Wikia

Yeni Wiki

Şair Eşref

Talk0
57.725pages on
this wiki
Bakınız

Şablon:Şair Eşref d
{{Şair Eşref}}


Şair Eşref

Eserleri
Deccal (2 cilt, 1904-1907)
İstimdad (1905)
Şah ve Padişah (1906)
Hasbihal yahut Eşref ve Kemal (1908)
İran'da Yangın Var (1908)
Şair Eşref Külliyatı (Ölümünden sonra, 1928)

Şair Eşref'in mezar taşı
Şair Eşref'in encümen azaları şiiri

Curcuna mizah dergisi
Eşref mizah dergisi
Musavver Eşref mizah dergisi
Şair Eşref'in Adana vali yardımcılığı
Şair Eşref ve Kırkağaç
Şair Eşrefin hicviyeleri

Şair Eşref'in hayatı
Şair Eşref'in eserleri
Şair Eşref'in memuriyeti

Şair Eşref'in Vilayeti Tahrirat Kalemi memurluğu

Şair Eşref'in Turgutlu mal müdürlüğü
Şair Eşref'in Akhisar mal müdürlüğü
Şair Eşref'in Alaşehir mal müdürlüğü

Şair Eşrefin Fatsa kaymakamlığı
Şair Eşref'in Gördes kaymakamlığı
Şair Eşref'in Çapakçur kaymakamlığı
Şair Eşref'in Hizan kaymakamlığı
Şair Eşref'in Daday kaymakamlığı
Şair Eşref'in Garzan kaymakamlığı

Şair , Kaymakam.

Hayatı 1847'de Manisa'nın Kırkağaç ilçesi Gelenbe kasabasında dünyaya geldi. 1912'da aynı kasabada yaşamını yitirdi. Asıl ismi Mehmet Eşref . Usulizade Hafız Mustafa Efendi 'nin oğlu. İlköğrenimini Gelenbe'de tamamladı. Manisa Hatuniye Medresesi 'nde Arapça ve Farsça dersleri aldı. Özel öğretmenlerden matematik, tarih öğrendi.

MemuriyetiEdit

Memuriyeti Edit

1870'te Manisa Vilayeti Tahrirat Kalemi'nde memur olarak göreve başladı. Turgutlu, Akhisar ve Alaşehir'de mal müdürlüğü yaptı.

KaymakamlığıEdit

Fatsa kaymakamlığı na atandı. Birçok ilçede kaymakam olarak çalıştıktan sonra Gördes kaymakamlığı görevine getirildi. Burada gördüğü yolsuzlukları şiirleriyle hicvedince bir yıl hapse mahkum edildi. Cezasının ardından İzmir'de gözetimde tutuldu.

1903'te Mısır'a kaçtı. Bir süre Fransa, İsviçre ve Kıbrıs'ta yaşadı. Tekrar Mısır'a döndü, Curcuna isimli mizah dergisinde yazılar yazdı. 2. Meşrutiyet ilan edildikten sonra İstanbul'a geldi. Eşref ve Musavver Eşref isimli mizah dergilerinde başyazarlık yaptı.

Adana vali yardımcılığı görevindeyken emekliye ayrıldı.

EmekliliğiEdit

Emeklilik sonrası Kırkağaç'a yerleşti. Yaşamının kalan bölümünü burada geçirdi.

Edebi yönüEdit

Türk edebiyatının hiciv ustasıdır. Tanık olduğu yolsuzlukların üzerine çekinmeden gitti. Hicviyelerini daha çok gazel, kaside, muhammes ve özellikle kıtalar biçiminde yazdı.

ESERLERİ:Edit

Hakkında bir yazı (Abdulhamid faslı biraz abartı gibi duruyor.O Yüzden orijinali wikiaya eklenmeli)Edit

  • Şair Eşref ile ilgili Milliyet Blog'ta yayınlanan beğenerek okuduğum bir yazıyı burada sizlerle paylaşmak istiyorum.


Şair Eşref


Geçen perşembe günü Galata Kulesi'nin altında Sahaf Kitap Sergisi açıldı. Çocukluğumdan beri sahafları gezmeye, saatlerce o eski kitapları seyretmeye bayılırım. Nedense yeni kitapların tanıtıldığı, ya da satıldığı sergileri dolaşırken aynı zevki alamam. İşte o gün püfür püfür esen rüzgarın serinliğinde; o tezgah senin, bu tezgah benim dolaşırken yıllardır arayıp da bulamadığım bir kitabı buluverdim: Şair Eşref ! Hem de 1958 baskısı...

Yıllarca önce bi dergide okuyup, asla unutmayacağımı düşündüğüm, ama herkes gibi beni de gafil avlayan unutkanlık illetine yenik düşüp de unuttuğum harika bi kıt'anın yazarıdır Şair Eşref:

Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için
Gelmesin reddeylerim billahi öz kardaşımı
Gözlerim ebna-i ademden* o rütbe yıldı kim
İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı !

(* Ebna-i ademden: İnsanların ..neliğinden)

Dünyada kaç kişi arkasından böyle bir vasiyet bırakmıştır acaba? Hem de yaşamı; devrin padişahı 2. Abdülhamit ve diğer önemli eşrafını, paşalarını, valilerini, yağcılıkta birbiriyle yarışan devlet ricalini ve rüşvet yiyen memurları hicvedip taşlamakla, alay etmekle, rezil etmekle, hatta uyarına getirip inceden inceye küfür etmekle geçen ve tabii ki ömrü takibatlarla, sürgünlerle , hapislerde yatmakla geçen bir kişi tarafından...

Ve n'olur biliyor musunuz? Şairin mezar taşı ölümünden 16 yıl sonra gerçekten çalınır!

Orhan Seyfi Akbaba Dergisinin 1937 yılı, 221. sayısında şunları yazıyor:

İhtimal , hırsız Eşrefin hayranlarından biriydi. Şairin (yukarıdaki) vasiyetini biliyordu. Her sözü doğru çıkan Eşrefi öldükten sonra utandırmak istemedi. Baktı ki: Onun dediği gibi hakikatten adını anmıyorlar, mezarına gelip bir fatiha okuyan yok... Mezar taşına ait düşüncesinin de doğru çıkmasını istedi. Onun için bu taşı çaldı.

Nef'i mezarsız, Baki kimsesiz, Şeyh Galip unutulmuş, Şinasi bir apartmanın temeline sıkışmış yatarken, bu taşı.... usulcacık ortadan kaldırdı. Kimsenin dikkat etmediği bu kıymetli taşın bir gün büsbütün kaybolacağını düşündü. Ne müzeler idaresine, ne Evkafa, ne Belediyeye emniyet etmedi. Taşı kendisi (ç)alıp sakladı.

İhtimal bir edebiyat okuyucusuydu. ........ Herhalde bu hırsız, Eşrefi bizden daha çok tanıyan ve seven biridir. O, şairin mezarını arayıp bulmasaydı biz onun nerede yattığını hala bilmeyecek, bir mezar taşı olduğunu bile asla öğrenemeyecektik! '

Çok sonraları İzmir'in Eşref Paşa semtine ismi verilen Şair Eşref 1846 da Manisa'nın Kırkağaç kazasının Gelenbe köyünde doğdu. 20 yaşına kadar zeybek giysisiyle dolaştı. Babasından Arapça ve Farsça öğrendi. Girdiği sınavı kazanarak kaymakam oldu. Ve bütün ömrü haksızlıklarla, rüşvetle, irtikapla savaşmakla geçti. Mülkiye mezunu olmasına karşın memuriyeti boyunca Yıldız sarayından rütbe alamadı. 22.05.1912 yılında Kırkağaç'ta öldü.Mezarı istasyon yolu kenarındadır. Çapakçur'dan Hizan'a Daday'dan Garzan'a kadar birçok kazada kaymakamlık ve en son Adana Vali Muavinliğinde bulundu.

Bizde bazı çevreler 2. Abdülhamiti öve öve bitiremezler. Onun mektepler açan, idadileri yurdun her yerine yayan, edebiyatçılara hamilik eden vs. vs. özelliklerini anlata anlata bitiremezler. Aslında gayesi; Saye-i şahanede nail olunan nimetlere dua edip, kendisine daima minnettar kişiler yaratmaktı. Bunda o kadar başarılı oldu ki bunca okumuş irfan ehline rağmen 33 yıl boyunca etrafında her cins köle ve kullarını hazır buldu. Meşhur jurnalciliğini ve koyu isdibdatını bile vatan aşkıyla yorumlayanlar vardır. Oysa gerek Abdülhamit, gerekse onun isdibdat idaresinin gerçek yüzünü en iyi bilenlerdendir Şair Eşref. Bizzat yaşadıklarını, gördüklerini yalnız hicivlerinde değil, hatıratında da yazıp gelecek kuşaklara bırakmıştır. Ancak aynı cevreler, bir hürriyet savaşçısı olan Eşrefi sırf Abdülhamiti hicvettiği için tarihten silmeye, unutturmaya çalışmış ve bunda da başarılı olmuşlardır.

Şunlar bir yıl mahpus yattığı mehterhane tevkifhanesinden notları:

"burada....., uzun yıllar diri diri gömülmüş yatan nice talihsiz başlar bulunca....." (Eşrefin bir sayfa içinde resmedebildiği bu cehennem yolcuları, bütün ömürlerini karartan kuvvetin (yani 2. Abdülhamidin) ne korkunç ve karanlık yataklar kazmış olduğunu anlatmak için, adeta tanrı tarafından hazırlanmış gibidir. yazarın notu)'

Zaptiye Tevkifhanesinde bulunduğumuz zaman 18 ay (oda-i mahsus) denilen mezarlarda yatırılmış ve cürmü meçhul olduğu gibi kaydı kuydu bulunamamış olan Arapkirli demirci Mığırdıç; ve İzmirden getirdikleri halde sualsiz ve cevapsız bir seneden beri yatırılan Hafız Memetler, Saitler; ve sokakta def çalan bir takım İstanbul çingeneleri gelirken ağzından: - İşte bir çingene alayı geliyor sözü çıkmış olan Topkapılı kömürcü Mığır namında birisinin, o sözü güya asker alaylarını telmih etmiş olmak üzere telakki edilerek beş ay; ve aç kalıp bir hizmet istemek için rikab-ı şahaneye arzuhal veren İskilipli Tahir namında gayet mazlum bir zavallı hilaf-ı udubiyed hareket etti denilerek 4 sene; ve yerde görmüş olduğu kırmızı bir bez parçasını bastonuyla yukarıya kaldırmış olan Minas isminde birisi Devlet-i Aliyyenin bayrağını taklit ediyor denilerek 6 ay; ve hutbe okurken padişahın gazi ünvanını her nasılsa unutmuş olan bir hatibin 7 ay; ve Hamidiye Alayları demiş olan birisi devletle alay ediyor diye verilen jurnal üzerine 13 ay; ve bir kayığa nasılsa bir soba borusu koymuş olan Kazgancı Hasan Ağa namında birisinin İdare-i Mahsusa vapurlarını takliden tahkir ediyor denilerek 10, 5 ay; ve kuvvetli bir .......... çekmiş olan Üsküdarlı Ali Efendi namında birisinin devletin toplarını taklid ediyor diyerek 4 ay sorgusuz sualsiz yatırıldıklarını........ ve bunlar gibi daha bir çoklarını bilip acımakta iken Mihterhanenin tersane kısmında Bitlisli Kürt Osman çavuş namında birisine tesadüf ettik ki, ne için olduğu kimsenin malumu olmadığı halde mücerret Sultan Hamidin biraz durakosun dan ibaret olan bir söziyle tamam 12 seneden beri yatmakta olduğunu işittiğimiz zaman........

Abdülhamid'in idaresi hakkında; o dönemin hem canlı tanığı, hem de sanığı olan Eşref'in dediklerinden başka söze hacet var mı? O yalnız padişahı değil, onun kulu olan devlet memurlarını ve başkalarını da hicvetmiştir.

Bir vesile ile şunu demiş:

Padişahım verme beyhude hafiyye aylığı
Hasbetten Lillah millet hep hafiyyendir senin...

Sultan Hamit zamanında Mısır'ın büsbütün elden gittiğini şu kıt'a ile hicvetmiştir: ,

Vakit, fırsat gözetir şah-ı cihan
Tutar elbette elinden kaçanı
Gene sahip olur inşallah
Mısır'ın elinde kaldı koçanı...

Yalnız yukarda saydığım şahısları değil, kendi oğlunu ( şiir yazdığını duyunca) bile hicvetmekten geri kalmaz Eşref:

Rahm-i maderden* nasıl çıktıysa hali öyledir
Gezmeden seyyah-ı alem, bilmeden allamedir
Gam mıdır mektebden olmazsa şehadetnamesi
Eşrafa oğlum için namım şehadetnamedir.
  • mader=ana
Ben ölünce demeli ahbabım
Behresi söğmek için eksikti
Sıçtı şairliğe Eşref, gitti
Üstüne oğlu gelüp tüy dikti.

Ve son olarak bir hiciv abidesi sayılan şu kıt'asını nakledelim üstadın;

Ermeni tacirlerinden Facim Efendi Halep mektubculuğundan azledilen İzzet Efendi ile kavga eder. İzzet Efendi hatırlı ve yüksek rütbeli bir adamdır. Kavga esnasında Facim Efendi ona:

- "senin rütben büyük amma, kendin alçaksın... demiş. Vak'a Eşref'in kulağına gittiği zaman Ermeniyi tahkir ve tezyif eder gibi görünen, ama aynı zamanda Mektupçuyu da berbad eden şu kıt'ayı yazarak İzzet Efendiye yollar:

İşittim ki seni Facim darıltmış,
Demiş: rütben büyük, kendin küçüksün
O, sarhoşlukla etmiş bir köpeklik,
N'olur affeyle sen ondan büyüksün!

Bir düzeltme: Kaynak kitabın 81. sayfasında Münir Süleyman Çapanoğlu (Tarihten Sesler, !.8.1944) Facim Efendinin tacir olduğunu söylemekte ise de aynı kitabın 132. sayfasında yazar H. Yücebaş, Facim Efendinin Diyarbekir İstinaf Müddeiumumisi olduğunu yazmaktadır.

Taner Yılmaz/ İstanbul. 24.05.2008

KaymakEdit

Kaynak: Şair Eşref, Hayatı, Hatıratı, Şiirleri, Hilmi Yücebaş, A.Halit Kitabevi, 1958.


Around Wikia's network

Random Wiki