FANDOM


Asım V.Bölüm Asım Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Asım VII.Bölüm
Asım (1924) - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir. Eğitim-öğretim, ırkçılık, savaş vurgunculuğu, batıcılık, gibi pek çok konudan bahseder. Âsım, Mehmet Âkif’in sanatının önemli eseridir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Mehmet Âkif’i temsil eden Hocazade’nin Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’ndeki evinde dostu ve babasının öğrencisi Köse İmam’la karşılıklı konuşmalarından meydana gelen manzum bir diyalogdur. Eser aynı zamanda Âsım’ın neslinin Çanakkale’de gösterdiği direnişin destanıdır. Bu eserinden dolayı Cenap Şahabettin’in “yalnız asrımızın değil, hatta tarihimizin en büyük destanî şairi” olarak nitelediği Mehmet Âkif’in bu eseri, Türkçenin büyük söz ustası Süleyman Nazif’i de kendisine hayran bırakmıştır. Nazif Âsım için şöyle der: “Yarabbi!.. Şair bu mısraları senin arş-ı ilhâmından birer birer yeryüzüne indirirken, ruhu, kimbilir, heyecandan ne kadar sarsılmış; dimağı, kalbi, a’sâbı ne kadar yıpranmış… ve ne kadar harâb olmuş!.. Onun yazdıklarını biz yalnız okurken, bu kadar titredik ve sarardık.”

(Safahat kitapları: Birinci Kitap Safahat , İkinci Kitap Süleymaniye Kürsüsünde(1912) - Üçüncü Kitap Hakkın Sesleri(1913) - Dördüncü KitapFatih Kürsüsünde (1913) -Beşinci Kitap Hatıralar (1917) -Altıncı Kitap Asım (1924)Yedinci Kitap Gölgeler (1933) - Safahat Dışında kalmış Şiirler)



Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca

- Sana düşkündü babam, küstüğü olmazdı ama...

- Boşboğazsın diye kızmıştı.

- Kerâmet!

- Sorma!

Büsbütün kızdırayım bâri, dedim...

- Ya ? Çok iyi:

Çivi, bir an´anedir bizde, sökermiş çiviyi.

- "Ortaklık şöyle fenâ, böyle müzebzeb işler,

Ah o Yıldız´daki baykuş ölüvermezse eğer,

Âkıbet çok kötü... " dîbâce-i ma´lûmiyle,

Söze girdim.

- Kızıyor muydu?

- Hayır.

- Tekmille!

- Bırakan var mı ki? Rahmetli hocam doğrularak

Dedi:

"Oğlum, bu temennî neye benzer, bana bak:

Eşeklerin canı yükten yanar, aman, derler,

Nedir bu çektiğimiz dert, o çifte çifte semer!

Biriyle uğraşıyorken gelir çatar öbürü;

Gelir ki taş gibi hâin, hem eskisinden iri.

Semerci usta geberseydi... Değmeyin keyfe!

Evet, gebermelidir inkisâr edin herife.

Zavallı usta göçer bir gün âkıbet, ancak

Makâmı öyle uzun boylu nerde boş kalacak?

Çırak mı, kalfa mı kim varsa yaslanır köşeye;

Takım biçer durur artık gelen giden eşeğe.

Adam meğer acemiymiş, semerse hayli hüner;

Sırayla baytan boylar zavallı merkepler.

Bütün o beller omuzlar çürür çürür oyulur;

Sonunda her birinin sırtı yemyeşil et olur:

"Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi?

Ya böyle kalfa değil, basbayağı muallimdi.

Nasıl da kadrini vaktiyle bilmedik tuhaf iş:

Semer değilmiş, o rahmetlininki devletmiş!"


Nasîhatim sana: Herzeyle iştigâli bırak;

Adamlığın yolu nerdense, bul da girmeye bak!

Adam mısın: Ebediyyen cihanda hürsün, gez;

Yular takıp seni bir kimsecik sürükliyemez.

Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere;

Küfür savurma boyun kestiğin semercilere. "

- Sen işin yoksa devir çamları paldır küldür;

Neslimin şöyle dönüp bakması hattâ züldür.

Gözüm ensemde değil, görmeliyim ben önümü;

Kestik attık hele mâzî denilen kör düğümü!

Ne zamandan beridir bağlıyız artık bıktık;

Demir aldık o sizin an´anelikten çıktık.

- Pupa yelken açılın şâyed oturmazsa gemi!

Bu tenezzüh, cici bey, doğruca Kağıthâne´ye mi?

- Hayır, enginleri bir bir geçerek, gâyemize.

- Hele bir kerre çıkın Marmara´dan Akdeniz´e!

Fıkra gelsin mi?

- İşin fıkracılık zâten, İmam!

Korkarım çam devirirsin yine...

- Bilmem çam mam!


"Bocalarken bakar üstündeki kaptan acemi,

Sarılır bir kayanın boynuna bîçâre gemi.

"Bu nedir, Bey Baba, bittik mi, ne olduk?" derler;

Kimi evrâd okur üfler, kimi lâ-havle çeker.

" Yok canım!" der Hacı Kaptan, biriken yolculara:

"Su tükenmiş, haberim yok, buyurıın işte kara!"


Siz de, oğlum, bu mahârette, bu cür´ettesiniz:

Gemi yüzdürmek için kalmadı meydanda deniz!

- Dinle bir fıkra da benden bakalım şimdi.


- Olur

- "Dev-i sâbıkta kazâ teknesi, bir köhne vapur,

Akdeniz hattına tahsîs edilir bol keseden.

Eski kaptan "Gidemem, der, getirin varsa giden. "

Yeni kaptan gelerek, doğru çıkar mevki´ine.

Adamın tâli´i oldukça güzelmiş ki yine,

Yel üfürsün, su götürsün diye bekletmez pek

Gece kalkar bu adem postası İzmir diyerek.

Göksu´daymış gibi fış fış yüzedursun miskin...

Denizin neş´esi a´lâ, hava enfes... Lâkin,

Bir taraftan verivermez mi nihâyet patlak

Tekne kör kandil olur, yolcular allak bullak.

Şimdi bîçâre süvârîye ne dur var, ne otur;

Dinlenir farz ederek birçok emirler savurur.

"Getirin haritayı!" der; baksana mâşâ´allâh:

Şile, Bartın, Kızılırmak... Güzelim, Bahr-i Siyâh!

- Akdeniz yok mu

- Hayır yok.

Bu nasıl kaptanlık?

- Haklısın Bey Baba, göndermediler, çok yazdık.

Eğilir sonra bakar. İbresi yok bir pusula...

Yürümez ezbere, yâhû, gemi, eyvahlar o1a!

Bora estikçe eser, dalgalar azdıkça azar...

"Getirin ibreyi!" der, bulmanın imkânı mı var?

"İbre yok, Bey Baba, bilmem ne getirsek?" derler...

O da: "Öyleyse şehâdet getirin!" der bu sefer.


Verdiğin tek silik onluktu, behey aksi İmam,

Olacak söz mü dokuz kubbeli, çinçinli hamam?

Bize devlet diye teslîm olunan şey neydi?

Çarpacak sâhil arar, kupkuru bir tekneydi!

On sekiz mil mi gideydik? Batırırdık...

- Lebbey?

Batmadık bir yeriniz kaldı mı, bilmem, cici bey?

"Devr-i sâbık" mı dedin Şimdi?... Elindeyse, çevir,

Ensesinden tutup eyyâmı da gelsin o deviı:

Milletin beş parasız onda, emîn ol, yedisi!

Gündüzün aç dolaşır, akşama kırk ev kedisi!

Yatırın âlemi çavdar kaıışık mezbeleye:

Ne bu? Ekmek! diye dünyâyı verin velveleye.

Hastalık kehle, sefâlet saradursun, kol kol,

Sâde siz seyre bakın!

- Harb-i umûmî bu, ayol!

- Devr-i sâbıkta gebermezdi adam böyle zelîl,

Diri bir yanda uzanmış, ölü bir yanda sefil.

- Niye hürriyyet için sürgüne gittindi?

- Evet,

Gittim amma bu değil beklediğim hürriyyet.

Zâten i´lân edilirken işi çakmıştım ya...

Çatlasan hayra yorulmazdı o miskin rü ya!

Ne herifler, ne kılıklar, ne nutuklardı, düşün!

- Düşünür, arz ederim sonra!

- Unutmam, bir gün,

Bâbıâlî yokuşundan çıkıyordum, baktım:

Yolu boydan boya tutmuş eli bayraklı takım.

Geziyor başlann üstünde genizden bir ses.

Çömelip, salya sümük ağlayadursun herkes,

Ben görür görmez öten zurnayı bir irkildim...

Ay, Zuhûrî ye çıkan maskara! Bildim... Bildim...

Değişen bir yeri yok dinleyemem kim ne dese.

Yine bir kıl keçe altında kapanmış ense;

Yine yıllarca hamamsız ki boyun musmurdar;

Yine parmak gibi, âfâka batan, tırnaklar;

Yine merdâne geçirıniş gibi yatkın bir yüz,

Ki hayâ nâmına tek ârıza bilmez, dümdüz!

Yine bir tatsız alın, yassı burun, basma çene...

Hep o, hiç başka değil, gördüğüm evvelki sene.

- Kimdi, anlat şunu?

- Kuzguncuk´a geçtim bir gün,

Molla´nın köşküne yaklaşmadan etmez mi sökün,

Belki kırk elli köpek havlıyarak nerdense...

- Ama hiç saklama: Korkup da oturdun mu Köse?

- Köse dünyâda senin söylediğin haltı yemez;

Parçalar, belki, fakat üstüme itler siyemez.

- Hadi öyleyse, Hocam, sell-i asâ et de yanaş!

- Saldıran yoktu ki... Derken kocaman bir karabaş,

Karşıdan başladı ses venneye...

- Lâkin bu yaman.

Konağın bekçisi besbelli...

- Değilmiş, dur aman!

O içerden, bu yiğitler de dışardan ürüdü;

Bir ağız kavgasıdır aldı, tabî´î, yürüdü.

Karabaş sustu neden sonra, köpekler yattı;

Şimdi âfâkı gümüş kahkahalar çınlattı.

Kapıdan bir göreyim şöyle, dedim, vay canına:

Adam olmuş karabaş, geçti beyin ta yanına.

Ben şaşırmış bakıyordum ki sadâlar dindi;

Karabaş salta dururken dönerek silkindi,

Oldu bir zilli köçek, oynadı hop hop göbeği;

Hani varmış gibi karnında beş aylık bebeği!

Karabaş sonra Zuhûrî ye de çıksın mı sana?

Hem nasıl, taş çıkarır, belki, Burunsuz Hasan´a.

Ne Arap kaldı, ne Lâz kaldı, ne Çerkes, ne Pomak

Öyle bir kesti ki taklidleri, bittim...


Çok köpek oğluymuş

Evet, pek de utanmaz şeydi...

- Parsa çok muydu?

- Bırak toplasın, oğlum, değdi...

Kaçıranlar bile olmuş, o kadar gülmüştük.

İşte yavrum, bu omuzlarda gezen dilli düdük,

Havlayan, zil takınan, sonra Zuhûrî ye dalan,

O bizim soytarının kendi değil miydi?


- Karabaş gel! diyecektim...

- Dememiştin ya, sakın?

- Ne dedim, bilmiyorum, ta öteden bir çapkın,

Gâlibâ sezdi ki, yekten dedi: "Halt etme sofu!

Gördüğün fesli: Senin milletinin feylesofu.

Bu ve emsâli dehâlar tutuyor memleketi.

Sen bu şenlikleri gördünse kimin ma´rifeti?"

Dedim: "Ezberliyelim, saysana, oğlum, bir bir,

Şu dehâlar dediğin kaç kişidir, kimlerdir?"

"İctimâî biri, dehşetli siyâsi öbürü;

Hele mâliyyecimiz yok mu, bu ilmin pîri. "

Sayı dolmuştu, fakat bende tükenmişti sıfir;

Dön işin yoksa finldak gibi artık fir fir.

Böyle bir korku geçinniş değilim ömrümde;

Benzedim gitti o gün neşvesi kaçmış Kürd´e.

- Yine bir fikra mı yerleştireceksin araya?


- Hani vâiz geçinen maskara şeyler var ya,

Der ki bir tânesi peş tahtayı yumruklıyarak.

Dinle dünya nenin üstünde durur, hey avanak!

Yerin altında öküz var, onun altında balık;

Onun altında da bir zorlu deniz var kayalık.

Öteden Kürd atılır.

- Doğru mu dersin be hoca?

- Ne demek doğru mu dersin? Gidi câhil amca!

Sözlerim basma değil, yazma kitaptan tekmil;

Kim inanmazsa kızıl kâfir olur böylece bil.

- Rahatım yok benim öyleyse bugünden sonra;

Gömülüp kurtulayım bâri hemen bir çukura.

- Ne zorun var be adam?

- Anlatayım dur ki hocam:

Ben bu dünyâyı görürdüm de sanırdım sağlam.

Ne çürükmüş o meğer sen şu benim bahtıma bak.

Tutalım şimdi öküz durdu, balık durmıyacak;

Diyelim haydi balık durdu biraz buldu da yem.

Ya deniz?.. Hiç dibi yokmuş bu işin... Ört ki ölem!

Ne dedin fikrama?

-Gayretle fena.

- Vay

- Dinle:

Memleket mahvoluyor, baksana, bedbinlikle.

Ben ki ecdâda söven maskaralardan değilim,

Anarım hepsini rahmetle... Fakat münfa´ilim.

- Niye?

- Zerk etmediler kalbime bir damla ümîd.

Hoca dünyâda yaşanmaz, yaşamaktan nevmîd.

Daha mektepte çocuktuk bizi yıldırdı hayat;

Oysa hiç korku nedir bilmiyecektik heyhat!

Neslim ürkekmiş, evet, yoktu ki ürkütmiyeni;

"Yürü oğlum!" diye teşcî´ edecek yerde beni,

Diktiler karşıma bir kapkara müstakbel ki,

Öyle korkunç olamaz hortlasa devler belki!

Bana dünyâya çıkarken "batacaksın!" dediler...

Çıkmadan batmayı öğren, ne kadar saçma hüner!

Ye´si ezber bilirim, azmi yüzünden tanımam;

Okutan böyle okutmuştu, beğendin mi İmam?

- Çattı, lâkin, o yalan bellediğin istikbâl.

- Hadi çatmış diyelim, kimlere âid ki vebâl?

Bir ışık gösteren olsaydı eğer, tek bir ışık

Biz o zulmetleri bin parça edip çıkmıştık.

İki üç yüz senedir serpemiyor bizde şebâb;

Çünkü bîçârenin âtîsine îmânı harâb.

Hissi yok fıkri bozuk azmini dersen: Meflûc...

Hani ıûhunda o haksızlığa isyan, o hurûc?

Karşıdan zinde görürsün, sokulursun ki: Yanm...

Yandık ecdâdımızın nârına, hâlâ yanarım!

Ye´si tekfir eden îmânıma olsun ki yemin,

Bize telkîn-i ümîd etmediler, yoksa bu din,

Yine dünyâlara yaymıştı yeşil gölgesini;

Yine hakkın sesi boğmuştu dalâlin sesini.

Müslümanlık bu değil, biz yolumuzdan saptık

Tapacak bir putumuzyoktu, özendik yaptık!

Göreyim gel de büyük bildiğin Allâh´ı kayır...

Hani, tevfik-i İlâhîye kanan var mı? Hayır.

Ya senin âlem-i İslâm´ın inanmış ye´se;

Dîn-i resmîsi odur, vazgeçemez kim ne dese!

Önce dört kıt´ayı alt üst eden îmân-ı metîn;

Sonra, dört yüz bu kadar milyon adam, hepsi cebîn!

Şarka in, mağribe yüksel, göremezsin galeyan...

Nasıl olmuş da uyuşmuş bütün ümmetteki kan?

Niye tutmuş da bu şevket, bu şehâmet dîni,

Benden imsâk ediyor ceddime bezl ettiğini?

Yaşamak hakk-ı sarîhim mi? Evet. Bir mantık

Bunu inkâr edemez, çünkü bedîhî artık.

Bir bedâhet de bu öyleyse: "Çalışmak borcum. "

Yok irâdem ki, fakat, dipdiri bir meflûcum!

- Ya kabâhat yine mâzîde mi?..

- Bilmem, kimde...

Bir çıfıt sillesi kaç yıldır öter beynimde:

Dedi: "Farz et senin Asya´n yedi yüz milyonmuş;

Ne çıkar? davranamaz hiç ki, serâpâ donmuş.

Vâkıâ biz bir avuç unsuruz amma boğarız,

Kimi dünyâda görürsek hareketsiz, cansız. "

Ah o din nerde, o azmin, o sebâtın dîni;

O yerin gökten inen dîni, hayâtın dîni?

- Sana düşkündü babam, küstüğü olmazdı ama...

- Boşboğazsın diye kızmıştı.

- Keramet!

- Sorma!

Büsbütün kızdırayım öyle ise, dedim...

-Ya? Çok iyi:

Çivi, bir gelenektir bizde, sökermiş çiviyi.

- "Ortaklık şöyle kötü, böyle karışık işler,

Ah o Yıldız'daki baykuş(1) ölüvermezse eğer,

Sonumuz çok kötü..." şeklinde o bilinen girişle

Söze başladım.

- Kızıyor muydu?

- Hayır.

- Tamamla!

- Bırakan var mı ki? Rahmetli hocam doğrularak,

Dedi:

"Oğlum, bu dilek neye benzer, bana bak:

Eşeklerin canı yükten yanar, aman, derler,

Nedir bu çektiğimiz dert, o çifte çifte semer!

Biriyle uğraşıyorken gelir çatar öbürü;

Gelir ki taş gibi hâin, hem eskisinden iri.

Semerci usta geberseydi... Değmeyin keyfe!

Evet, gebermelidir beddua edin herife.

Zavallı usta göçer bir gün sonunda, ancak,

Yeri öyle uzun boylu nerde boş kalacak?

Çırak mı, kalfa mı kim varsa yaslanır köşeye;

Takım biçer durur artık gelen giden eşeğe.

Adam meğer acemiymiş, semerse hayli hüner;

Sırayla veterineri boylar zavallı eşekler.

Bütün o beller omuzlar çürür çürür oyulur;

Sonunda her birinin sırtı yemyeşil et olur.

"Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi?

Ya böyle kalfa değil, basbayağı usta idi.

Nasıl da değerini daha önce bilmedik, tuhaf iş:

Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş!"


Öğüdüm sana: Saçma sapan şeylerle uğraşmayı bırak;

Adamlığın yolu nerdense, bul da girmeye bak!

Adam mısın: Sonsuza dek dünyada hürsün, gez;

Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.

Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere;

Küfür savurma boyun kesdiğin semercilere."

- Sen işin yoksa devir çamları paldır küldür;

Neslimin şöyle dönüp bakması bile alçaklığın işaretidir.

Gözüm ensemde değil, görmeliyim ben önümü;

Kestik attık hele geçmiş denilen kör düğümü!

Ne zamandan beridir bağlıyız artık bıktık;

Demir aldık o sizin gelenekçiliğinizden.

- Pupa yelken açılın eğer oturmazsa gemi!

Bu gezinti, cici bey, doğruca Kağıthâne'ye(2) mi?

- Hayır, enginleri bir bir geçerek, gayemize.

- Hele bir defa çıkın Marmara'dan Akdeniz'e!

Fıkra gelsin mi?

- İşin fıkracılık zaten, İmam!

Korkarım çam devirirsin yine...

- Bilmem çam mam!


"Bocalarken bakar üstündeki kaptan acemi,

Sarılır bir kayanın boynuna zavallı gemi.

"Bu nedir, Bey Baba, bittik mi, ne olduk?" derler;

Kimi duâ okur üfler, kimi lâ-havle çeker.

" Yok canım!" der Hacı Kaptan, biriken yolculara:

"Su tükenmiş, haberim yok, buyurun işte kara!"


Siz de, oğlum, bu ustalıkta, bu cür'ettesiniz:

Gemi yüzdürmek için kalmadı meydanda deniz!

- Dinle bir fıkra da benden bakalım şimdi.


-Olur

- Bundan önceki devirde kazalar geçirmiş bir tekne, bir eski vapur,

Akdeniz hattına tahsis edilir bol keseden.

Eski kaptan "Gidemem, der, getirin varsa giden."

Yeni kaptan gelerek, doğru çıkar mevkiine.

Adamın talihi oldukça güzelmiş ki yine,

Yel üfürsün, su götürsün diye bekletmez pek,

Gece kalkar bu ölüm postası İzmir diyerek.

Göksu'daymış gibi fış fış yüzedursun miskin...

Denizin neş'esi iyi, hava güzel... Lâkin,

Bir taraftan verivermez mi sonunda patlak,

Tekne kör kandil olur, yolcular allak bullak.

Şimdi zavallı kaptana ne dur var, ne otur;

Dinlenir zannederek birçok emirler savurur:

"Getirin haritayı!" der; baksana maşallah:

Şile, Bartın, Kızılırmak... Güzelim, Karadeniz!

- Akdeniz yok mu?

- Hayır yok.

- Bu nasıl kaptanlık?

- Haklısın Bey Baba, göndermediler, çok yazdık.

Eğilir sonra bakar: İbresi yok bir pusula...

Yürümez ezbere, yahu, gemi, eyvahlar ola!

Bora estikçe eser, dalgalar azdıkça azar...

"Getirin ibreyi!" der, bulmanın imkânı mı var?

"İbre yok, Bey Baba, bilmem ne getirsek?" derler...

O da: "Öyleyse şehâdet getirin!" der bu sefer.


Verdiğin tek silik onluktu, behey aksi İmam,

Olacak söz mü dokuz kubbeli, çinçinli hamam?

Bize devlet diye teslim olunan şey neydi?

Çarpacak kıyı arar, kupkuru bir tekneydi!

On sekiz mil mi gideydik? Batırırdık...

- Ne dediniz?

Batmadık bir yeriniz kaldı mı, bilmem, cici bey?

"Önceki devir" mi dedin şimdi?... Elindeyse, çevir,

Ensesinden tutup günleri de, gelsin o devir.

Milletin, emin ol ki onda yedisi beş parasızdır.

Gündüzün aç dolaşır, akşamleyin ise kırk evin kedisi gibidir!

Herkesi mecbur edin çavdar karıştırılmış çöplüğe:

Ne bu denince de ekmek diye dünyayı boğun gürültüye

Hastalık, bit, sefalet saradursun, kol kol,

Sâde siz seyre bakın!

- Dünya Savaşı bu, ayol!

- Önceki devirde gebermezdi adam böyle zillet içinde,

Diri bir yanda uzanmış, ölü bir yanda uzanmış sefillik içinde..

- Niye hürriyet için sürgüne gittindi?

- Evet,

Gittim ama bu değil beklediğim hürriyet.

Zâten ilân edilirken işi çakmıştım ya...

Çatlasan hayra yorulmazdı o miskin rüya!

Ne herifler, ne kılıklar, ne nutuklardı, düşün!

- Düşünür, arz ederim sonra!

- Unutmam, bir gün,

Bâbıâlî yokuşundan çıkıyordum, baktım:

Yolu boydan boya tutmuş eli bayraklı takım.

Geziyor başların üstünde genizden bir ses.

Çömelip, salya sümük, ağlayadursun herkes,

Ben görür görmez öten zurnayı bir irkildim...

Ay, Zuhûrî'ye çıkan maskara! (3) Bildim... Bildim...

Değişen bir yeri yok, dinleyemem kim ne dese.

Yine bir kıl keçe altında kapanmış ense;

Yine yıllarca hamamsız ki boyun musmurdar;

Yine parmak gibi, uruklara batan, tırnaklar;

Yine merdâne geçirmiş gibi yatkın bir yüz,

Ki haya adına tek engebe tanımaz, dümdüz!

Yine bir tatsız alın, yassı burun, basma çene...

Hep o, hiç başka değil, gördüğüm evvelki sene.

- Kimdi, anlat şunu?

- Kuzguncuk'a(4) geçtim bir gün,

Molla'nm köşküne yaklaşmadan etmez mi sökün,

Belki kırk elli köpek, havlayarak, nerdense...

- Ama hiç saklama: Korkup da oturdun mu Köse?

- Köse dünyâda senin söylediğin haltı yemez;

Parçalar, belki, fakat üstüme itler siyemez.

- Hadi öyleyse, Hocam, vurmak için asâ kaldır da yanaş!

- Saldıran yoktu ki... Derken kocaman bir karabaş,

Karşıdan başladı ses vermeye...

- Fakat bu yaman.

Konağın bekçisi besbelli...

- Değilmiş, dur aman!

O içerden, bu yiğitler de dışardan havladı;

Bir ağız kavgasıdır aldı, tabîî, yürüdü.

Karabaş sustu neden sonra, köpekler yattı;

Şimdi ufukları gümüş kahkahalar çınlattı.

Kapıdan bir göreyim şöyle, dedim, vay canına:

Adam olmuş karabaş, geçti beyin ta yanına.

Ben şaşırmış bakıyordum ki sadâlar dindi;

Karabaş art ayakları üzerinde dururken silkindi,

Oldu bir zilli köçek, oynadı hop hop göbeği;

Hani varmış gibi karnında beş aylık bebeği!

Karabaş sonra Zuhûrî'ye de çıksın mı sana?

Hem nasıl, taş çıkarır, belki, Burunsuz Hasan'a. (5)

Ne Arap kaldı, ne Lâz kaldı, ne Çerkeş, ne Pomak,

Öyle bir kesti ki taklidleri, bittim...


- Hele bak! Çok köpek oğluymuş

- Evet, pek de utanmaz şeydi...

- Bahşiş çok muydu?

- Bırak, toplasın, oğlum, değdi...

Altına kaçıranlar bile olmuş, o kadar gülmüştük.

İşte yavrum, bu omuzlarda gezen dilli düdük,

Havlayan, zil takman, sonra Zuhûrî'ye dalan,

O bizim soytarının kendi değil miydi?


- Karabaş gel! diyecektim...

- Dememiştin ya, sakın?

- Ne dedim, bilmiyorum, ta öteden bir çapkın,

Gâlibâ sezdi ki, birden dedi: "Halt etme sofu!

Gördüğün fesli: Senin milletinin filozofu.

Bu ve bunun gibi dehâlar tutuyor memleketi.

Sen bu şenlikleri gördünse kimin eseri?"

Dedim: "Ezberliyelim, saysana, oğlum, bir bir,

Şu dehâlar dediğin kaç kişidir, kimlerdir?"

"Sosyolog biri, dehşetli siyasetçi öbürü;

Hele maliyecimiz yok mu, bu ilmin piri."(6)

Sayı dolmuştu, fakat bende tükenmişti sıfır;

Dön işin yoksa fırıldak gibi artık fır fır.

Böyle bir korku geçirmiş değilim ömrümde;

Benzedim gitti o gün neşesi kaçmış Kürd'e.

- Yine bir fıkra mı yerleştireceksin araya?


- Hani vaiz geçinen maskara şeyler var ya,

Der ki bir tanesi rahleyi yumruklayarak.

Dinle dünya neyin üstünde durur, hey avanak!

Yerin altında öküz var, onun altında balık;

Onun altında da bir zorlu deniz var kayalık.

Öteden Kürd atılır:

- Doğru mu dersin be hoca?

- Ne demek doğru mu dersin? Ey gidi bilgisiz amca!

Sözlerim basma değil, yazma kitaptan bütünüyle;

Kim inanmazsa kızıl kâfir olur böylece bil.

- Rahatım yok benim öyleyse bugünden sonra;

Gömülüp kurtulayım bari hemen bir çukura.

- Ne zorun var be adam?

- Anlatayım dur ki hocam:

Ben bu dünyâyı görürdüm de sanırdım sağlam.

Ne çürükmüş o meğer sen şu benim talihime bak:

Tutalım şimdi öküz durdu, balık durmayacak;

Diyelim haydi balık durdu biraz buldu da yem.

Ya deniz?.. Hiç dibi yokmuş bu işin... Ört ki ölem!

Ne dedin fıkrama?

- Çok fena.

-Vay

- Dinle:

Memleket mahvoluyor, baksana, bedbinlikle.

Ben ki atalarımıza söven soytarılardan değilim,

Anarım hepsini rahmetle... Fakat kırgınım.

- Niye?

- Aşılamadılar kalbime bir damla ümit

Hoca dünyada yaşanmaz, yaşamaktan ümit keserek.

Daha okulda çocuktuk, bizi yıldırdı hayat;

Oysa hiç korku nedir bilmeyecektik, ne yazık!

Neslim ürkekmiş, evet, yoktu ki ürkütmeyeni;

"Yürü oğlum!" diye yüreklendirecek yerde beni,

Diktiler karşıma bir kapkara gelecek ki,

Öyle korkunç olamaz hortlasa devler belki!

Bana dünyaya çıkarken "batacaksın" dediler...

Çıkmadan batmayı öğren, ne kadar saçma hüner!

Ümitsizliği ezber bilirim, azmi yüzünden tanımam; (7)

Okutan böyle okutmuştu, beğendin mi İmam?

- Geldi, fakat, o gerçek dışı sandığın gelecek.

- Hadi gelmiş diyelim, kimlere âit ki vebal?

Bir ışık gösteren olsaydı eğer tekbir ışık,

Biz o karanlıkları bin parça edip çıkmıştık.

İki üç yüz senedir gelişemiyor bizde gençlik;

Çünkü zavallının atîsine îmânı har âb.

Duygusu yok, fikri bozuk, azmini dersen: Felç olmuş...

Hani ruhunda o haksızlığa isyan, o çıkış?

Karşıdan canlı görürsün, sokulursun ki: Yarım...

Yandık atalarımızın nârına, hâlâ yanarım!

Ümitsizliği küfür sayan inancıma olsun ki yemin,

Bize ümit aşılamadılar, yoksa bu din,

Yine dünyalara yaymıştı yeşil gölgesini;

Yine hakkın sesi boğmuştu sapkınlığın sesini.

Müslümanlık bu değil, biz yolumuzdan saptık,

Tapacak bir putumuz yoktu, özendik, yaptık!

Göreyim gel de büyük bildiğin Allah'ı kayır...

Hani, Allah'ın yardımına kanan var mı? Hayır.

Ya senin İslam âlemin inanmış ümitsizliğe;

Resmi dini odur, vazgeçmez kim ne dese!

Önce dört kıtayı alt üst eden o sağlam iman;

Şimdi hepside korkak olan dört yüz bu kadar milyon insan

Doğuya in, batıya yüksel, göremezsin hareket ve heyecan...

Nasıl olmuş da uyuşmuş bütün ümmetteki kan?

Niye tutmuş da bu şevket, bu yiğitlik dini,

Benden esirgiyor atalarıma cömertçe verdiğini?

Yaşamak apaçık hakkım mı? Evet. Hiç bir mantık,

Bunu inkâr edemez, çünkü meydanda artık.

Öyleyse şu da apaçık bir gerçek: "Çalışmak borcum."

Fakat bunun için iradem yok, dipdiri bir felçliyim!

- Ya kabahat yine geçmişte mi?..

- Bilmem kimde...

Bir yahudinin tokadı kaç yıldır öter beynimde:

Dedi: "Kabul et ki senin Asya'n yedi yüz milyonmuş;

Ne çıkar? Davranamaz hiç ki, baştan başa donmuş.

Gerçi biz bir avuç kişiyiz ama boğarız,

Kimi dünyada görürsek hareketsiz, cansız."

Ah o din nerde, o azmin, o direnişin dini

O yerin gökten inen dini, hayatın dini?


(1)Yıldız Sarayı'nda oturan Sultan II. Abdülhamit.

(2) Kağıthane: İstanbul'da daha ziyade alafranga

beylerin eğlendiği bir semt ve derenin adı.

(3) Burada ortaoyununda komik rollerine de

çıkmış olan Filozof Rıza Tevfik kastedilmektedir.

(4) Kuzguncuk: istanbul'da, Boğaz'da bir semtin adı.

(5) Burumuz Hasan: Ortaoyununun ünlü oyuncusu

(6) Burada sırasıyla II,Meşrutiyetin ünlü simalarından

Ziya Gökalp, Talat Paşa ve Cavit Bey kastedilmektedir.

(7)Kur'an-ı Kerim'i ezbere veya yüzünden

okumaktan kaynaklanan bir ifade

-my father liked you. He wasn’t angry with you but...


-he was angry with you only you are chatter.


-miracle!


-don’t ask!


-“then ı annoyed him completely” said ı.


-hum? Very good: “diamond cut diamond” this is my tradition.


- “environment like this bad, jobs were as irregular, if it, owl on the star, doesn’t die, the end of very bad.” I began to speak these words.


-Was he nervous?


No

-complete!


-Who allows that? Deceased Hodja said “son, what looks like this wish, look at me: Donkeys soul lights up the load, oh, say, what are these troubles, double double saddle.


When ı was dealing one of them, the other of them came and taunted


New incoming likes stone and larger.


If maker saddle dies, ı will be happy.


Yes he must die. Please curse him.


At the end of the maker saddle dies, but,


Place is very big where it will stay empty?


Apprentice journeyman everybody lean the corner.

The team is now coming to the donkey stops harvester.


The man apparently novice ,saddle was pretty trick;


. One by one veterinarian of the poor donkeys lengths.


All that waists shoulders rots rots gouges ;


At the end of each one’s back is the green meat .


"Outgoing saddlers, they say, now do we find?


Either way, not foreman, was a master officially.


How we knew the value of it earlier, funny work:


Lates wasn’t saddle it was government! "


My advice to you: Leave about doing stupid things;


Where the breeding way, started to break into the look!


Are you man: you are free the world forever, hindsight;


Nobody can drag you with halter.


Are not you man, my son: Volunteer fruition;


Blasphemy tossing to your intersects neck saddlers. "


- You do not have the job overthrow Pines headlong ;


He even turned to look at my generation is a sign of brutality.


My eye is not beating down my neck, I have to see me off;


Especially in the past have taken the so-called cut-blind node ! How long since we commited , now we are sick;


We have received iron fromyour traditionalism.


- If the ship doesn’t fit, Open up sails to Pupa!


This ride, pretty gentleman, straight Kağıthane (2)?


- No, one by one through the waves, our aim.


- Exit the Marmara, Mediterranean, especially if a time!


Clause come?


– Your work is already clause, Imam!


You blunder again , I'm afraid ...


- I do not know pine mam!


"While floundering captain looks at the top of the novice,


A rock wrapped in a poor ship's neck.


"What is it, Mr. Claus,we finished, what we have?" derler; they say;


Who reads the blows, some draws lâ-pile.


"No, darling!" der HacıKaptan, biriken yolculara: Hadji says Captain, the accumulated passengers:


"Water is exhausted, I do not know, there is an island!"


You too, my son, this grace, you are in this temerity:


There is any sea for float a ship!


- Listen, let's look at me now, in a paragraph.


-Okay


- A boat that had accidents in the previous era, an old ferry, Large pouch line is allocated to the Mediterranean.


Former captain, "I can not go, he says, if someone go , bring me."


New captain comes and he moves up to his location.


Man's fate is still quite good, Wind puff out, water, no matter that many doesn’t wait it, The dead mail gets up and say Izmir.


Musk was swimming Fis FİsSuch as Göksu…


The taste of sea is good, the weather is nice ... Lâkin, : But,


On the one hand verivermez broke out at the end,


Boat blind is a lamp, passengers confused.


Now what is a poor captain, no sit down;


Heard in many directions, assuming he hurls:


"Bring on the map!" He says, look at that's the goods:


Sile, Bartin, the Red River ... the beautiful Black Sea!


You do not have the Mediterranean?


No, no.


This is how the captain? You're right Mr. Bey, we wrote , they did not send,.


He bends then he looks at a compass without needle...


Walk by rote, ahoy, ship, Woe be!


Bora work blew, waves azdıkça little ...


"Bring slider!" He says, have the opportunity to find?


"No Pointer, Mr. Claus, I do not know what we bringing?" derler... They say ...


He said: "Then bring testify!" der bu sefer. he says this time.


The only soft tenner given, unless otherwise behey Imam,


Is there will be nine-domed, with chinese bath?


What was the thing he owned the state delivered to us?


It searcheswill hit the coast, like a bone-dry boat!


If we went eighteen miles? We were sinking ...


What did you say?


Have had a place we didn’t sink, I do not know, pretty gentleman?


"The previous era" did you say now? If it is on your hand , turn it


Holding neck in the days, come the revolution.


Make sure that seven out of ten five is free of the nation.


They travel hungry in day, the evening is like cats in the house forty!


Please everyone forced to dump mixed with rye:


Neither of these is mentioned in the bread world, he muffled noise


The disease, lice, saradursun misery, arm in arm


Plain sailing you see!


It’s World War , ayol!


Prior period man would’t have died in such in this case,


Alive on the one hand outstretched, one hand stretched out dead in misery ..


Why did you go exile for liberty?


- Yes,


I've gone, but that freedom is not what I expected.


I have already understand it while it was declared. dream can’t be tired if you crack


What guys, what apparel, what was speech, think!


- Think, then I would supply!


- I don’t forget, one day,


Porte going ramp, I looked at:


Held the hand of the path across the flag team. Traveling over the heads of a nasal sound. Crouched, dribbling snot, cried everyone I had heard a horn sounding on sight ... Month, the mascara Zuhûrî'ye! (3) knew ... I knew ...


Nothing changes, I can’t listen who say something.


However, closed a hair below the nape of the neck seal;


Yet for years the neck uncleanely without bath;


However, like fingerprints, uruklara sinking, nails;


Also had a roller such as a face-prone,


Roughness on behalf of the testicle that does not recognize a single, straight!


Also take a tasteless, flat nose, and pressing the chin ...


Always it, he is not no other, I have seen previous year.


Who, tell me See?


Kuzguncuk (4) I passed Kuzguncuk one day,


Molla mansion doesn’t remove the approaching,


Maybe forty or fifty dogs, barking, from where...


But don’t storage: Is frightened and Kose also sat?


Kose degradation in the world does not eat the hell you say;


Tracks, perhaps, but dogs dont eat me.


- Come, then, Sir, remove the wand to hit the incline!


– There is anybody to attack ... Derken kocaman bir karabaş, Then a huge buckwheat,


Download began to sound ...


- But this is egregious.


Keeper of the mansion is obviously ...


- Was not, stop, my!


That the inside,the heroes barking outside;


Took the struggle of a mouth, of course, walked.


Why then was silent buckwheat, dogs lay;


Now rang horizons silver laughter.


Let me see it like a door, I said, blimey:

The man was Karabas, passed over in the brain. I am surprised that I was looking for the sounds ceased; Karabas standing on its hind legs quivered, Had a male belly dancer bells, played a hub; Behold, as if there was a five-month baby in the belly! Then go to Zuhuri Karabaş? And how, remove the stone, perhaps, Burunsuz Hasan. (5) What the Arab left, what was Laz, what Çerkeş, what Pomak, That the imitation of such a cut, I'm done ...

- Just look! He said he was a dog’s son - Yes, I was very ashamed ... - Was this tip too? - Drop the, total, boy, was worth ... Even under the abductors were, he laughed so. Here, baby, these shoulders whistle-lingual browsing, Barking, ring nickname, after plunging to Zuhûrî, He did not own our clown?

- Karabaş come!I would say... - Did not say or, do not you? - What I said, I do not know, long ago, in a flirtatious, Understood I think that, one said: "Austere to halt! You see the basil: philosopher of your nation. Masterminds like this and it keeps hometown. İf you see who work in this festival? " I said: "Let us assume in mind,repeat,boy,one by one, How is the person you call on masterminds, Who? " "One of the sociologist, politician, the other is terrible; Do not have our financier Especially, the master of science. "(6) Number filled, but I no longer had a zero; Return to work is no longer brush such as brush or pinwheel.

In my life not had such a fear; . I started to resemble one of the joy of that day escaped - Did you put those together in a paragraph again


- Behold, the preacher who live there are nice things, or,


Punching one of them says to the table. Tune in on what the world will stop, hey, rube! Ox in the ground there, under his fish; There are also a challenging rocky sea beneath it. Kurdish is thrown away: - Is the course to be the right teacher? - What do you mean is it true about this?İgnorent uncle! My words are not printing, writing the book completely; Who would believe so know the red infidel.


- So after today I'm not; Buried in a hole, just let me at least. - I have a mandatory, man? - Let me tell you that the teacher is: I also thought I would see in this world are secure. What is very bad on it unless you look at my lot:


Let us assume now stalled ox, the fish will not stop; Let's let the bait fish had stopped a little bit. Or the sea? .. Theres no bottom in this business ... Cover up the die What did you say my paragraphy? - Very bad. -Wow - Listen: Hometown fall, I look,with pessimism I'm not clowns jamb that our fathers, All of them deep in mercy ... But Broken. - Why? - They did not inspire hope that a drop of my heart


Teacher does not live in the world, living by cutting off hope. More kids in school, haunt us in life;


To explain what is no fear, however, what a shame! Was generation of a coward, yes, that did not scare;


" Come on my son! where he encourages me,


That will come before me planted in a black, It can not be a terrible giants might arise again!


While the world to me, "There'll be," they said ...


Exiting to learn to fall down, no matter how ridiculous the trick! I know the despair memorization, because of the determination not know, (7) educating such trained, like the Imam? - Arrived, but we think it will come out true. - Come on, come let's say, smitten with the plague that belong to whom? Lindsay Lohan showing the light if there was a light, We went whether it is the darkness of a thousand pieces. We have two or three hundred years of youth converging;


Ab har faith because it beat a loser. No Sense, bad idea, perseverance say: have paralyzed ... Behold the spirit of revolt that injustice, then the output? You see the download to live, that is worthy: Half ...


Burned by the fire of our ancestors, still burn! Whether counting my conviction that the oath swearing despair, They did not inspire us with hope, or this religion,


However, the green shadow of or had the worlds;


However, the sound of deviancy felt nice wrapped round the right tone.


This is not Islam, we've chosen the path,, We were not a worship of idols , we tried, we did! Let me see God come to know the big slides ... Behold, God help to believe Do you have? No. Either you believe in the Islamic realm despair; He is the official religion, nor say to who never gives up! First, the top four sub-continent who believe that strong; All are now so fearful of the four hundred million people In the east, west, up, you can not see the movement and excitement ... How to become numb to all at nation blood? Why are these Sevket kept this prowess, religious, Generously gave me maintain my ancestors?


Is the obvious right to live? Yes. No logic, Can not deny it, because it is no longer square. So now the obvious fact: "I owe money to work." But not my will for it, an energetic stroke sick! - Or again misdemeanor in the past? .. - I do not know who has ... Slap a Jew sings a few years in my brain: He said: "Accept that your seven hundred million Asia; What is? Not treat that, overall frozen. Although we are a party of a handful, but Bogarde, If we find Who in the world still, lifeless. " Oh, where is that religion, that tenacity, that the resistance of religious Descending from heaven, O earth, religious, religious life?

(1) Star Sultan Palace sits. Abdul Hamid. (2) Kagithane: Istanbul, rather than the water closet pans guys having fun, and the stream name of a neighborhood. (3) Here, the people in the roles of comic theater Rıza Tevfik refers to the philosopher emerged. (4) Kuzguncuk: Istanbul, the Bosphorus is a district name. (5) Burumuz Hasan: Public theater famous players (6), respectively, where II, famous figures of the Constitution Ziya Gokalp, Talaat Pasha, and Cavit Bey meant. (7) Quran by heart, or

caused by reading a statement.

سانا دوشكوندو بابم، كوستوغو اولمازدي اما

-بوش بوغازسين دييه كيزميشتي -

كرامت -

سورما -

بوسبوتون كيزديراييم بارا، دديم

يا? چوك اييي -

چيوي، بير انعندير بيزد، سوكرميش چيوييي

ورتاليك شويله فنا، بويلا موزبزپ ايشلر، -

اه او ييلديزداكي بايكوش اولورمزس اغر،

اكيبت چوك كوتو

ديلباجي مالومييلا،

سوزه كيرديم

كيزييومويدو -

هايير -

تكميللا -

بيراكان وار مي كي? راهمتلي هوجام دوغرولاراك، -

ددي

وغلوم، بو تمنني ني بنزر، بانا باك

ششكلرين جاني يوكتن يانار، امان، درلر،

ندير بو چكتيغيميز درد،او چيفت چيفت سمر

بيرييلا اوغراشييوركن كلير چاتار اوبورو؛

كليركي تاش كيبي هاين، هم سكيسيندن ايري

سمرجي اوستا كبرسيدي... ديميين كيفا

اوت، كبرمليدير اينكيسار ادين هريفا

ماكامي اويل اوزون بويلو نرده بوشالاجاك

چيراك مي، كالفا مي كيم وارسا ياسلانير كوشي؛

تاكيم بيچر دورور ارتيك كلن كيدن اشغ

ادام مغر اجمييميش، سمرس هايلي هونر؛

سيرايلا بايتاري بويلار زاواللي مركپلر

بوتون او بللر، اوموزلار چورور اچورور اويولور؛

سونوندا هر بيرينين سيرتي يميشيل ت اولور

كيدن سمرجييي درلر، بولور مويوز شيمدي

يا بويله كالفا دغيل، باسباياغي موالليمدي

ناسيل دا كادرين واكتييل بيلمديك، توهاف ايش

سمر دغيلميش او راهمتلينين كي دولتميش

ناسيهاتيم سانا: هرزيلا ايشتيكالي بيراك؛

ادماليغين يولو نردنس، بولدا كيرمي باك

ادام ميسين: ابدييين جيهاندا هورسون، كز؛

يولار تاكيپ سني بير كيمسجيك سوروكليمز

ادام دغيل ميسين، اوغلوم: كونوللوسون سمر؛

كوفور ساورما بويون كستيغين سمرجيلر



سن ايشك يوقسه دوير چامارى پالدير كولدور؛

نسلمك شويله دوتون باقماسى حتى زلدر.

كوزم اكسه مده دكل، كورمالىيم بن اوكمى

كسدك آتدك هله ماضى دينيلن كور دوكومى

نه زماندن بريدر باغلىيز آرتيآق بيقدق

دمير آلدق او سزك غعه لكدن چيقدق

پوپا يلكن آچيليك شايد اوطورمازسه كمى

بوتنزه،جيجى پك، طوغروجه كاغدخانه يه مى

خايير، انكينلرى بر بر چكهرك،غايه مزه

هله بركره چيقيك مرمرهدن آقدكزه

فقره كلسينمى

ايشك فقر دجيلق زاتآ امام

قورقارمچام دويررسين ينه

بيلمم چام مام

بو جالاركن باقار اوستنده كى قاپدان عجمى

صاريلير بر قايانك بويننه بيچاره كمى

بو نهدر، بك بابا،بيتدكمى،نهاولدق؟ديرلر

كيمى اوراد اوقورأوفلر، كيمىلا حو ل چكر

يوق جانم!دير، حاجى قاپدان، بيريكن ايولجيلره

صو توكنمش،خبرم يوق، بويوروك ايشته قاره

سزد،اوغلم،بو مهارتده،بوجرأتدهسكز

كمى يوزدورمك ايچون قامادى ميدانده دكيز

ديكله بر فقره ده بندن باقالم

اولور

دور سابق ه،قضا تكنهسى،بر كهنه واپور،

آقدكيز خطنه تجسيص ايديلير بول كيسهدن

اسكى قاپدان كيده مم،دير،كتيرك وارسه كيدن

يكى قاپدان كلهرك،طوغرو چيقار موقعنه

آدامك طالعى اولدقچه كوزلمش كه اينه

يل اوفورسون،صو كوتورسون دييه بكاتمز پك

كيجه قلقار بوعدم پوسطهسى ازمير دييه رك

كوكصودهيمش كبى فيش فيش يوزه طورسون مسكين

دكزك نشهسى اعلا،هوا انفس... لكن

بر طرفدن ويريمى نهايت پاطلاق

تكنه كور قانديل اولور،يولجيلر آللاق بوللاق

شيمدى بيچار سوارىيه نه طور وار،نهيوطور

ديكلهنير فرض ايدرك بر چوق امرلر صاورور

كتيرك خريطه يى!دير؛ياقسهكه ماشاعآلله

شيله،بارطين،قيزيل ايرماق...كوزلم،بحر سياه

آق دكز يوقمى؟خايير يوق بو ناصيل قاپدانلق

حقليسين بك بابا،كوندمديلر،چوق يازدق

اكيلير صورا باقار:ابرهسى يوق بر پوصوله

يورومزوازبره،ياهو،كمى،ايواهلر اولا

بورا اسدكچه اسر،طالغهلر آزدقجه آزار

كتيرك ابرهيى!دير،بولمانك امكانىمى وار

ابره يوق، بك بابا،بيلمم نه كتير سه ك؟ديرلر

اوده اويله ايسه شهادت كتير ك!دير بو سفر





ويرديكك تك سيليك اونلقدى،نه هى عكسى امام

اولاجق سوزمى طوقوز قبه لى،چين چينلى حمام؟

بزه دولت دييه تسليم اولونان شى نه يدى

چارپاجق ساحيل آرار،قوپ قورو بر تكنه يدى!

اون سكيز ميل مى كيده يدك؟ باتيريردق..

- لبّي؟

باتمادق بر يريكز قاديمى، بيلسه م، جيجي بك؟

دور سابق مى ديدڭ شيمدى؟.. الڭده يسه٬ چوير٬

اكسه سندن طوتوب ايامىده كلسين اودور.

ملتك بش پاره سز اونده، امين اول، يديسى!

كوندوزين آچ طوﻻشير، آقشامه قيرق أو كديسى!

ياتيرڭ عالمى چاودار قاريشيق مزبله يه:

نه بو؟ اكمك! دييه دنيايى ويرك ولوله يه.

خاسته لق، كهله، سفالت صاره طورسون، قول قول،

ساده سيز سيره باقيك!

- حرب عمومى بو، آيول!

- دور سابقده كبرمزدى آدام بويله ذليل،

ديرى بر يانده اوزانمش، أولو بر يانده سفيل.

- نه يه حريت ايچون سوركونه كيتدڭدى؟

- أوت،

كيتدم امّا بودكل بكله ديكم حريت.

ذاتآ اعلان ايديليركن ايشى چاقمشدم يا...

چاتلاسه ڭ خيره يورولمازدى او مسكين رؤيا!

نه حريفلر، نه قيليقلر، نه نطقلردى، دوشون!

- اونوتمام، بر كون،

باب عالى يوقوشندن چيقيوردم، باقدم:

يولى بويدن بويه طوتمش ألى بايراقلى طاقيم.

كزييور باشلرك اوستنده كڭيزدن برسس.

چومه لوب، صاليه سوموك، آغلايه طورسون هر كس

بن كورور كورمز أوتن زورنايى براير كيلدم؟..

آى، ظهورى يه چيقان مسخره! بيلدم.. بيلدم...

دكيشن بر يرى يوق، ديكله يه مم كيم نه ديسه.

ينه بر قيل كچه آلتنده قاپانمش اڭسه؛

ينه ييللرجه حمامسزكه بويون موس موردار؛

ينه پارماق كبى، آفاقه باتان، طيرناقلر؛

ينه مردانه كچيرمش كبى ياتقين بر يوز،

كه حيا نامنه تك عارضه بيلمز، دومدوز!

ينه بر طاتسز آلين، ياصصى بورون، باصمه چڭه...

هپ او، هيچ باشقه دكل، كورديكم اولكى سنه.

- كيمدى، آكلات شونى؟

- قوزغونجغه كچدم بر كون،

ملاّنك كوشكنه ياقلاشمادن ايتمز مى سوكون،

بلكه قيرق اللى كوپك، خاولايه رق، نردنسه..

- آما هيچ صاقلامه: قورقوبده اوطوردڭمى كوسه؟

كوسه دنياده سنك سويلديكك خلطى يمز؛

پارچه لار، بلكه، فقط اوستمه ايتلر سييهمز.

- هادى اويله يسه، خواجه م، سلّ عصا ايتده ياناش!

- صالديران يوقدىكه.. ديركن قوجامان بر قاره باش،

قارشيدن باشلادى سس ويرمه يه..

- لكن بويامان،

قوناغك بكجيسى بسبللى..

- دكلمش، طور آمان!

اوايچردن، بوييكيتلرده طيشاردن أورودى؛

بر آغيز قاوعاسيدر آلدى، طبيعى، يورودى.

قاره باش صوصدىنه دن صوكره، كوپكلر ياتدى؛

شيمدى آفاقى كوموش كهكهه لر چينلاتدى.

قاپيدن بركوره يم شويله، ديدم، واى جاننه:

آدام اولمش قاره باش، كچدى بكك تا ياننه.

بن شاشيرمش باقيوردم كه صدالر ديندى؛



قاره باش صالطه طورور كن دونه رك سيلكيندى،

اولدى بر زيللى كوچك، اوينادى هوپ هوپ كوبكى؛

هانى وارمش كبى قارننده بش آيلق ببكى!

قاره بش صوكره ظهورىيه ده چيقسين مى سكا؟

هم ناصيل، طاش چيقارير، بلكه، بورونسز حسنه.

نه عرب قالدى، نه لاز قالدى، نه چركس، نه پوماق،

اويله بر كسدى كه تقليدلرى، بيتدم..

- هله باق!

چوق كوپك اوغليمش!

- أوت، پك ده اوتانماز شيدى...

- پارصه چوقميدى؟

- بيراق، طوپلاسين، اوغلم، دكدى...

قاچيرانلر بيله اولمش، او قادار كولمشدك.

ايشته ياوروم، بواوموزلرده كزنديللىدودوك،

خاولايان، زيل طاقينان، صوكره ظهورى يه طالان،

او بزم صويتارينڭ كندى دكلميدى؟

- يالان!

- قاره بش كل ! دييه جكدم..

- ديمه مشدڭ يا، صاقين؟

- نه ديدم، بيلميورم، تا اوته دن بر چاپقين؟

غالبا سزدى كه، يكدن ديدى: خلط ايتمه صوفى!

كورديكك فسلى: سنك ملتڭك فيلسوفى.

بو وامثالى دهالر طوتويور مملكتى.

سن بوشنلكلرى كوردڭسه، كيمك معرفتى؟

ديدم: ازبرليه لم، صايسه ڭا، اوغلم، بربر،

شو دهالرديديكك قاچ كيشيدر، كيملردر؟

- اجتماعى برى، دهشتلى سياسى اوبرى؛

هله ماليه جيمزيوقمى، بوعلمك پيرى.

صايى دولمشدى ، فقط بنده توكنمشدى صفر ؛

دون ايشك يوقسه فيريلداق كبى آرتيق فير فير .

بويله بر قورقو ك.يرمش دكلم عمرمده ؛

بكزه دم كيتدى او كون نشوه سى قاچمش كرده .

ينه بر فقرمى يرلشديره جكسين ارهيه ?

حانى واعظ كچينن مسكر ه شيلر واريا ،

ديركه بر دانهسى پش تخته يى يومروقلايه رق :

ديكله دنيا نه نك اوستنده طورور ، هى آواناق !

يرك آلتنده اوكوز وار ، اونك آلتنده باليق ؛

ونك آلتنده ده بر زورلو دكيز وار قاياليق .

وتهدن كرد آتيلير :

طوغرومى ديرسين به خواجه ?

نه دمك طوغرومى ديرسين ? كيدى جاهل عمجه !

سوزلرم باصمه دكل ، يازمه كتابدن تكميل .

كيم اينانمازسه قيزيل كافر اولور بويلهجه بيل .

راحتم يوق بنم اويله يسه بوكوندن صوكره ؛

كومولوب قورتولاييم بارى همان بر چوقوره .

نه زورڭ وار به آدام ?

آكلاتهيم طور كه خواجه

بن بودنيايى كوروردم ده صانيردم صاغلام.

نه چوروكمش او مكر سن شو بنم بختمه باق :

طوتاليم شيمدى اوكوز طوردى ، باليق طورمايهجق ؛

دييه لم هايدى باليق طوردى بيراز بولدىده يم

يا دڭيز ?... هيچ ديبى يوقمش بو ايشك .. أورت كه أولهم !

****

نه ديدڭ فقره مه ?

غايتله فنا .

واى ?

ديكله :

مملكت محو اولويور ، باقسهكا ، بدبينلكله .

بن كه اجداده سوكن مسجرهلردن دكلم ،

آكارم هپسنى رهمتله .. فقط منفعلم .

نهيه ?

زرق اتمهديلر قلبمه بر طامله اميد .

خواجه ، دنياده ياشانمز ، ياشامقدن نوميد .

داها مكتبده چوجوقدق ، بزى ييلديردى حيات ؛

ويسه هيچ قورقو نهدر ، بيلميهجكدك ، هيهات !

نسلم اورككمش ، أوت ، يوقدىكه اوركوتمهيهنى ؛

يورو اوغلم ! دييه تشجيع ايدهجك يرده بنى ،

ديكديلر قارشيمه بر قاپقاره مستقبل كى ،

ويله قورقونچ اولاماز خورتلاسه ديولر بلكه !

بكا دنيايه چيقار كن باته جقسين ! ديديلر ..

چيقمادن باتمه يى اوكره ن ، نه قادار صاچمه هنر !

يأسى ازبر بيايرم ، عزمى يوزندن طانيمام ؛

وقوتان بويله اوقوتمشدى ، بكندڭمى امام ?

چاتدى ، لكن ، اويالان بللهديكك استقبال .

هادى چاتمش دييه لم ، كيملره عاﺌد كه وبال ?

بر ايشيق كوسترن اولسه يدى اكر ، تك بر ايشيق .

بز او ظلمتلرى بيك پارچه ايدوب چقمشدق .

ايكى اوچ يوز سنهدر سرپه يور بزده شباب ؛

چونكه بيچاره نك اتيسنه ايمانى خراب ..

هسى يوق ، فكرى بوزوق ، عزمنى ديرسه ڭ : مفلوج ..

هانى روحنده او حقسزلغه عصيان ، او خروج ?

قارشيدن زنده كورورسين ، صوقولورسين كه : ياريم ..

ياندق اجداديمزڭ نارينه ، هالا يانارم !

يأسى تكفير ايدن ايمانمه اولسونكه يمين ،



بزه تكقيناميد اتمديلر ، يقسه بو دين ،

ينه دنيالره يامشدى يشيل كولكه سنى ؛

ينه هقك سى بوغمشدى ضلالك سسنى .

مسلمانلق بو دكل ، بز يولمزدن صاپدق ،

طاپهجق بر پوتمز يوقدي ، اوزندك ، ياپدق !

كوره يم كلده بويوك بيلديكك اللهى قآيىر ..

هانى ، توفيق الهىيه قانان اوارمى ? خايير .

يا سنك عالم اسلامك اينانمش يأسه ؛

دين رسميسى اودر ، وازكچه مز كيم ن ديسه !

وكجه درت قطعهيى آلت اوست ايدن ايمان متين ؛

صوكره ، درت يوز بو قادار ميليون آدام ، هپسى جبين

شرقا اين ، مغربه يوكسل ، كوره مزسين غليان ...

ناصيل اولمشده اويوشمش بوتون امتده كى قان ?

نه يه طوتمشده بو شوكت ، بو شهامت دينى ،

بندن امساك ايدييور جديمه بذل ايتديكنى?

ياشامق حق صريحم مى ? أوت . بر منطق ،

بونى انكار ايدهمز ، چونكه بديهى آرتيق .

بر بداهتده بو اويله يسه : چاليشمق بورجم .

يوق ارادهم كه ، فقط ، ديپ ديرى بر مفلوجم !

يا قباحت ينه ماضيده مى ?...

بيلمم ، كيمده ...

بر چيفيت سيللهسى قاچ يلدير اوتر بينمده :

ديدى : فرض ايت سنك آسياك يدى يوز ميليونمش ؛

نه چيقار ? طاوراناماز هيچ كه ، سراپا تونمش .

واقعا بز بر آوج عنصرز اما بوغارز ،

كيمى دنياده كورورسه ك حر كتسز ، جانسز .

آه او دين برده ، او عزمك ، او ثباتك دينى ؛

و يرك كوكدن اينن دينى ، هياتك دينى ?



Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

'Latin harflerine transkriptli metin Sadeleştirilmiş metin İngilizce Tercümesi

.