüme
Osmanlıca Tercüme


Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca

Allah'ın Resulü sallâllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Nizâr evlâdı: Yetişin ey Nizâr oğulları! Yemenliler de:Yetişin

ey Kahtan oğulları! dedi mi, hemen tepelerine felâket iner;

hemen Allah'ın nusreti üzerlerinden kalkar;

hepsine birden de kılıç musallat olur. "


Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk,

Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk! (*)

Diriler koşmadı imdadına, sen bari yetiş...

Arnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müdhiş!


Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:

Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.

O ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği!

O ne tûfan ki: Yakıp yıktı bütün vâdîyi!

Âşinâ çehre arandım... O, meğer, hiç yokmuş...

Yalınız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Hâmûş!

Âşinâ çehre de yok hiçbirinin yâdı da yok;

Yakılan bunca hayâtın, hani, ecsâdı da yok!

Yoklasan külleri, altından, emînim, ancak

Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!

Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın

Olacak mıydı fedâ hırsına üç kaltabanın?

Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...

Öyle bir gitti ki hem: Bir daha gelmez ebedî!

Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba?

"Meşhed"in beynine haç saplanacak mıydı baba!

Ne felâket: Dönüversin de mesâcid ahıra,

Hırvat´ın askeri tepsin çıkıp üstünde hora!

Bâri bir hâtıra kalsaydı şu toprakta diri...

Yer yarılmış, yere geçmiş, şühedâ türbeleri!


Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...

Sen misin, yoksa hayâlin mi? Vefâsız Kosova!

Hani binlerce mefâhirdi senin her adımın?

Hani sînende yarıp geçtiği yol "Yıldırım "ın?

Hani asker? Hani kalbinde yatan Şâh-ı Şehîd?

Ah o kurbân-ı zafer nerde bugün? Nerde o iyd?

Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını;

Yok mudur sende Murâd´ın iki üç damla kanı?


Âh Meşhed! O ne? Sâhandaki meyhâne midir?

Kandilin, görmüyorum, nerde? Şu peymâne midir?

Ya harîminde yatan ,şapkalı sarhoşlar kim?

Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim... Bildim!

Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırb´ın çarığı?

Serilip yerlere binlerce şehîdin sarığı,

Silecek miydi en alçak neferin çizmesini?

Dürtecek miydi geçen, leş gibi her lîmesini?

Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,

Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?


Hani, milletlere meydan okuyan kavm-i necîb?

Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda... Garîb!

Hani, haysiyyetinin gölgesi çiğnense eğer;

-Olmadan üç kişinin, beş kişinin, hûnu heder-

Kahraman gayzı yatışmaz, kanı coşkun efrâd?

İşte haysiyyet-i kavmiyye muhakkar, berbâd!

Hani "Nâ-mahreme ben söyliyemem kızlarımın,

Karımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın!"

Diye, tahrîr-i nüfûs istemiyen er kişiler!

Hani, göstermediler eski celâdetten eser;

Fuhşu i´lâya koşan bir sürü nâ-merd öteden,

Ne selâmlık ne harem dinlemeyip çiğnerken!


Hani, ey kavm-i esâret-zede, muhtâriyyet?

Korkarım, ,simdi nasîbin mütemâdî haybet!

Hani, ey unsur-i bî-râbıta, istiklâlin?

Ebediyyen, sanırım, söndü bütün âmâlin!


Hani "Başkım"cıların kurduğu yüksek hülyâ?

Seni yıllarca avutmuş da o mel´un rü´yâ,

Uyumuştun... Ya uyansaydın eder miydi tebâh,

Mülkü, birdenbire âfâka çöken kanlı sabah?


Üç sefil ordu çevirsin o metîn ordumuzu,

Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu...

Kimsesiz âilelerden kimi gitsin bıçağa;

Kimi bin türlü fecâ´atle çekilsin kucağa...

Birinin ırzı heder, dîgerinin hûnu helâl...


İşte, ey unsur-i isyan, bu elîm izmihlâl,

Seni tahrîk eden üç beş alığın ma´rifeti!

Ya neden beklemiyordun bu rezîl âkıbeti?

Hani, milliyyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine.

"Arnavutluk" ne demek? Var mı şerîatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

Arabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde;

Acemin Çinliye rüchânı mı varmış? Nerde!

Müslümanlık´ta "anâsır"mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyyeti tel´în ediyor Peygamber.

En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;

Adı batsın onu İslâm´a sokan kaltabanın!

Şu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?


Artık ey millet-i merhûme, sabâh oldu uyan!

Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?

Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle Peygamber-i Zîşân´ın İlâhî sözünü.


Veriniz başbaşa; zîrâ sonu hüsrân-ı mübin:

Ne hükûmet kalıyor ortada billâhi, ne din!

"Medeniyyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Evvela parçalamak sonra da yutmak diliyor:

Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ,

Ne bu şûrîde siyâset, ne bu fâsid da´vâ?

Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...

Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..


(*) Babam Fâtih müderrislerinden İpekli

Hoca Tâhir Efendi merhumdur ki, benim hem babam,

hem hocamda. Ne biliyorsam kendisinden öğrendim.

Şiirin daha iyi anlaşılmasına merhumun da rahmetle

anılmasına vesîle olur diye şu haşiyeyi yazmaya

mecbur oldum

Allah'ın Resulü sallâllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

"Nizâr evladı: Yetişin ey Nizâr oğullan! Yemenliler de:

Yetişin ey Kahtan oğulları! dedi mi, hemen tepelerine

felaket iner, hemen Allah'ın yardımı üzerlerinden kalkar;

hepsine birden de kılıç musallat olur."


Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk (1)

Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, mezarından kalk!(*)

Diriler koşmadı yardımına, sen bari yetiş...

Arnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müthiş!


Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:

Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.

O ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği!

O ne tufan ki: Yakıp yıktı bütün vadiyi!

Tanıdık çehre arandım... O, meğer hiç yokmuş...

Yalnız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Suskun!

Tamdık çehre de yok, hiç birinin eseri de yok;

Yakılan bunca hayatın, hani, cesetleri de yok!

Yoklasan külleri, altından, eminim, ancak,

Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!

Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın, (2)

Olacak mıydı feda hırsına üç kaltabanın?

Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...

Hem de bir daha sonsuza dek gelmeyecek şekilde gitti!

Ne olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba?

"Meşhed"in (3) beynine haç saplanacak mıydı baba!

Ne felaket: Mescidler ahıra dönüversin,

Hırvat'ın askeri çıkıp üstünde hora tepsin!

Bari bir hatıra kalsaydı şu toprakta diri...

Yer yarılmış, yere geçmiş şehit türbeleri!


Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...

Sen misin, yoksa hayalin mi? Vefasız Kosova!

Hani binlerce kıvanç verici hâdiseydi senin her adımın?

Hani koynunda yarıp geçtiği yol Yıldırım'ın? Hani asker?

Hani kalbinde yatan Şah-ı Şehid? (4)

Ah o zafer kurbanı nerde bugün?

Nerde o bayram? Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını:

Yok mudur sende Murad'ın iki üç damla kanı?


Ah Meşhed! O ne? Üstündeki meyhane midir?

Görmüyorum, kandilin nerede?

Şu kadeh midir? Ya içinde yatan şapkalı sarhoşlar kim?

Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim...

Bildim! Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırp'ın çarığı?

Serilip yerlere binlerce şehidin sarığı,

Silecek miydi en alçak askerin çizmesini?

Dürtecek miydi geçen, leş gibi her parçasını?

Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,

Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?


Hani, milletlere meydan okuyan soylu kavim?

Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda... Garip!

Hani haysiyetinin gölgesi çiğnense eğer;

-Üç kişinin, beş kişinin kanını dökmeden-

Kahraman öfkesi yatışmaz, kanı coşkun kişiler?

İşte millî haysiyet aşağılanmış, berbat!

Hani "Yabancıya ben söyleyemem kızlarımın,

Karımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın!"

Diye nüfus sayımını istemeyen er kişiler!

Hani, göstermediler eski yiğitlikten eser;

Fuhşa meşruluk kazandırmaya çalışan bir sürü alçak öteden,

Ne selamlık, ne harem dinlemeyip çiğnerken!


Ey esarete düşmüş kavim, hani nerede özerklik?

Korkarım, şimdi nasibin sürekli bir yoksunluk!

Ey birlikten yoksun toplum, hani bağımsızlığın?

Sanırım sonsuza kadar söndü bütün emellerin!


Hani "Başkım"cıların (5) kurduğu yüksek hülya?

Seni yıllarca avutmuş da o lanet olası rüya, Uyumuştun...

Ya uyansaydm yok edebilir miydi,

Birdenbire ufuklara çöken kanlı sabah, ülkeyi!


Üç alçak ordu çevirsin o kuvvetli ordumuzu,

Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu...

Kimsesiz ailelerden kimi gitsin bıçağa;

Kimi bin türlü feci olayla çekilsin kucağa...

Birinin namusu gitsin, diğerinin kanı helâl olsun...


İşte ey başkaldıran toplum, bu acıklı bozgun,

Seni kışkırtan üç beş alığın marifeti!

Ya neden beklemiyordun bu alçaltıcı sonucu?

Hani milliyetin İslâm idi... Irkçılık ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.

"Arnavutluk" ne demek? Var mı şeriatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

Arabın Türke, Lazın Çerkeze yahut Kürde;

Farsın Çinliye üstünlüğü mü varmış? Nerde!

Müslümanlıkta "ırklar" mı olurmuş? Ne gezer!

Irkçılık fikrini lanetliyor Peygamber.

En büyük düşmanıdır Peygamber'in ruhu bölücülüğün;

Adı batsın onu İslâm'a sokan şarlatanın!

Şu senin son durumun bin bu kadar yıl önce,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi kavga?


Ey rahmete lâyık millet sabah oldu artık uyan!

Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?

Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle şanlı Peygamberinin ilâhî sözünü.


Veriniz başbaşa; çünkü sonu apaçık kayıptır:

Billahi ortada ne hükümet ne de din kalıyor!

"Medeniyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Önce parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

Arnavutlar size bir ders olacakken, hâlâ,

Ne bu karmakarışık siyaset, ne bu bozguncu da'vâ?

Görmüyor gittiği yanlış yolu, sanırım, çoğunuz...

Size kılavuzluk eden haydudu artık kavunuz!

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...

Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!..

6 Mart 1913

(1) Berlin Kongresinin (1878) kararları arasında yer alan,

Amavutluk'un bazı bölgelerinin Karadağ'a verilmesi

maddesine karsı mücadele etmek amacıyla Arnavutluk'ta

13 Haziran 1878'de kurulan ve Osmanlı Devleti'nin istekleri

doğrultusunda hareket eden Arnavutluk Milletinin

Haklarını Müdafa Cemiyeti daha sonra zamanın güçlü

devletleri İtalya ve Avusturya-Macaristan'm kışkırtmalarıyla

Osmanlı Devleti'ne karsı tavır almış, Amavutluk'un

Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını elde etmesi için çalışmıştır.

Sonunda 1912yılında bağımsızlığını elde eden Arnavutluk,

ardından patlak veren Balkan Savaşı sırasında

Sırp zulmüne uğrayarak bu ayrılmanın bedelini çok acı ödemiştir.

Bu şiirde Balkan Savaşı sırasında Amavutluk'un

uğradığı bu Sırp mezalimi anlatılmaktadır.

(*) Babam Fatih müderrislerinden İpekli

Hoca Tahir Efendi merhumdur ki, benim hem babam hem hocamdır.

Ne biliyorsam kendisinden öğrendim. Şiirin daha iyi anlaşılmasına,

merhumun da rahmetle anılmasına vesile olur

diye bu notu yazmaya mecbur oldum

(2) Akif'in babası esasen Arnavut olup, bugün Sırbistan 'm güneyinde,

Kosova bölgesinde Arnavutluk sınırı yakınında

bulunan ve yeni adı Pec olan İpek kasabasından İstanbul'a gelmişti.

Kasaba o zaman Arnavutluk sınırlan içinde bulunuyordu.

(3) Meşhed: Şehitlik. Bugün Sırbistan 'a bağlı bir özerk bölge

olup nüfusunun yüzde yetmişi Arnavut olan

Kosova özerk bölgesinde bulunan Sultan I. Murad'ın türbesi.

(4) Sultan I. Murad kastedilmektedir.

(5)Baskıma: 1912 yılında Amavutluk'un Osmanlı

Devleti'nden bağımsızlığını elde etmesi sırasında

isyan hareketlerini düzenleyenlere verilen isim.

Look how the diced? Get up, Dad, get up from the grave! (*)


Alives came to her aid, you can at least catch up ...


Albania is on fire ... And this time, very great!


Single spark rises and vomited so hell:


All wrapped in a homeland that is now arm in arm.


What is it that fire: January did not extinguish the fire!


What is it that the flood: burning destroyed the whole valley!


Familiar face arandım ... He apparently did not exist ...


Solo is a dry desert, however, ask what: Silence!


A familiar in face, no one does at work;


Burned all this life, you know, do not have the bodies in!


Grope ashes of gold, I'm sure, however,


Coal will have two three-piece bone!


Dad! My dear mother, that your own country, (2)


Was it three ones’ ambition to be sacrificed?


My grandfather continued, life went on soil and planted ...


It's a way people will not come forever gone!


It would be up and wonder what the saw?


"Meşhed" in (3) Was the father's brain cross stick into!


What disaster: the barn return of mosques,


Croats on military exit tray!


If it were up to the ground, a memory alive ...


At the split, where the martyrs shrines in the past!


Where is the bloody plain before me is if I ...


Are you, or dream? Kosovo unfaithful!


Behold thousands of donor hâdiseydi proud of each step you?


Behold the bosom of road passes Yildirim split? Behold soldier?


Where isShah Shaheed-i in the heart of you? (4)


Oh, where is the victim of that victory today?


Where the holidays? Say, Meşhed, whether me kiss prostrate land:


Murad Is not there two or three drops of blood in you?


Meşhed Oh! What is it? Is the top of pub?


I do not see, the candle where?


Is it on toast? Or lying in the hat who is drunk?


Or wrong? No, do not tell, I knew ...


I knew! Would come down, but his chest Carige Serbs?


Turban martyr lay thousands of places,


Was it to draw the lowest soldier Wiper?


Who will last touch, like every piece of carrion?


Or standing on the flag, three-piece stack,


Why got of, who appeared in front of these people?


Behold, the nations challenged the noble tribe?


I did not see one person, one person in the square ... Strange!


Chewing behold, if the shadow of dignity;


-Three people, blood without a five-person


Inexpiable Hero rage, the blood of people enthusiastic?


It humiliated the national dignity, sucks!


Behold, "a foreigner, I can not tell my daughters,


My wife's name ... Both kill, do not ask! "


My wife's name ... Both kill, do not ask! "


She did not want to count the population other people!


Behold, the former showed no trace;


Low long ago, a lot of work to bring legitimacy to prostitution,


When greeting, chewing on what you just did the anti greeting!


O captivity fallen tribe, you know where the autonomy?


I'm afraid, is now destined to a permanent deprivation!


O lacks community unity, independence, you know?


I think I went out all the ambitions forever!


Behold! "Pressure on your" wing (5) established a high request?


I also look after for years that damn dream, asleep ...


Or, you can not wake up


Suddenly, horizons, collapsing the bloody morning, the country!


Three low-strong army that the military turn,


Kovsun us by taking our our country ...


Lone some families go to the blade;


Some kind of catastrophic event, thousands of arms to withdraw


Honor someone who goes, be lawful for the other's opinion ...


Here, rebellious society, this tragic debacle,


I align three of the five skill of provoking!


Why did not expect either a result of this degrading?


Hani was the nationality of Islam ... What racism!


Wrapped tightly dursaydın a nationality.


"Albania," What does this mean? Do you have a lot one?


Can blasphemy, is not more, to drive forward his people!


Arab Turk, Circassian need or Kurdish;


Have you had a Persian rule of the Chinese? Where!


Islam "races" It happens? What travels!


Racism is the Prophet condemn the idea.


The biggest enemy of the Prophet's spirit of separatism;


Croaker that put him blast him to Islam!


This is your last thousand or so years ago on the situation,


Is it true that a fight was said to you now?


Nation was no longer worthy of mercy, O morning wake up!


I arrived at the prayer he did herbaceous bell?


Open your eyes!Neither Turkish, nor Arabics will remains!


Listen to the divine promise of the glorious prophet.


Give alone, because the end is missing the obvious:


neither the government nor religion Billah stays in the middle!


"Civilization" you already know that since the tooth;


before the break, then I wish to swallow.


The Albanians will get a lesson to you, still,


What is this mess of politics, what is this defeatist lawsuit


Not see it going the wrong way, I think most of you ...


The bandit is now kovunuz guide you!


your hearing it from me, I'm that, yes,i am albanian...


Here's ravaged homeland, I can not say anything else ... ..


6 March 1913


Among the decisions of the Congress of Berlin, in some regions of Albania, Montenegro, Albania,


13 June 1878 in order to fight against to be established and the Ottoman Empire the Albanian nation,


acting according to the demands of time dahasonra Rights Defence Association and the powerful states


in Italy Austria-Hungary took a stand against the Ottoman Empire instigations, Albania's independence from the Ottoman Empire tried to acquire. At the end of Albania declared its independence in 1912, and then it goes to the persecution of Serbs during the Balkan War erupted in a very painful price paid leave. Albania, the Serbian atrocities suffered during this poem describes the Balkan War. Father Robert Silk teachers Hodja Effendi Tahir died, my teacher and my father both.


I learned what I know him. A better understanding of the poem, in remembrance of the deceased is conducive to the mercy she had to write this note (2) Akif's father is Albanian essntially, in the South of Serbia is today, "Cucumis region near the border with Albania and the new name in the silk town of Pec,


which had come to Istanbul. (3) The town is within the borders of Albania, then an autonomous region of Serbia. population of the autonomous region of Kosova Albanians in the tomb of Sultan Murat in the first.


(4) of Sultan Murad refers to the first. (5) Albania in 1912 during a rebel movement to gain indepence from the Ottoman Empire

örnek osmanlıca مقدمة
Safahat logo
Ragıp ALKANAdded by Ragıp ALKAN

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

'Latin harflerine transkriptli metin

Sadeleştirilmiş metin İngilizce Tercümesi

Around Wikia's network

Random Wiki