FANDOM


Azerice istiklal marşıEdit

Qorxma, sönməz bu şəfəqlərdə üzən al sancaq;

Sönmədən yurdumun üstündə tütən ən son ocaq -

O mənim millətimin ulduzudur parlayacaq!

O mənimdir, o mənim millətimindir ancaq!

Çatma, qurban olayım çähräñi äy nazlı hilal!

Qahraman ırqıma bir gül! bu şiddät, bu cälal?

Saña olmaz dökülän qanlarımız soñra hälal...

Haqqıdır, Haqq'a tapan millätimiñ istiqlal!

Ortak Türk Alfabesi

1991 yılında Marmara Üniversitesi'nde 34 harfli ortak Türk alfabesi belirlenmiş.

Hâlâ ortak alfabe konusu gündeme her geldiğinde 34 harfli alfabeden söz ediliyor.

Ortaklık tek taraflı olmayacağına göre Türkiye'de de bu alfabeye geçilecek şekilde bir alfabe değişikliği yapılabilir mi?

Bugünkü yazı dilimize göre böyle bir değişiklik yapılacak olsaydı sanırım sadece e sesini göstermek için ä, kalın k sesini göstermek için q harfinin alfabeye alınmasından başka bir değişiklik olmazdı.

Fakat Arap alfabesinden Latin alfabesine yeni geçildiği zaman böyle bir değişiklik yapılsaydı hı harfine karşılık x, sağır kef harfine karşılık ñ harfleri de alfabeye alınabilirdi. Bu durumda istiklâl marşının ilk iki kıt'ası aşağıdaki gibi yazılabilirdi:

Qorqma, sönmäz bu şafaqlarda yüzän al sancaq,

Sönmädän yurdumuñ üstündä tütän äñ soñ ocaq.

O bänim millätimiñ yıldızıdır, parlayacaq,

O bänimdir, o bänim millätimiñdir ancaq.

Çatma, qurban olayım çähräñi äy nazlı hilal!

Qahraman ırqıma bir gül! Nä bu şiddät, bu cälal?

Saña olmaz dökülän qanlarımız soñra hälal...

Haqqıdır, Haqq'a tapan millätimiñ istiqlal!

Sırf almancadaki ä ve güzelim k dururken q yazmak bana çok nevali ve nadan geliyor...

Anlamadığım şeyler:


1. "e" yazmak duruken neden "ä yazayım?

2. "q" neden kalın "k" için kullanılıyor? Biz tam tersini algılamaktayız oysa.

3. İnce ve kalın "l" ayrımına ne oldu?

1. Benim anladığıma göre yukarıdaki açıklamada (ve örnekte) bir eksiklik var. İnce e için e, kalın e için ä yazılması lazım. İkisini ayırt edebilmek için.

2. q'dan ben kalın k'yi algılıyorum şahsen.

3. Alfabede bu ihtiyaca cevap verilmiş mi bilmiyorum ama ben Arnavutça'daki gibi kalın l yerine çift l (ll) yazılmasını öneriyorum. İlgililere duyurulur

Ayrıca, İstanbul Türkçesinde ñ sesi yoktur. Anadolu'da bazı ağızlarda, Azerice'de ve Türkmence'de vardır. Onun için, alfabenin yanısıra konuşmamızı da değiştirmeye karar vermediğimiz sürece o harfi kullanmamıza gerek olmadığını düşünüyorum

"E" harfi kapalı e, "ä" harfi ise açık e için; "q" harfi kalın k, "k" harfi ince k için belirlenmiş. Bildiğim kadarıyla ince - kalın l ayrımı Marmara Üniversitesi'nde belirlenen alfabede yok. Zaten Osmanlı zamanındaki imlâda böyle bir ayrım yoktu; kapalı e - açık e, kalın k - ince k ayrımı vardı.

İstanbul Türkçesinde ñ yoktur ama Anadolu ağızlarının neredeyse hepsinde bu ses vardır. Kapalı e sesinin durumu da aynı.

Azerbaycan Türkçesinde resmî dilde ñ sesi yoktur; yerini n'ye bırakmıştır. Bazı ağızlarda ise v olarak söyleniyor: anova: anaña, başuva: başıña (Bakülüler böyle diyor). Ancak ñ Türkçenin aslî seslerinden bir tanesidir. Türk dilinin en eski tarihî devirlerinden beri varlığı tesbit edilebiliyor.

Fikir vermesi açısından İstiklâl Marşı'nın ilk iki kıt'asının Azerbaycan ve Özbek Türkçesine çevirilerine bakabilirsiniz. Yukarıdaki q'lar her ikisinde de var; açık e'ler Azerbaycan Türkçesinde ə, Özbek Türkçesinde ise a harfiyle yazılıyor; ñ ise Azerbaycan Türkçesinin yazı dilinde yok, Özbek Türkçesinde ng şeklinde yazılıyor.

Azerbaycan Türkçesi

Qorxma, sönməz bu şəfəqlərdə üzən al bayraq;

Sönmədən yurdumun üstündə yanan ən son ocaq.

O mənim millətimin ulduzudur, parlayacaq;

O mənimdir, o mənim millətimindir ancaq.

Çatma qurbanın olum, çöhrəni ey nazlı hilal!

Qəhrəman xalqıma bir gül! Nə bu şiddət, bu cəlal?

Sənə olmaz tökülən qanlarımız sonra halal...

Haqqıdır, haqqa tapan, millətimin istiqlal!

Özbek Türkçesi

Qo'rqma, so'nmas bu shafaqlarda suzgan ol sanjoq,

So'nmasin yurtimning ustida yongan eng so'nggi o'choq.

U manim millatimning yulduzidir porlayajak,

U manimdir, u manim millatimningdir har choq.

Uyma, qurbon bo'layin, qoshingga ey, nozli hilol!

Qahramon irqimga bir kul! Na bu shiddat, bu jalol?

Sanga bo'lmas to'kilgan qonlarimiz so'ngra halol…

Haqqi, Haqqa topingan millatimning istiqlol.





"q" neden kalın "k" için kullanılıyor? Biz tam tersini algılamaktayız oysa.

(K) Krizi Ata'nın teşvikleri ile encümen alfabe raporu üzerindeki çalışmalarına hız vermişti. Azaların önünde, İtalyan Fransız, İngiliz, Alman, İspanyol, Portekiz, Rumen, İsveç, Fin, Macar, Polonya, Çekoslovak, Hırvat, Arnavut alfabeleri seriliydi. Avrupa milletleri, Latin alfabesini benimsemişler fakat az da olsa değişiklikler yapmışlar, daha çok bazı harfleri birleştirmek suretiyle dillerine uygun sedaların temine gayret sarfetmişlerdi. Bütün bu farklar teker teker ele alınıyordu. Bizde nasıl olacaktı?

Kâzım K harfi ile yazılamaz, değişik bir şekil bulmak icap edecek diyenler vardı.

Fransız alfabesindeki (Q q) harfi mi (Kü) manasına alınacaktı? Yoksa (Kh) birleştirilmesi mi kabul edilecekti?

İşte bu (K) krizi encümen çalışmalarını çıkmaza sürükler gibi olmuş.

Atatürk'e hemen başvurulmuştu. Encümen azalarından Falih Rıfkı Atay, krizin nasıl çözüldüğünü şöyle anlatıyor:

- Mustafa Kemal bizi dinledikten sonra eline kâğıt kalem aldı. Evvela (Kemal) ve sonra (Qemal) yazdı. Her iki kelimeye de baktıktan sonra, böyle (Qemal) olmaz diyerek bunu karaladı. K krizini atlatmıştık. Yalnız (Kh) tertibi bir müddet kullanıldı. Atatürk halkla temasında bunun yarattığı güçlükleri de bizzat görerek, (Kh) tertibini de terketti, en basit şekle varıldı. turkoloji.cu.edu.tr/ATATURK/kitap/ozerdim.pdf

Bu arada bir 'q-kü' harfi tehlikesi atlattık. Biz Türkçe kelimelerde 'k'nın, ince seslilerle 'ke', kalın seslilerle 'ka' okunduğunu düşünerek, 'q'yü (kü'yü) alfabeye almamıştık.

Ben yeni yazı tasarısını getirdiğim günün akşamı Kazım (Özalp) Paşa sofrada, "Ben adımı nasıl yazacağım. Kü harfi lazım" diye tutturdu.

Atatürk de "Bir harften ne çıkar? Q'yü kabul edelim" dedi.

Böylece Arap kelimesini Türkçeleştirmekten alıkoymuş olacaktık. Sofrada ses çıkarmadım. Ertesi gün yanına gittiğimde meseleyi Ata'ya açtım. Atatürk el yazısı majüsküllerini (büyük harflerini) bilmezdi. Küçük harfleri büyütmekle yetinirdi. Kâğıdı aldı, Kemal'in baş harfini 'küçük q'nün büyütülmüşü ile, sonra da 'k'nin büyütülmüşü ile yazdı. Birincisi hiç hoşuna gitmedi.

Bu yüzden 'q' harfinden kurtulduk. Bereket Atatürk q'nün majüskülünü bilmiyordu. Çünkü o 'k'nin büyütülmüşünden daha gösterişli idi. (F. Rıfkı Atay'ın Çankaya kitabında, 'Yazı' başlıklı bölüm.)

Bugün Azerbaycan'da Kemal - Kəmal, Kâzım - Kazım şeklinde yazılıyor. Ortak alfabeye göre de bu isimler Kämal ve Kazım şeklinde yazılabilir.

Türkçede (^) hem inceltme hem uzatma işareti olarak kullanılıyor. Bundan dolayı bazı kelimelerin nasıl yazılacağı ya da okunacağı problemlidir. Mesela ikâmet kelimesini bir çok insan ince k ile telâffuz ediyor; halbuki bu kelimedeki k kalındır. Tikican dediğiniz kimseler q, w, x gibi harfleri yerli-yersiz kullanıyor. Yukarıdaki İstiklal Marşı örneği onların yazdıklarına benziyor mu?

Alfabemizdeki yetersizlikler çoğu kişinin malumu. Fakat diğer pek çok alfabeden çok daha başarılıyız.

Ayrıca ona bakarsanız yazı eğer konuşmayı ve sözü sesi de temsil edecek bir şekilde kayda geçirme biçimi ise, modern transkripsiyonlar ve fonetik alfabeler bile bu konuda yetersizdir: Söz içinde kaş taşır, göz taşır, duralama taşır, bastırma taşır. Abartma taşır, alay taşır, hüzün taşır. Halbuki alfabe ve noktalama bunları vermekten hala çok uzak. [1]

Alfabe değiştirmek akıllıca olsaydı, sesi temsili bakımından yerlerde yatan İngiliz alfabesi ve imlasında derin devrimler yapılırdı. Ama bu aslında sadece daha büyük karmaşaya ve koca bir geçmişin yok olmasına yol açabilirdi. Bernard Show merhum, zamanında çok uğraştı yeni bir İngiliz alfabesi için ama, çokları bunu akıllıca bulmadı.

1: Ben smiley denilen mimiklerin zamanla bu ihtiyaçları da kullanacak şekilde geleceğin yazısının vazgeçilmezi olacağını savunuyorum gerçi.

Alfabe değiştirmek akıllıca olsaydı, sesi temsili bakımından yerlerde yatan İngiliz alfabesi ve imlasında derin devrimler yapılırdı. Ama bu aslında sadece daha büyük karmaşaya ve koca bir geçmişin yok olmasına yol açabilirdi. Bernard Show merhum, zamanında çok uğraştı yeni bir İngiliz alfabesi için ama, çokları bunu akıllıca bulmadı.

1000 seneden daha uzun süreyle kullandığımız Arap yazısını bırakıp Latin alfabesine geçmişiz. Şimdi diğer Türklerle ortak bir yazı sistemimiz olması için -Türkiye'nin ortaya attığı- ortak alfabeye göre bazı değişiklikler yapılamaz mı?

Sütunlu sunumEdit

Latin harflerine transkriptli metin Sadeleştirilmiş metin İngilizce Tercümesi

İstiklâl Marşı


Kahraman Ordumuza


Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!


Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal


Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.


Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.


Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.


O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,


Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin [[i
İstiklal Marşı Osmanlıca

İstiklal Marşı için en enteresan kreografisi İki tarafta bayrak simetrisi mızrak ve kargı ve yeşillik,en üstte eski yazıyla İstiklal Marşı yazısı bence bu imajı güzel sanatlar lisesi yeniden repreducte etmeli.

stiklâl]]!


Bağımsızlık Marşı


Kahraman Ordumuza

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, yüzünü ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu parlama?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Alah'a tapan milletimin bağımsızlık

Ben maziden beridir özgür yaşadım, özgür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Batının ufuklarını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Uygarlık!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu utanmazca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.


Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şehitler fışkıracak toprağı sıksan, şehitler!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Allah,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda uzak.


Rûhumun senden İlahî, şudur ancak isteği:
Değmesin ma'bedimin göğsüne haramilerin eli!
Bu ezanlar-ki tanıklığı dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.


O zaman coşku ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her yaramdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır soyut bir ruh gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok dağılma;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Allah'a tapan milletimin bağımsızlık!


Independence March

To our brave army



Don't fear! The crimson flag(sancak)
that proudly ripples in this glorious dawn, shall not fade,
Before the last fiery hearth that is ablaze
within my nation is extinguished.
That is the star of my nation, and it will forever shine;
It is mine; and solely belongs to my valiant nation.

Don't frown! I beseech you, oh thou coy crescent,
But smile upon my heroic race!
Why the anger, why the rage? ¹
This blood of ours which we shed for
you shall not be blessed otherwise;
For Freedom is the absolute right of
my God-worshiping nation.
I have been free since the beginning
and forever shall be so.
What madman shall put me in chains!
I defy the very idea!
I'm like the roaring flood;
powerful and independent,
I'll tear apart mountains,
exceed the heavens ² and still gush out!

The lands of the West may be armored with walls of steel,
But I have borders guarded by the mighty chest of a believer.

Recognize your innate strength, my friend!
And think: how can this fiery faith ever be killed,
By that battered, single-fanged
monster you call "civilization"? ³
My friend! Leave not my homeland to the hands of villainous men!
Render your chest as armor and your
body as trench! Stop this disgraceful rush!
For soon shall come the joyous days of divine promise...
Who knows? Perhaps tomorrow? Perhaps even sooner!
View not the soil you tread on
as mere earth - recognize it!
And think about the shroudless
thousands who lie so nobly beneath you.
You're the noble son of a martyr,
take shame, hurt not your ancestor!
Unhand not, even when you're promised
worlds, this paradise of a homeland.
What man would not die for
this heavenly piece of land?
Martyrs would gush out should
one simply squeeze the soil! Martyrs!
May God take my life, all my loved ones
and possessions from me if He will,
But may He not deprive me of
my one true homeland for the world.
Oh glorious God, the sole wish of
my pain-stricken heart is that,
No heathen's hand should ever
touch the bosom of my sacred Temples.
These adhans, whose shahadahs
are the foundations of my religion,
May their noble sound last loud
and wide over my eternal homeland.
For only then, shall my fatigued tombstone,
if there is one, prostrate
a thousand times in ecstasy,
And tears of fiery blood shall
flow out of my every wound,
And my lifeless body shall gush out
from the earth like an eternal spirit,
Perhaps only then, shall I peacefully
ascend and at long last reach the heavens.
So ripple and wave like the bright dawning sky,
oh thou glorious crescent,
So that our every last drop of blood
may finally be blessed and worthy!
Neither you nor my race
shall ever be extinguished!
For freedom is the absolute right of my ever-free flag;
For independence is the absolute right of my God-worshiping nation!


1'li sunumu :Aslı Edit

İstiklâl Marşı


Kahraman Ordumuza


Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!

O benimdir, o benim milletimindir ancak!


Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.

Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal


Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.


Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,

'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?



Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.



Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.

Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.



Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.


Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:

Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.


O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.

Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;

Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım!


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,

Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!


2'li sunumu : Aslı ve Güncel Türkçesi birlikteEdit

Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya

Kahraman Ordumuza


Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!


Kahraman Ordumuza


Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!



Çatma, kurban olayım, yüzünü ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu parlama?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Alah'a tapan milletimin bağımsızlık

Ben maziden beridir özgür yaşadım, özgür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Batının ufuklarını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Uygarlık!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu utanmazca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.

Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şehitler fışkıracak toprağı sıksan, şehitler!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Allah,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda uzak.


Rûhumun senden İlahî, şudur ancak isteği:
Değmesin ma'bedimin göğsüne bizden olmayanların eli!
Bu ezanlar-ki tanıklığı dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.


O zaman coşku ile bin
secde eder -varsa- taşım.
Her yaramdan, İlâhî,
boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır soyut bir
ruh gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek
arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi
ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen
kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok,
ırkıma yok dağılma;
Hakkıdır, hür yaşamış,
bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Allah'a tapan milletimin bağımsızlık!

3'lü sunumu :Aslı , Güncel Türkçesi, İngilizcesiEdit

Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya

4'lü sunumu :Aslı , Güncel Türkçesi, İngilizcesi, OsmanlıcasıEdit

Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Azerice 4'lü sunumu :Aslı , Güncel Türkçesi, Azerice, OsmanlıcasıEdit

Şiir Metni
Güncel Türkçesi
Azerice
Osmanlıca
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
Azerice
örnek osmanlıca مقدمة


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi