Wikia

Yeni Wiki

Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak - Mehmet Akif Ersoy - Safahat

Talk0
57.598pages on
this wiki
Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk Hakkın Sesleri (3.Kitap) Mehmet akif ersoy
Mehmet Akif Ersoy
Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı
Atiyi karanlık gorerek azmi bırakmak
Bakınız

Şablon:Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak - [ d]


Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/1
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/2
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/3
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/4
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/İngilizce
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/Osmanlıca
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/Video

Atıyı karanlık gorerek azmı


Düz Liseler için sunumuEdit

Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak

Geleceği karanlık görerek azmi bırakmak

"Oğullarım! Gidiniz de Yûsufla kardeşini araştırınız; hem sakın Allah´ın inâyetinden ümîdinizi kesmeyiniz. Zîrâ, kâfırlerden başkası Alah´ın inâyetinden ümîdini kesmez."

Oğullarım! Gidiniz de Yusuf la kardeşini araştırınız;hem sakın Allah'ın inayetinden ümidinizi kesmeyiniz.

Zira, kâfirlerden başkası Allah'ın inayetinden ümidini kesmez." (*) Araf Suresi 155

thumb|300px|right|[1] thumb|300px|right|[2]
Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Geleceği karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.

Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle:

Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle.

Dünyada inanmam, hani, görsem de gözümle;

İmanı olan kimse gebermez bu ölümle.

Ey dipdiri meyyit! "İki el bir baş içindir"

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

Ey canlı cenaze! "İki el bir baş içindir"

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

His yok hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

Duygu yok, hareket yok, acı yok...Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana...Sen böyle değildin.

Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümîdin mi yüreksiz?

Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümidin mi yüreksiz?

Âtîyi karanlık görüvermekle apıştın?

Esbâbı elinden atarak ye´se yapıştın!

Geleceği karanlık görüvermekle apıştın!

Sebepleri elinden atarak ümitsizliğe yapıştın!

Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

Karşında ışık yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Dünyada ışık kalmasa, sen onu icad etmelisin!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Herkes gibi dünyâda henüz hakk-ı hayâtın,

Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

Herkes gibi dünyada henüz hayat hakkın

yarken, hani herkes gibi azminde direnişin?

Ye´s öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Ümitsizlik öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Azmiyle, ümîdiyle yaşar hep yaşayanlar;

Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar,

Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;

Ümitsiz olanın ruhunu, vicdanını bağlar

Lâ´netleme bir ukde-i hâtır ki: Çözülmez...

En korkulu cânî gibi ye´sin yüzü gülmez!

Lanet olası bir zihnî düğünlenme,

En korkulu cânî gibi ümitsizin yüzü gülmez!

Mâdâm ki alçaklığı bir, ye´s ile çirkin;

Mâdâm ki ondan daha mel´un, daha çirkin

Madem ki alçaklığı aynı, ümitsizlik ile küfrün;

Madem ki ondan daha lânetli, daha çirkin

Bir seyyie yoktur sana; ey unsur-i îman,

Nevmîd olarak rahmet-i mev´ûd-i Hudâ´dan

Bir kötülük yoktur sana, ey imanlı toplum,

Allah'ın vâdettiği rahmetten ümitsiz olarak,

Hüsrâna rızâ verme... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Yoksunluğa razı olma... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evladını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...

Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...

Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"

Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam... " demiyor bir tarafından!

Fakat, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam..." demiyor bir tarafından!

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmıyacaktır.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

Feryâdı bırak kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.

Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.

Feryâd ile kurtulması me´mûl ise haykır!

Yok yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

Feryat ile kurtulmayı umuyorsan haykır!

Yok yok! Hele azmini bağlayan zincirleri bir kır!

"İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!" deme; yılma.

Ey millet-i merhûme, sakın ye´se kapılma.

"İş bitti... Direnmenin sonu yoktur!" deme; yılma.

Ey rahmete layık millet, sakın ümitsizliğe kapılma.

27 Mart 1913

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helak eder misin, Allah´ım?.."

27 Mart 1913

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden,bizi helak eder misin, Allah'ım?" (1)

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Yâ Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?

Mahşere mi kaldı yoksa çaresiz insanların kurtulması!

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

" Yandık!" diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

Nur istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

" Yandık!" diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tûfân arasında,

Esmezse eğer bir ezelî esinti, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tufan arasında,

Toprak kesilip, kum kesilip âlem-i İslâm;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!

Toprak kesilip, kum kesilip İslam âlemi;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki putlar!

Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn´i.

En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn´i!..

Korkarım Cedd-i Hüseyin'i (2) incitecektir

Sonunda, haç ormanı görmek Harameyn'i. (3)

Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicâz´ın

Âteşli muhîtindeki sûzişli niyâzın,

Bin üç yüz otuz beş senedir, Hicaz toprağının

Ateşli çevresindeki yanık yakarışın,

Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta;,

Çan sesleri boğsun da, gömülsün mü sükûta?

Dalgaları taşıp çıkarken melekler âlemine;

Çan sesleri boğsun da, gömülsün mü sessizliğe?

Sönsün de, İlâhî, şu yanan me,s´al-i vahdet,

Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet?

Sönsün de, Allah'ım, şu yanan birlik meş'alesi,

Teslis (4) ile çöksün mü bütün âleme karanlık?

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman

Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran iman,

Olsun mu beş on sersemin dinsizliğine kurban?

Enfâs-ı habîsiyle beş on rûh-i leîmin,

Solsun mu o parlak yüzü Kur´ân-ı Hakîm´in?

Solsun mu o parlak yüzü hikmetli Kur'an'ın?


İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?

Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhî, bu ne zillet?

İslâm ayak altında sürünsün mü sonunda?

Yâ Rab, bu ne büyük acıdır, Allah'ım, bu ne kötü alçalma?

Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede ma´nâ?

Zâlimleri adlin, hani, öldürmedi hâlâ!

Mazlumu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?

Hani adaletin zalimleri öldürmedi hâlâ!
Cânî geziyor dipdiri... Can vermede ma´sûm!

Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm´

Katil geziyor dipdiri... Can vermektedir suçsuz !

Suç başkasındır da niçin başkası mahkûm edilmiş?


Lâ yüs´el´e binlerce suâl olsa da kurban;

İnsan bu muammâlara dehşetle nigeh-ban!

"Lâ-yüs'el" (5) emrine binlerce soru olsa da kurban,

Bütün bu bilmecelere dehşetle bakmakta insan.

Eyvâh! Beş on kâfirin îmânına kandık;

Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!

Eyvah! Beş on kâfirin inancına kandık;

Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhî, yakacaktın...

Yaksaydın a mel´unları... Tuttun bizi yaktın!

Madem ki, ey İlâhî adalet, yakacaktın...

Yaksaydın a lânetlileri... Tuttun bizi yaktın!

Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:

Binlerce cevâmi´ yıkılıp hâke serildi!

Küfrün o alçak elleri ayetlerini sildi:

Binlerce cami yıkılıp toprağa serildi!

Kalmışsa eğer bir iki ma´bed, o da mürted:

Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!

Kalmışsa eğer bir iki mabet, o da din değiştirdi:

Göğsündeki haç, küfrünün sağlam delili!

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir giryede bin âilenin mâtemi çağlar!

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir göz yaşında bin ailenin matemi çağlar!

En kanlı şenâ´atle kovulmuş vatanından,

Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!

En kanlı vahşilikle kovulmuş vatanından,

Milyonlarca hayatın yüreğinden gidiyor kan!

İslâm´ı elinden tutacak kaldıracak yok...

Nâ-hak yere feryâd ediyor. Âcize hak yok!

İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...

Boş yere feryat ediyor: Güçsüze hak yok!

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhî?

Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!

Yetmez mi başımıza gelen bunca felaket?

Ağzım kurusun... Yok musun ey İlâhî Adalet!


10 Nisan 1913

  • (1) A 'râf suresi 155. ayetin bir kısmı.
  • (2) Cedd-i Hüseyn: Hz. Muhammed (s.a.v.) kastedilmektedir.
  • (3) Harameyn: Kabe'nin bulunduğu Mekke ve
  • Hz. Peygamber'in kabrinin bulunduğu Medine şehirleri.
  • (4) Teslis: Üçleme. Hıristiyanlığın, Allah'ın Baba,
  • Oğul ve Kutsal Ruh olmak üzere üç kişiliği bulunduğu seklindeki birlik fikrini yok eden temel inancı. (5)Lâ-yüs'el: Enbiyâ Suresinin 23. ayetine işaret edilmektedir.
  • Ayetin meali: "O (Allah), yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır."

(*)Yûsuf suresi 87. ayet.

Anadolu Liseleri ve İngilizce Eğitim veren Üniversiteler için sunumuEdit

Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak

Geleceği karanlık görerek azmi bırakmak

İngilizce Tercüme

"Oğullarım! Gidiniz de Yûsufla kardeşini araştırınız; hem

sakın Allah´ın inâyetinden ümîdinizi kesmeyiniz. Zîrâ,

kâfırlerden başkası Alah´ın inâyetinden ümîdini kesmez."

'Oğullarım! Gidiniz de Yusuf la kardeşini araştırınız;hem sakın Allah'ın inayetinden ümidinizi kesmeyiniz.'''Zira, kâfirlerden başkası Allah'ın inayetinden ümidini kesmez." (*)

"My sons! Go to the well and examine his brother Yusuf, and avoid future hope.

However blessings, Blessings of hope someone else does not interrupt those who reject Faith."

Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Geleceği karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.

Seeing the Future of determination to leave the dark ... If you have a low death, I'm sure, but it is.

Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle:

Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle.

Dünyada inanmam, hani, görsem de gözümle;

İmanı olan kimse gebermez bu ölümle.

Do not believe in the world, you know, see now I've seen in;

No one dies the death of this faith.

Ey dipdiri meyyit! "İki el bir baş içindir"

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

Ey canlı cenaze! "İki el bir baş içindir"

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

O live funeral! "Two-hand for a head"

Go ahead ... in your hands, head or yours!


His yok hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

Duygu yok, hareket yok, acı yok...Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana...Sen böyle değildin.

No feeling, no movement, no pain ... cut off carrion?

Surprisingly give me ... You were not like that.

Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümîdin mi yüreksiz?

Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümidin mi yüreksiz?

Determination to get rid of, I do not know why, discontinuous?

You yourself, otherwise, no heart no hope?

Âtîyi karanlık görüvermekle apıştın?

Esbâbı elinden atarak ye´se yapıştın!

Geleceği karanlık görüvermekle apıştın!

Esbabı elinden atarak ümitsizliğe yapıştın!

The Future of seeing the dark, baby!

Eshabı despair gripped by throwing away!

Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

Karşında ışık yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

If there is light in front of you, right or left side,

Find it ... stay the path of a single light.

Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Dünyada ışık kalmasa, sen onu icad etmelisin!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Light not stay in the world, you have to invent him!

O lying low to have his hands, bewildered man, get up!

Herkes gibi dünyâda henüz hakk-ı hayâtın,

Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

Herkes gibi dünyada henüz hayat hakkın

varken, hani herkes gibi azminde direnişin?

Like everyone else in the world when there is not yet right to life, such as the determination of the resistance you know anyone?

Ye´s öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Ümitsizlik öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Yaradana sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Hopelessness so boggy that: If you could choke on.

Hold tight to hope, what you're watch!

Azmiyle, ümîdiyle yaşar hep yaşayanlar;

Me?yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar,

Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;

Lanet olası bir zihnî düğümlenme,

Sphere, always live in hope of living;

Fucking strangulation of a mind

Lâ´netleme bir ukde-i hâtır ki: Çözülmez...

En korkulu cânî gibi ye´sin yüzü gülmez!

Ümidini kesmiş kişinin ruhunu, vicdanını bağlar ve bu çözülmez.

En korkulu cânî gibi ümitsizin yüzü gülmez!

The spirit of the person lost hope, and it binds the conscience resolved. Despairing face as the most murderous smile for fear

Mâdâm ki alçaklığı bir, ye´s ile çirkin;

Mâdâm ki ondan daha mel´un, daha çirkin

Madem ki alçaklığı aynı, ümitsizlik ile küfrün;

Madem ki ondan daha lânetli, daha çirkin

Now that you how low the same, with the kufr of despair;

Now that you cursed so much better, than the ugly

Bir seyyie yoktur sana; ey unsur-i îman,

Nevmîd olarak rahmet-i mev´ûd-i Hudâ´dan

Bir kötülük yoktur sana, ey imanlı toplum,

Allah'ın vâdettiği rahmetten ümitsiz olarak,

There is an evil to you, O faithful community,

God has promised to bestow hopeless,

Hüsrâna rızâ verme... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Yoksunluğa razı olma... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evladını yakma!

Lack of being willing to drop ... Work ... Stability;

Yanacaksan yourself, even if the burning son!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...

Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"

'Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...'''Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"
Houses have been perch, a lot of singing owl

Sounds too: "Homeland tehlikedeymiş ... sinking!"

Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam... " demiyor bir tarafından!

Fakat, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam..." demiyor bir tarafından!

İngilizce Tercüme Buraya

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmıyacaktır.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

İngilizce Tercüme Buraya

Feryâdı bırak kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.

Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.

İngilizce Tercüme Buraya

Feryâd ile kurtulması me´mûl ise haykır!

Yok yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

Feryat ile kurtulmayı umuyorsan haykır!

Yok yok! Hele azmini bağlayan zincirleri bir kır!

İngilizce Tercüme Buraya

"İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!" deme; yılma.

Ey millet-i merhûme, sakın ye´se kapılma.

"İş bitti... Direnmenin sonu yoktur!" deme; yılma.

Ey rahmete layık millet, sakın ümitsizliğe kapılma.

İngilizce Tercüme Buraya

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helak

eder misin, Allah´ım?.."

27 Mart 1913

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden,bizi helak eder misin, Allah'ım?" (1)

27 March 1913

"Us is committed because of the foolish, will you destroy us, God?"

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Yâ Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?

Mahşere mi kaldı yoksa çaresiz insanların kurtulması!

İngilizce Tercüme Buraya

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

" Yandık!" diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

Nur istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

" Yandık!" diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

İngilizce Tercüme Buraya

Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tûfân arasında,

Esmezse eğer bir ezelî esinti, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tufan arasında,

İngilizce Tercüme Buraya

Toprak kesilip, kum kesilip âlem-i İslâm;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!

Toprak kesilip, kum kesilip İslam âlemi;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki putlar!

İngilizce Tercüme Buraya

Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn´i.

En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn´i!..

Korkarım Cedd-i Hüseyin'i (2) incitecektir

Sonunda, haç ormanı görmek Harameyn'i. (3)

İngilizce Tercüme Buraya

Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicâz´ın

Âteşli muhîtindeki sûzişli niyâzın,

Bin üç yüz otuz beş senedir, Hicaz toprağının

Ateşli çevresindeki yanık yakarışın,

İngilizce Tercüme Buraya

Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta;,

Çan sesleri boğsun da, gömülsün mü sükûta?

Dalgaları taşıp çıkarken melekler âlemine;

Çan sesleri boğsun da, gömülsün mü sessizliğe?

İngilizce Tercüme Buraya

Sönsün de, İlâhî, şu yanan me,s´al-i vahdet,

Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet?

Sönsün de, Allah'ım, şu yanan birlik meş'alesi,

Teslis (4) ile çöksün mü bütün âleme karanlık?

İngilizce Tercüme Buraya

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman

Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran iman,

Olsun mu beş on sersemin dinsizliğine kurban?

İngilizce Tercüme Buraya

Enfâs-ı habîsiyle beş on rûh-i leîmin,

Solsun mu o parlak yüzü Kur´ân-ı Hakîm´in?

Solsun mu o parlak yüzü hikmetli Kur'an'ın?
İngilizce Tercüme Buraya

İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?

Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhî, bu ne zillet?

İslâm ayak altında sürünsün mü sonunda?

Yâ Rab, bu ne büyük acıdır, Allah'ım, bu ne kötü alçalma?

İngilizce Tercüme Buraya

Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede ma´nâ?

Zâlimleri adlin, hani, öldürmedi hâlâ!

Mazlumu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?

Hani adaletin zalimleri öldürmedi hâlâ!
İngilizce Tercüme Buraya
Cânî geziyor dipdiri... Can vermede ma´sûm!

Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm´

Katil geziyor dipdiri... Can vermektedir suçsuz !

Suç başkasındır da niçin başkası mahkûm edilmiş?

İngilizce Tercüme Buraya

Lâ yüs´el´e binlerce suâl olsa da kurban;

İnsan bu muammâlara dehşetle nigeh-ban!

"Lâ-yüs'el" (5) emrine binlerce soru olsa da kurban,

Bütün bu bilmecelere dehşetle bakmakta insan.

İngilizce Tercüme Buraya

Eyvâh! Beş on kâfirin îmânına kandık;

Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!

Eyvah! Beş on kâfirin inancına kandık;

Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!

İngilizce Tercüme Buraya

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhî, yakacaktın...

Yaksaydın a mel´unları... Tuttun bizi yaktın!

Madem ki, ey İlâhî adalet, yakacaktın...

Yaksaydın a lânetlileri... Tuttun bizi yaktın!

İngilizce Tercüme Buraya

Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:

Binlerce cevâmi´ yıkılıp hâke serildi!

Küfrün o alçak elleri ayetlerini sildi:

Binlerce cami yıkılıp toprağa serildi!

İngilizce Tercüme Buraya

Kalmışsa eğer bir iki ma´bed, o da mürted:

Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!

Kalmışsa eğer bir iki mabet, o da din değiştirdi:

Göğsündeki haç, küfrünün sağlam delili!

İngilizce Tercüme Buraya

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir giryede bin âilenin mâtemi çağlar!

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir göz yaşında bin ailenin matemi çağlar!

İngilizce Tercüme Buraya

En kanlı şenâ´atle kovulmuş vatanından,

Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!

En kanlı vahşilikle kovulmuş vatanından,

Milyonlarca hayatın yüreğinden gidiyor kan!

İngilizce Tercüme Buraya

İslâm´ı elinden tutacak kaldıracak yok...

Nâ-hak yere feryâd ediyor. Âcize hak yok!

İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...

Boş yere feryat ediyor: Güçsüze hak yok!

İngilizce Tercüme Buraya

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhî?

Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!

Yetmez mi başımıza gelen bunca felaket?

Ağzım kurusun... Yok musun ey İlâhî Adalet!

İngilizce Tercüme Buraya


Sosyal Bilimler Lisesi için sunumuEdit

Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak

Geleceği karanlık görerek azmi bırakmak

İngilizce Tercüme
Osmanlıca

"Oğullarım! Gidiniz de Yûsufla kardeşini araştırınız; hem

sakın Allah´ın inâyetinden ümîdinizi kesmeyiniz. Zîrâ,

kâfırlerden başkası Alah´ın inâyetinden ümîdini kesmez."

'Oğullarım! Gidiniz de Yusuf la kardeşini araştırınız;hem sakın Allah'ın inayetinden ümidinizi kesmeyiniz.'''Zira, kâfirlerden başkası Allah'ın inayetinden ümidini kesmez." (*)

"My sons! Go to the well and examine his brother Yusuf, and avoid future hope.


However blessings, Blessings of hope someone else does not interrupt those who reject Faith."

örnek osmanlıca مقدمة
Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Geleceği karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.

Seeing the Future of determination to leave the dark ... If you have a low death, I'm sure, but it is.
örnek osmanlıca مقدمة

Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle:

Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle.

Dünyada inanmam, hani, görsem de gözümle;

İmanı olan kimse gebermez bu ölümle.

Do not believe in the world, you know, see now I've seen in;

No one dies the death of this faith.

örnek osmanlıca مقدمة

Ey dipdiri meyyit! "İki el bir baş içindir"

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

Ey canlı cenaze! "İki el bir baş içindir"

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

O live funeral! "Two-hand for a head"

Go ahead ... in your hands, head or yours!


örnek osmanlıca مقدمة

His yok hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

Duygu yok, hareket yok, acı yok...Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana...Sen böyle değildin.

No feeling, no movement, no pain ... cut off carrion?

Surprisingly give me ... You were not like that.

örnek osmanlıca مقدمة

Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümîdin mi yüreksiz?

Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümidin mi yüreksiz?

Determination to get rid of, I do not know why, discontinuous?

You yourself, otherwise, no heart no hope?

örnek osmanlıca مقدمة

Âtîyi karanlık görüvermekle apıştın?

Esbâbı elinden atarak ye´se yapıştın!

Geleceği karanlık görüvermekle apıştın!

Esbabı elinden atarak ümitsizliğe yapıştın!

The Future of seeing the dark, baby!

Eshabı despair gripped by throwing away!

örnek osmanlıca مقدمة

Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

Karşında ışık yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

If there is light in front of you, right or left side,

Find it ... stay the path of a single light.

örnek osmanlıca مقدمة

Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Dünyada ışık kalmasa, sen onu icad etmelisin!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Light not stay in the world, you have to invent him!

O lying low to have his hands, bewildered man, get up!

örnek osmanlıca مقدمة

Herkes gibi dünyâda henüz hakk-ı hayâtın,

Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

Herkes gibi dünyada henüz hayat hakkın

varken, hani herkes gibi azminde direnişin?

Like everyone else in the world when there is not yet right to life, such as the determination of the resistance you know anyone?
örnek osmanlıca مقدمة

Ye´s öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Ümitsizlik öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Yaradana sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Hopelessness so boggy that: If you could choke on.

Hold tight to hope, what you're watch!

örnek osmanlıca مقدمة

Azmiyle, ümîdiyle yaşar hep yaşayanlar;

Me?yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar,

Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;

Lanet olası bir zihnî düğümlenme,

Sphere, always live in hope of living;

Fucking strangulation of a mind

örnek osmanlıca مقدمة

Lâ´netleme bir ukde-i hâtır ki: Çözülmez...

En korkulu cânî gibi ye´sin yüzü gülmez!

Ümidini kesmiş kişinin ruhunu, vicdanını bağlar ve bu çözülmez.

En korkulu cânî gibi ümitsizin yüzü gülmez!

The spirit of the person lost hope, and it binds the conscience resolved. Despairing face as the most murderous smile for fear
örnek osmanlıca مقدمة

Mâdâm ki alçaklığı bir, ye´s ile çirkin;

Mâdâm ki ondan daha mel´un, daha çirkin

Madem ki alçaklığı aynı, ümitsizlik ile küfrün;

Madem ki ondan daha lânetli, daha çirkin

Now that you how low the same, with the kufr of despair;

Now that you cursed so much better, than the ugly

örnek osmanlıca مقدمة

Bir seyyie yoktur sana; ey unsur-i îman,

Nevmîd olarak rahmet-i mev´ûd-i Hudâ´dan

Bir kötülük yoktur sana, ey imanlı toplum,

Allah'ın vâdettiği rahmetten ümitsiz olarak,

There is an evil to you, O faithful community,

God has promised to bestow hopeless,

örnek osmanlıca مقدمة

Hüsrâna rızâ verme... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Yoksunluğa razı olma... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evladını yakma!

Lack of being willing to drop ... Work ... Stability;

Yanacaksan yourself, even if the burning son!

örnek osmanlıca مقدمة

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...

Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"

'Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...'''Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"
Houses have been perch, a lot of singing owl

Sounds too: "Homeland tehlikedeymiş ... sinking!"

örnek osmanlıca مقدمة

Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam... " demiyor bir tarafından!

Fakat, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam..." demiyor bir tarafından!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmıyacaktır.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Feryâdı bırak kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.

Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Feryâd ile kurtulması me´mûl ise haykır!

Yok yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

Feryat ile kurtulmayı umuyorsan haykır!

Yok yok! Hele azmini bağlayan zincirleri bir kır!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

"İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!" deme; yılma.

Ey millet-i merhûme, sakın ye´se kapılma.

"İş bitti... Direnmenin sonu yoktur!" deme; yılma.

Ey rahmete layık millet, sakın ümitsizliğe kapılma.

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helak

eder misin, Allah´ım?.."

27 Mart 1913

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden,bizi helak eder misin, Allah'ım?" (1)

27 March 1913

"Us is committed because of the foolish, will you destroy us, God?"

örnek osmanlıca مقدمة
Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Yâ Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?

Mahşere mi kaldı yoksa çaresiz insanların kurtulması!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

" Yandık!" diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

Nur istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

" Yandık!" diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tûfân arasında,

Esmezse eğer bir ezelî esinti, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tufan arasında,

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Toprak kesilip, kum kesilip âlem-i İslâm;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!

Toprak kesilip, kum kesilip İslam âlemi;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki putlar!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn´i.

En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn´i!..

Korkarım Cedd-i Hüseyin'i (2) incitecektir

Sonunda, haç ormanı görmek Harameyn'i. (3)

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicâz´ın

Âteşli muhîtindeki sûzişli niyâzın,

Bin üç yüz otuz beş senedir, Hicaz toprağının

Ateşli çevresindeki yanık yakarışın,

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta;,

Çan sesleri boğsun da, gömülsün mü sükûta?

Dalgaları taşıp çıkarken melekler âlemine;

Çan sesleri boğsun da, gömülsün mü sessizliğe?

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Sönsün de, İlâhî, şu yanan me,s´al-i vahdet,

Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet?

Sönsün de, Allah'ım, şu yanan birlik meş'alesi,

Teslis (4) ile çöksün mü bütün âleme karanlık?

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman

Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran iman,

Olsun mu beş on sersemin dinsizliğine kurban?

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Enfâs-ı habîsiyle beş on rûh-i leîmin,

Solsun mu o parlak yüzü Kur´ân-ı Hakîm´in?

Solsun mu o parlak yüzü hikmetli Kur'an'ın?
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?

Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhî, bu ne zillet?

İslâm ayak altında sürünsün mü sonunda?

Yâ Rab, bu ne büyük acıdır, Allah'ım, bu ne kötü alçalma?

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede ma´nâ?

Zâlimleri adlin, hani, öldürmedi hâlâ!

Mazlumu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?

Hani adaletin zalimleri öldürmedi hâlâ!
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Cânî geziyor dipdiri... Can vermede ma´sûm!

Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm´

Katil geziyor dipdiri... Can vermektedir suçsuz !

Suç başkasındır da niçin başkası mahkûm edilmiş?

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Lâ yüs´el´e binlerce suâl olsa da kurban;

İnsan bu muammâlara dehşetle nigeh-ban!

"Lâ-yüs'el" (5) emrine binlerce soru olsa da kurban,

Bütün bu bilmecelere dehşetle bakmakta insan.

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Eyvâh! Beş on kâfirin îmânına kandık;

Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!

Eyvah! Beş on kâfirin inancına kandık;

Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhî, yakacaktın...

Yaksaydın a mel´unları... Tuttun bizi yaktın!

Madem ki, ey İlâhî adalet, yakacaktın...

Yaksaydın a lânetlileri... Tuttun bizi yaktın!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:

Binlerce cevâmi´ yıkılıp hâke serildi!

Küfrün o alçak elleri ayetlerini sildi:

Binlerce cami yıkılıp toprağa serildi!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Kalmışsa eğer bir iki ma´bed, o da mürted:

Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!

Kalmışsa eğer bir iki mabet, o da din değiştirdi:

Göğsündeki haç, küfrünün sağlam delili!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir giryede bin âilenin mâtemi çağlar!

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir göz yaşında bin ailenin matemi çağlar!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

En kanlı şenâ´atle kovulmuş vatanından,

Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!

En kanlı vahşilikle kovulmuş vatanından,

Milyonlarca hayatın yüreğinden gidiyor kan!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

İslâm´ı elinden tutacak kaldıracak yok...

Nâ-hak yere feryâd ediyor. Âcize hak yok!

İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...

Boş yere feryat ediyor: Güçsüze hak yok!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhî?

Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!

Yetmez mi başımıza gelen bunca felaket?

Ağzım kurusun... Yok musun ey İlâhî Adalet!

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Around Wikia's network

Random Wiki