Wikia

Yeni Wiki

Görevden uzaklaştırma/Mülkiye müfettişleri görüşü

Talk0
57.304pages on
this wiki

< Görevden uzaklaştırma

Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca İçişleri Bakanı tarafından geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılması yetkisinin 4483 sayılı yasa ile getirilen düzenleme karşısında nasıl uygulanacağı. ----> M.Uğur KILIÇ & Serdar İĞDELER

KONU: Edit

Bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idarelerin seçilmiş organı veya üyelerinin, Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca İçişleri Bakanı tarafından geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılması yetkisinin 4483 sayılı yasa ile getirilen düzenleme karşısında nasıl uygulanacağı.

KONU İLE İLGİLİ MEVZUAT HÜKÜMLERİ:Edit

A) Anayasa:

Mahalli idareler:

1- Madde 127.birinci fıkra; "...Mahalli İdareler, il, belediye veya köy halkının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir..." 2-Madde 127. beşinci fıkra; "...Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde; mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir..." 3-Madde 127. dördüncü fıkra; "...Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakam, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir..." 4- Madde 129. beşinci fıkra; "... Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır..." Yargı Yolu 5- Madde 125. birinci fıkra "...İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır..." 6-Madde 125. üçüncü fıkra; "...Yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sinirlidir. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı karan verilemez...”

B)Kanunlar

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Görevden Uzaklaştırma 1-Madde 137. "...Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir..." Yetkililer 2-Madde 138. "...Görevden uzaklaştırmaya yetkililer şunlardır. a) Atamaya yetkili amirler; b) Bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri; c) İllerde valiler; d) İlçelerde kaymakamlar (İlçe idare şube başkanları hakkında valinin muvafakati şarttır. Valiler ve kaymakamlar tarafından alınan görevden uzaklaştırma tedbiri, memurun kurumuna derhal bildirilir..." Görevden uzaklaştıran amirin sorumluluğu: 3-Madde 139. (Değişik: 23.12.1972-KHK 2/1. md.) "...Görevinden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Memuru görevinden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonucunda anlaşılan amirler, hukuki, mali veya cezai sorumluluğa tabidirler..." Ceza kovuşturması sırasında görevden uzaklaştırma 4-Madde 140. "...Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da 138. maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabiliri..." Tedbirlerin kaldırılması 5-Madde 142. "...Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai bir İşlem uygulanmasına lüzum kalmayan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, 138. maddedeki yetkililerce (Müfettişler tarafından görevden uzaklaştırılanlar hakkında atamaya yetkili amirlerce) derhal kaldırılır. Görevden uzaklaştırma tedbirini kaldırmayan görevli hakkında 139. madde hükmü uygulanır..." Memurun göreve başlatılması zorunlu olan haller 6-Madde 143. a) “ Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler, b) Yargılamanın menine veya beraatine karar verilenler, c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar, ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile yükümlü olup cezası ertelenenler, Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır..." Görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılmasında amirin takdiri 7-Madde 144. "...140. ve 142. Maddelerle 143. Maddenin a, b, c, fıkralarında yazılı olanlar hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbiri, Devlet memurunun soruşturmaya konu olan fiillerinin, hizmetlerin devama engel olmadığı hallerde her zaman kaldırabilir..." Süre 8-Madde 145. "...Görevden uzaklaştırma; bir disiplin kovuşturması icabından olduğu taktirde en çok 3 ay devam edebilir. Bu süre sonunda hakkında bir karar verilmediği takdirde memur görevine başlatılır. Bir ceza kovuşturması icabından olduğu taktirde görevden uzaklaştırmaya yetkili amir (Müfettişlerin görevden uzaklaştırdıkları memurlar hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu her iki ayda bir inceleyerek görevine dönüp dönmemesi hakkında bir karar verir ve ilgiliye de bir yazı İle tebliğ eder. 1580 sayılı Belediye Kanunu Başkanvekili, geçici görevlendirme ve yeni başkan seçimi Madde 93. (Değişik: 20.03.3997 4231/4. md.) "...Belediyelerin seçilmiş organları veya bu organların üyeleri hakkında görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile soruşturma veya kovuşturma açılması halinde, İçişleri Bakam geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar bu organları veya organların üyelerini görevden uzaklaştırabilir..." 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Büyük Şehir Belediyesinin Organları Madde 9. "...Büyük şehir ve ilçe belediyelerinin seçilmiş organları veya bu organların üyeleri hakkında görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile soruşturma veya kovuşturma açılması halinde, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar bu organları veya organların üyelerini görevden uzaklaştırabilir..." 3360 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu Ek Madde 3. ".. Haklarında soruşturma ve kovuşturma açılan İl Özel İdare organları veya bu organların üyeleri, İçişleri Bakanı tarafından geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırılabilir..." 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun İzin vermeye yetkili merciler Madde 3. "...Soruşturma izni yetkisi; h) Büyükşehir Belediye Başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclis üyeleri ile il genel meclis üyeleri hakkında İçişleri Bakanı. i) İlçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclis üyeleri hakkında kaymakam, merkez ilçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclis üyeleri hakkında bulundukları il valisi, j) Köy ve mahalle muhtarları ile bu kanun kapsamına giren diğer memur ve kamu görevlileri hakkında ilçelerde kaymakam, merkez ilçede vali, ...tarafından bizzat kullanılır..." Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor Madde- 6 "...Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerim görevlendiren merciin bütün yetkilerine haiz olup, bu kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre İşlem yapabilirler, hakkında inceleme yapılan memur ve diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri de toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar... Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir..." Süre Madde 7. "... Yetkili merci, soruşturma izni konusundaki kararını suçun 5'inci maddesinin birinci fıkrasına göre öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dahil en geç otuz gün içinde verir. Bu süre, zorunlu - hallerde onbeş günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir..." Soruşturma izninin kapsamı Madde 8. "...Soruşturma izni, şikayet, ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ileride soruşturma sırasında ortaya çıkabilecek konuları kapsar..." İtiraz Madde 9. "...Soruşturma izninin verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı İse Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçi itiraz yoluna gidebilir...İtiraza, 3. Maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ile (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar. İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir..." Mülga Memurun Muhakemati Hakkında Kanunu Muvakkat Madde 12 "...Haklarında hazırlık soruşturması yapılan memurlar gerekli görüldüğü taktirdi memuriyetleri vekaletle idare ettirilmek kaydıyla işten el çektirilebilir..." Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Yerel makamların faaliyetlerinin idari denetimi Madde 8/1. "...Yerel makamların her türlü idari denetimi ancak kanunla veya anayasa ile belirlenmiş durumlarda ve yöntemlerle gerçekleştirilebilir..."


KONU İLE İLGİLİ YARGI KARARLARI:

1-Danıştay Birinci Dairesinin 23.09.1987 gün ve E:1987/414, K:1987/37Û sayılı kararı, "...Haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye başkanlarının geçici bir önlem olarak görevden uzaklaştırılmalarına ilişkin kıstasların, görevden çıkarmaya ilişkin kıstaslardan farklı olduğu, bu nedenle, belediye başkanı hakkındaki savların önemi, ciddiyeti ve ağırlığı ile soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde incelenip sonuçlandırılabilmesi için görevde kalmalarının sakıncalı olması halinde ilgililer hakkında bu türlü önlem kararının alınmasının yerinde olduğu..." 2- Danıştay Birinci Dairesinin 31.10.1986 gün ve E: 1986/361, K:1986/380 sayılı kararı; "...Anayasanın 127. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hüküm gereğince, görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye başkanlarını görevden uzaklaştırmaya İçişleri Bakanının yetkili bulunduğu..." 3-Danıştay Sekizinci Dairesinin 02.03.1994 gün ve E:1993/1647, K: 1994/701 sayılı karan; "...2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 127. maddesinin dördüncü fıkrası ile 1580 sayılı yasanın 93. maddesinde, görevleri ile ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma ve kovuşturma açılan belediye başkanları ve organlarının üyelerinin İçişleri Bakanı tarafından geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırılabilmeleri için suçlamanın ciddi kanıtlara dayanması, ileri sürülen savların önem ve ağırlığı ile soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde incelenip sonuçlandırılabilmesi için ilgilinin görevde kalmasının sakıncalı olması gerektiği..." 4-Danıştay Sekizinci Dairesinin 27.05.1991 gün ve E:1990/1615,K:199I/1020 sayılı kararı; "...Hakkında idari soruşturma yada ceza soruşturması açılan kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması zorunlu olmayıp, görevden uzaklaştırma, görevlinin soruşturma sırasında görevi başında kalmasının sakıncasını gidermek için düşünülmüş bir önlem olduğu, görevleri ile ilgili üzerine atılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma açılan ve bazı eylemleri nedeniyle adlî yargıda davaları bulunan belediye başkanının, önlem olarak görevden uzaklaştırılabileceği..."

KONU İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER:

1- Danıştay 8. Dairesi Başkanı Ahmet Nuri ÇOLAKOĞLU, 11.02.2000 tarihinde yapılan görüşmede; "... Anayasanın 127. maddesinin gayet açık bir madde olduğunu, belediye başkanlarının görevleri ile ilgili olarak haklarında soruşturma ve kovuşturma açılması halinde İçişleri Bakanı tarafından hüküm verilene kadar görevden uzaklaştırılmalarına imkan sağladığını, ancak yeni çıkarılan 4483 sayılı kanunda idare tarafından yapılan ön İncelemenin bir soruşturma olup olmadığının açık olarak belirtilmediğini, kanunun lafzından gidildiği takdirde İçişleri Bakanının Ön inceleme aşamasında belediye başkanlarını görevden alamayacağı yönünde bir intihanın kendisinde oluştuğunu, ancak kanunun hüküm bulunmayan hallerde CMUK’nun uygulanabileceğine dair 6.maddesinin birinci fıkrasına göre de bu yetkinin bu İşlemin bir soruşturma olduğu sonucuna varılmasına gerekçe olduğu yönünde kanaat verdiğini, yerleşmiş yargı içtihatlarına göre bu yetkinin yerinde ve gayesine hizmet etmek amacı ile kullanılabileceğini. Anayasasının 127. maddesine göre mahalli idare organları ve üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılabilmeleri için öncelikle yerleşmiş yargı içtihatlarına göre iddialarının çok ciddi olması ve soruşturmanın selametle yürütülebilmesinin gerekliliği hallerinin güz önünde tutulması gerektiğini, suçlamanın ciddi kanıtlara dayanması, ileri sürülen savların önem ve ağırlığı ile soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde incelenip sonuçlandırılabilmesi için ilgilinin görevde kalmasının sakıncalı olması gerekçelerinin iyi tespit edilmesi halinde bu yetkinin 4483 sayılı kanuna göre yapılan ön inceleme aşamasında da kullanılmasının mümkün olabileceğini, ancak ileride oluşacak yargı içtihatlarına göre uygulamanın kendisine yön bulacağını.,."

2- Danıştay 2. Dairesi Üyesi M. Yücel ÖZBİLGİN, 11.02.2000 tarihinde yapılan görüşmede; "... Yasanın yeni bir uygulama olduğunu, ilk bakışta ön inceleme aşamasında Belediye Başkanının bu kanuna göre görevden alınamayacağı şeklinde bir anlam çıktığını, ancak içişleri Bakanının bu yetkisini ve görevini Anayasanın 127. maddesi ve 1580 ile 3030 sayılı yasalara dayandığını, Anayasadan doğan bu yetkinin gerektiğinde Danıştay'ın yerleşmiş içtihatlarında belirtilen şartların ve gerekçelerin oluşması halinde her zaman kullanılabileceğini, ancak kanunun lafzına yanında amaç ve yorumu dikkate alındığında bu yetkinin ön inceleme sırasında da kullanılabileceğini, ancak görevden uzaklaştırma yetkisinin kullanılabilmesi için yerleşmiş yargı içtihatlarına göre suçlamaların ciddi kanıtlara dayanmasının gerektiğini, soyul iddialara göre işlem yapılmasının hizmet kusuruna yol açabileceğini ve tazmini gerektirebileceğini..."

3- Danıştay 2. Dairesi Üyesi Kamuran ERBOĞA, 11.02.2000 tarihinde yapılan görüşmede; "... 4483 sayılı yasada belirtilen Ön İncelemenin, soruşturmanın bir aşaması olarak anlamak gerektiğini, Danıştay'ın yerleşmiş içtihatlarındaki gerekçe ve şartların oluşması halinde Anayasanın 127 ve 1580 sayılı Belediye Kanununun 93. maddesi gereğince belediye başkanının görevden alınmasında herhangi bir sakıncanın olmayacağını..." Beyan etmişlerdir.

DEĞERLENDİRME:

Bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idarelerin seçilmiş; organı veya üyelerinin, Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca İçişleri Bakam tarafından geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılması yetkisinin 4483 sayılı yasa ile getirilen düzenleme karşısında naşı uygulanacağı hususu, bu inceleme ve Araştırma Raporunun konusunu oluşturmaktadır. Bu nedenle önce "görevden uzaklaştırma", daha sonra "ön inceleme" kavramları ele alınacak ve bilahare mahalli idare organları ve üyelerinin görevden uzaklaştırılmaları üzerinde durulacaktır.

Kamu görevi ifa edenlerin görevleri sırasında yada görevleri sebebiyle suç işlemeler halinde bu fiillerine karşılık yargılanma usulleri ve cezalarına ilişkin hükümler çeşitli kanunlarla düzenlenmiştir. Yürürlükten kaldırılan MMHK hükümlerine göre kamu görevlilerinin suç teşkil eder fiillerinin, hem görevleri sırasında hem de görevlerinden doğması hallerinde haklarında ceza kovuşturması yapılabilmesi. Anayasanın 127. maddesine dayanak alınmak suretiyle idari mercilerin iznine tabi İken 4483 sayılı Memurların ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile memur ve diğer kamu görevlilerinin sadece görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda ceza kovuşturmasının yapılabilmesi idari merciin iznine tabi hale getirilmiştir.

Bunun yanında memurları ilgilendiren disiplin suç ve cezalan bulunmaktadır. Bu konu esas itibarıyla 657 sayılı Devlet memurları Kanunu ile düzenlenmiş olmakla birlikte özel nitelikteki bazı mevzuat hükümleri de bulunmaktadır. Disiplin kavramı, anılan kanunun 124. maddesinde, "... kamı hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125. madde de sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir..." yer alan hükümle tanımlamıştır. Gerek madde metninden ve gerekse disiplin cezasının verilmesini gerektiren fiillerin incelenmesinden, memurların hem görevleri sırasında, hem görevlerinden doğan hem de görevleri sırasında olmayan yada görevle ilgisi bulunmayan hallerde dahi disiplin cezası ile tecziye edilebileceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Özetle memur ve diğer kamu görevlileri hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması yapılabilmesi görevleri sebebiyle işledikleri suçlarla sınırlandırılmış iken disiplin cezası ile tecziyelerinde böyle bir kayıtlama bulunmamaktadır. Zira Ceza Yasası ile kamu düzenini korumak ve toplumu savunmak hedef alınmış iken Disiplin Cezalan ile kamu hizmetinin iyi görülmesi hedef alınmıştır.

Görevden uzaklaştırma tedbiri hem yürürlükten kaldırılan MMHK hükümlerine göre yapılan yada yapılacak olan soruşturmalar nedeniyle hem de yapılan yada yapılacak olan disiplin soruşturmaları sırasında uygulanabilen idarî bir işlemdir. Görevden uzaklaştırma, esas itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımlanmış bir kavramdır. Anılan kanunun 137. maddesinde, "...Görevden uzaklaştırma, devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma, tedbiri soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir..." hükmü getirilmiştir.

Diğer bir ifade ile görevden uzaklaştırma, gerek ceza yasasına göre ve gerekse disiplin hükümlerine göre soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi için başvurulan idari ve geçici bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma ile memurun hizmet gereklerine ve kanunlara aykırı olması kuvvetle muhtemel bir yada birden fazla eyleminden dolayı soruşturma başlandığı yada soruşturma sırasında kamunun zarar görmesini önlemek amaçlanmıştır. 657 sayılı kanun görevden uzaklaştırmayı tanımlarken "kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde" denmektedir. Ancak bu ifade tamamlanmamıştır. Bununla birlikte kamu hizmeti doktrinde. Devlet yada diğer kamu tüzel kişileri tarafından yada bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak ihtiyaçları karşılamak, tatmin etmek ve kamu çıkarım sağlamak için yapılan ve genele sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli faaliyetler olarak tanımlanmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 28.06.1995 gün ve E:1994/71, K:1995/23 sayılı kararında belirttiği gibi kamu hizmeti kavramının belirsizliği konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Dolayısıyla "kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde" tabiri altında yetkili amirlerin takdir yetkisinin bulunduğunu ifade etmek mümkündür. Bununla birlikte bir memurun görevi başında kalmasının sakıncalı olduğu şeklinde mücerret bir gerekçe ile görevden uzaklaştırılması, kanunun öngördüğü amaca uygun düşmemektedir. Bu nedenle görevden uzaklaştırma tedbirine başvurmadan önce memurun eylem ve işleminin kamuya zarar verdiğinin

açık olarak anlaşılması yada soruşturma sırasında bilgi ve belgelerle eylem ve işlemin doğruluk derecesinin tespit edilmesi gerekmektedir. Aksi halde bir memurun görevi başında kalmasının sakıncalı olup olmadığı anlaşılmadan görevden uzaklaştırma tedbirine başvurulması uygulayıcı açısından ağır hizmet kusuruna yol açabilecektir.

Hukuk sisteminde benimsenen takdir yetkisi, karar ve hareket alanı içinde kanunun uygun göreceği birden fazla İşlemden birinin seçilmesini ifade etmektedir. Görevden uzaklaştırma işlemindeki takdir yetkisi ise şarta bağlanmıştır. Ancak getirilen şartları ise objektif olarak tanımlamakta güçlük çekilmektedir. Bu nedenle takdir yetkisini sakatlayacak ve idari yargının işlemi hukuka aykırı bulmasını önleyecek biçimde kullanılması gerekmektedir.

Yerleşmiş yargı içtihatlarında, görevden uzaklaştırma tedbirinin genel olarak, adli ve idari kovuşturma sonucunda uygulanacak cezanın memurluktan çıkarmayı gerektirecek ağırlıkta olması, işlenen veya işlenmeye devam eden fiilin kamuya zarar vermesi, kamu hizmetinin kesintiye uğraması, yapılan soruşturma ile ilgili olarak delillerin yok edilmesi veya karartılması gibi bir durumun söz konusu olması, görev dışı bir suç nedeniyle hakkında adli mercilerce kovuşturma yapılmakta olması hallerinde kovuşturma konusu olan eylemin toplum vicdanını incitici, Devlete ve kamu kurumlarına olan güveni sarsıcı nitelikte olması hallerinde söz konusu olacağı vurgulanmaktadır.

Görevden uzaklaştırma, geçici bir tedbirdir. Bu tedbir ile memurun, belirli bir süre İçin kamu görevini fiilen yapması önlenmektedir. 657 sayılı kanun uyarınca, görevden uzaklaştırma işleminde, memurlar hakkında yapılmakta olan soruşturmanın adli yada idari olmasının bir farkı bulunmamaktadır. Haklarında mahkemece cezai kovuşturma yapılan memurlar hakkında da görevden uzaklaştırma tedbirine başvurulabileceği gibi soruşturmanın her safhasında yani soruşturmaya başlanmadan Önce veya soruşturma sırasında da yerleşmiş yargı içtihatlarında belirtilen unsurların var olması hallerinde görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanabilmektedir. Ancak bu işlem sonuçta mutlaka bir soruşturmaya bağlanması zorunluluğu getirilmiştir. Nitekim 657 sayılı kanun soruşturma öncesinde bu tedbire başvurulmuş ise (10) gün içinde soruşturmaya başlanmasını öngörmektedir.

Görevden uzaklaştırma tedbiri esas olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda düzenlenmiş ve tanımlanmış olmakla birlikte bazı başka kanunlarda da yer aldığı görülmektedir. Konumuz itibarıyla 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 127. maddesi, 1580 sayılı Belediye Kanunun 93. ve 102. maddeleri, 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanunun 9. maddesi, 3360 sayılı İİ Özel İdaresi Kanunun Ek 3. maddesi, 442 sayılı Köy Kanunun 11. maddesi, 5442 sayılı îl İdaresi Kanunun 9/D, 16, 31/Ç ve 31/D. maddeleri ile yürürlükten kaldırılan MMHK.nun 12. maddesinden bahsedilmesi gerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 237/b. hükmü gereğince, MMHK.nun 12. maddesi 657 sayılı kanuna tabi memurlar için yürürlükten kalkmıştır. Keza 657 sayılı kanunun anılan maddesi gereğince. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunun görevden uzaklaştırmaya ilişkin maddeleri de yürürlükten kalkmıştır. MMHK ise 04.12.1999 gün ve 23896 sayılı T.C Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun İle ortadan kaldırılmıştır.

Bu yasal durum karşısında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurların hakkında görevden uzaklaştırma tedbirinin alınabilmesi için cezai ve disiplin soruşturmasını gerektiren bir eylemin var olması gerekmektedir. Bu eylemler nedeni ile de, disiplin soruşturması yada görevle ilgili bil suç dolayısıyla yapılan veya yapılacak olan ceza soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanabileceği ortaya çıkmaktadır. Disiplin soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırmaya 657 sayılı kanunun 145. maddesi ile imkan sağlanmıştır. Ancak hangi disiplin suçlarında bu tedbirin uygulanacağı konusunda açıklık bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile kamu hizmetlerinin gerektirdiği ve görevi başında kalmasında salanca bulunan disiplin cezasının gerektiren eylemlerin, neler olduğu hususunda takdir kavramının öne çıktığı söylenebilir. Bununla birlikte görevden uzaklaştırmada, verilecek disiplin cezasının ağırlık derecesinin dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim kanun koyucu, keyfi uygulamaları ve zararın büyümesini önlemek için disiplin soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırılması halinin en çok üç ay devam edebileceğini hüküm altına almıştır.

Memurların görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle haklarında ceza kovuşturması iki şekilde yürütülmektedir. Bunlardan birincisi, 4483 sayılı kanuna göre yapılan ceza kovuşturması nedeniyle görevden uzaklaştırmalardır. Devlet memurlarının görevleri sebebiyle suç işlediklerinin, anılan kanunun 5. maddesi uyarınca, bizzat veya ihbar ve şikayet veya Cumhuriyet Başsavcılıkları aracılığı ile öğrenilmesi durumunda yetkili merciler tarafından bir ön inceleme yaptırılacağı öngörülmektedir. Bu kanunu göre hakkında Ön İnceleme yapılan memur, ön incelemenin herhangi bir safhasında görevden uzaklaştırılabilecektir. Görevden uzaklaştırma işlemi ise 657 sayılı kanunun 137-145. maddelerine göre yapılması gerekmektedir. İkincisi ise, gerek özel kanunları gereğince 4483 sayılı kanun kapsamına girmeyen görevliler ve gerekse 4483 sayılı kanun kapsamında bulunmakla beraber işledikleri suçun görev sebebiyle işlenmemesi yada işledikleri suçun genel hükümlere tabi olması nedeniyle haklarında Cumhuriyet Başsavcılarınca ceza soruşturması yürütülen yada dava açılan memurlar da 657 sayılı kanunun 137-145. maddelerine göre görevden uzaklaştırılabilecektir.

Görevden uzaklaştırma ve buna ilişkin yasal dayanakların ortaya konmasından, 04.12.1999 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 2. maddesi gereğince, "...Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır..." hükmünü getirmiştir. Kanunun 5. maddesine göre, 2. madde kapsamına giren bir suçun işlendiğini bizzat veya 4. maddede belirtilen şekilde öğrenen kişinin vermeye yetkili merci bir ön inceleme başlatmasına ilişkin hükmü getirilmiştir. Keza Anayasanın 127. maddesi, görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerinden, bahsetmektedir. Dolayısıyla bu noktada, soruşturma, kovuşturma ile 4483 sayılı kanunla hukuk sistemimize yeni giren bir terim olan ön inceleme kavramının açıklanması ve birbirleri ile ilişkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir

Mehmet Ali AĞAKAY'ın Türk Tarih Kurumu Basımevinde 1982 tarihide basılan Türkçe Sözlüğünde, Kovuşturma, suçlu olduğu ileri sürülen biri için gerekli araştırma ve soruşturmayı yapma, Soruşturma, belli olmayan bir durumu aydınlatmak için tanıt toplama işi, tetkik, tahkik ve bir idari ve yada adli orunun yönettiği inceleme, inceleme ise bir işi yada bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye anlamaya çalışmak olarak tanımlanmıştır.

Kemal DEMİRAY'ın Anka Ofset Basımevi 1982 basımlı Türkçe Sözlüğünde ise Kovuşturma, yasalara aykırı bir davranıştan dolayı yapılan soruşturma ve araştırma, Soruşturma, soruşturmak eylemi ve bir durumu aydınlığı kavuşturmak için ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama işi, İnceleme ise bir şeyin özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye araştırmak olarak tanımlanmıştır. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türkçe Sözlüğüne göre; Kovuşturma, suçlu sanılan biri için yapılan soruşturma ve araştırma, takibat, takip, suçlu olduğu ileri sürülen biri için gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmak, takip etmek. Soruşturma, eylem, her hangi bir konuda ilgili kişilere soru yönelterek bilgi toplama işi, sormaca, tetkik, tahkik, anket, bir idari veya adli makamın yönelttiği İnceleme.tahkikat ve her hangi bir konuyla ilgili durum veya tutumu belirlemek için düzenlenmiş ayrıntılı ve kapsamlı soru dizisi, İnceleme ise bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek şeklinde tanımlanmıştır. Hüseyin ÖZCAN'ın 4. Baskı 1975 Ansiklopedik Hukuk Sözlüğüne göre, Kovuşturma,(C. Huk.) suç işlediği sanılan bir kimseye karşı, yasa yargılarına uygun olarak yapılan araştırma, soruşturma ve her türlü izlemenin tümü, Soruşturma, suç işlediği zannedilen bir kimsenin, suçla ilgili derecesini meydana çıkarmak için, polisçe yapılan tahkikattan itibaren hükmün kesinleşmesine kadar geçen araştırma ve derinleştirme safhalarını kapsayan terim olduğu ve Soruşturmanın dört safhadan geçtiği, bunlarında; 1-Hazırlık tahkikatı, 2- İlk Tahkikat, 3- Ara tahkikatı. 4- Son tahkikat olduğu belirtilerek hukuki ayrı bir terim olarak İnceleme kelimesini ayrıca tanımlamamıştır.

Prof. Dr. Ejder YILMAZ'ın 1996 yılı 5. baskı Hukuk Sözlüğünde, İnceleme ve soruşturma terimleri ayrı bir hukuki terim olarak tanımlanmamış, sadece kovuşturma tabirine yer verilmiş ve suç işlediği bildirilen kişi hakkında adli takip (cezai takibat) yapılması olarak tanımlanmıştır. Türk Hukuk Kurumu tarafından hazırlanan ve 1991 yılında 3. Baskı olarak Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce yayımlanan Türk Hukuk Lügatında da, kovuşturma ve inceleme ayrı birer hukuk terimi olarak tanımlanmamış, soruşturma terimi ise tahkikat olarak tanımlanmıştır. Aynı lügatin tahkikat ile ilgili tanımı ise, suç işlemiş olmak zannı altında bulunan bir kimsenin suçla münasebeti derecesini meydana çıkarmak üzere zabıtaca takibine başlanmasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar geçireceği araştırma ve derinleştirme safhalarına şamil bir tabir olarak açıklanmaktadır.

Prof. Nurullah KUNTER, Kazancı Yayınevinden çıkan 1985 basımlı Ceza Muhakeme: Hukuku kitabında, ceza muhakemesini iki safhaya ayırmaktadır. Bunlardan birincisini, ön soruşturma safhası, ikincisini İse soruşturma safhası olarak tanımlamıştır. On soruşturmanın, kendisinden sonra gele soruşturmanın daha iyi, daha çabuk ve daha teminatlı yapılmasını sağlamak olduğunu, dolayısıyla her ö soruşturma sonrasında muhakkak son soruşturmaya geçilmeyeceğini, bazen son soruşturmaya lüzum kalmayabileceğim belirtmiştir. Keza ön soruşturmanın görevlerini, delilleri toplama, suç isnadını açıkça belirtme ve zarar ihtimaline karşı koruma tedbirlerinin almışı olarak belirlemiştir. Anılan kitapta, ö soruşturmanın, yargılamanın bir safhası olduğu, ön soruşturma teriminin, son soruşturma yar yargılamadan önce yapılan bütün soruşturmaları içine aldığı vurgulanmaktadır. Bu terimlerin incelenmesi sonucunda. kovuşturma ve soruşturma kelimelerinin hukuk termolojisinde yer aldığı ancak inceleme veya ön inceleme diye ayrı bir hukuki terimin olmadığı görülmüştür. O halde ön İnceleme sürecinin hukuktaki yerinin neresi olduğunu anlamak için tanımlar tekrar gözden geçirdiğimizde, kovuşturma daha geniş ve kapsamlı bir hukuki üst kavram olup, bir hukuk konunun polisteki aşamasından sonra başlayıp, hüküm aşamasına kadar ki sürenin tümünü kapsamaktadır Soruşturma ise, isnadın somutlaşması ile başlayan kovuşturmanın aşamaları olup, CMUK. nı değişikliğinden önce Hazırlık Tahkikatı, İlk Tahkikat. Ara Tahkikatı ve Son Tahkikattan oluşan bir incelemeler ve tahkikatların Tümü olarak yorumlanmakladır. Yani hükme ulaşma süreci içerîsindeki araştırmaların ve incelemelerin bütünüdür. Yeni terim olarak ön İnceleme ise. soruşturmanın içindeki bir süreci ifade etmekte olup, bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özeniş anlamaya, öğrenmeye çalışmaktır. Yani incelemeler, soruşturmanın içerisinde konunun aydınlığı kavuşması İçin yapılan iş ve işlemlerdir. Dolayısıyla ön inceleme de, soruşturma aşamasında poliste başlayan ve kovuşturma öncesinde yapılan bir tahkikat ve soruşturmanın başlangıcım ifade etmektedir. Ön inceleme aşamasında, konu ile ilgili tanıklar, hakkında ön inceleme yapılan ve müşteki dinlenecek, deliller toplanacak ve elde edilen bilgilerden faydalanarak konunun idari ve adli yönü değerlendirilmek suretiyle adli soruşturmanın başlatılması veya başlatılmaması sağlanmaktadır.

4483 sayılı kanunun 6. maddesinde, ön inceleme yapanların, hakkında Ön inceleme yapılar memur ve diğer kamu görevlilerinin ifadelerinin de alınması suretiyle gerekli bilgi ve belgeleri toplayacağı ve bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde CMUK hükümlerine göre de işlem yapabilecekleri, öngörüldüğünden yapılan ön İncelemenin de soruşturma ve kovuşturma kapsamı içinde değerlendirilmesi gereken bir faaliyet olduğu ortaya çıkmaktadır. Keza 448.3 sayılı kanunun 8. maddesine göre. soruşturma İzni, şikayet, ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ileride soruşturma sırasında ortaya çıkabilecek konulan kapsar, yönündeki hükmü soruşturma sırasında izin verilen olay ve konudan tamamen ayrı veya farklı bir suç olarak nitelendirilebilecek bir fiil ortaya çıktığında, yeniden izin alınması zorunluluğunu benimsemiştir. Böylece 4483 sayılı kanun, ön inceleme terimi ile idarenin yapacağı soruşturma ile adli makamların yapacağı soruşturmaları ve adli takibi birbirinden ayırmaya çalışmak istemiştir. Çünkü idarenin yapacağı ön incelemenin sonunda verilecek izinle adli takibatın açılmasına imkan tanındığı gibi adli soruşturmanın yönü de belirlenmiş olmaktadır. Özelle ön incelemenin de yargılama sürecine etki eden ve bu kapsamda yapılan bir çalışma olduğu kanaatine varılmıştır.

Değerlendirmemizin bu bölümünde ise mahalli idare organları ve üyeleri hakkında uygulanacak görevden uzaklaştırma konusuna geçebiliriz. Anayasanın 127. maddesi, gerek 1580 sayılı kanunun 93. ve 102. maddesi, gerek 3030 sayılı kanunun 9. maddesi ve gerekse 3360 sayılı kanunun ek 3. maddesi, bu çerçeve içinde değerlendirilebilecektir.

Anayasanın 127. maddesinde, mahalli idareler, il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileri olarak tanımlanmıştır. Yine Anayasanın 127. maddesi ise görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma-veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir, hükmünü getirmiştir. Bu hükümler karşısında, 1580 sayılı kanunun 93. maddesi, belediyelerin seçilmiş organları veya bu organların üyeleri hakkında görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile soruşturma veya kovuşturma açılması halinde. İçişleri Bakanı geçici bir tedbîr olarak, kesin hükme kadar bu organları veya organların üyelerini görevden uzaklaştırabilir, hükmüne yer vermiş, benzer şekilde 3030 sayılı kanun ise Büyük şehir ve ilçe belediyelerinin seçilmiş organları veya bu organların üyeleri hakkında görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile soruşturma veya kovuşturma açılması halinde, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar bu organları veya organların üyelerini görevden uzaklaştırabilir, hükmün getirmiş ve keza 3360 sayılı kanunun ek 3. maddesi de, haklarında soruşturma ve kovuşturma açılan il özel idare organları veya bu organların üyeleri, İçişleri Bakanı tarafından geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırılabilir, demiştir. Böylece ilgili kanunlarda, Anayasaya uygun hükümlere yer verildiği görülmektedir. Bu hükümlere göre, belediyelerin seçilmiş organlarının veya bu organların üyelerinin İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilmeleri görevleri ile ilgili bir suçtan dolayı haklarında soruşturma veya kovuşturma açılmış olmasına bağlanmıştır. Madde de özellikle "görevleri ile ilgili bir suçtan" soruşturma ve kovuşturma açılması halinden söz edilerek görev sırasında işlenen ancak görevle ilgili bulunmayan suçları kapsam dışında tutmuştur. Bu itibarla görevle ilgili olmayan bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları ve bu organların üyelerinin görevden uzaklaştırılmaları mümkün değildir. Keza bu görevlilerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olmaması ve memur sayılmamaları nedeniyle haklarında disiplin soruşturması açılamayacağı ve dolayısıyla disiplin suçu sayılan bir eylem nedeniyle görevden uzaklaştırılamayacakları hususunun da göz Önünde tutulması gerekmektedir. Gerek Anayasa ve gerekse diğer kanunlarda yer alan hükümlerden, İçişleri Bakanına, görevden uzaklaştırma konusunda geniş takdir hakkı tanınmıştır. Zira, söz konusu hükümlerde, görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları ve bu organların üyelerinin görevden uzaklaştırabileceği, öngörülmektedir. Bu husus Anayasanın 127. maddesinde yer alan merkezi idarenin mahalli idareler üzerindeki "idari vesayet" yetkisinden kaynaklanmaktadır.

Ancak bu yetkinin her zaman mutlak ve sınırsız olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Çeşitli yargı içtihatlarında, bir belediye başkanının kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasının sakıncalı olduğu gibi mücerret bir gerekçe ile görevden uzaklaştırılmasının kanunun amacına uygun olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle görevden uzaklaştırma önlemine başvurmadan önce elde edilecek somut delilleri değerlendirmesi suretiyle yapılan şikayet ve ihbarların doğruluk derecesini saptaması ve bu hususun kamu hizmetine doğrudan olumsuz etkilerinin ortaya konması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile, alınan ihbar veya şikayetin incelenerek ilgilinin yada ilgililerin görevi başında kalmasının sakıncalı olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Aksi halde ağır hizmet kusuru oluşacaktır.

Anayasal dayanağı 129. maddesinin beşinci fıkrasındaki "...Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır..." hükmü olan 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna göre başlatılan bir ön inceleme aşamasında mahalli idarelerin seçilmiş organlarının görevden alınması hususunda yetkisini, idari vesayet yetkisi olarak değerlendirmek gerekmektedir. Anayasadan kaynaklanan görevden uzaklaştırma yetkisinin kullanılması idari bir işlemdir.

Bunun yanında 442 sayılı Köy Kanunun 11. maddesine göre köy muhtarlarının ve kendisi1 ili birlikte hareket eden köy ihtiyar heyeti üyelerinin, Devlet memuru gibi yargılanıp ve ceza görecekler hüküm altına alınmış olması ve haklarında MMHK göre soruşturma açılması halinde 12. madde gereğince görevlerinden uzaklaştırılmaları söz konusu idi. Ancak MMHK yürürlükten kaldırıldığı için köy muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri hakkında 4483 sayılı kanuna göre yapılacak bir ön inceleme sırasında d; yerleşmiş yargı içtihatlarına göre görevden uzaklaştırma ile ilgili unsurların var olması halindi Anayasanın 127. maddesi hükmüne dayanarak İçişleri Bakanı tarafından geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında 442 sayılı Kanunun 41. maddesi de halen yürürlüktedir. Köy Kanununun 41. maddesine göre "...İl Merkezine bağlı köylerde vali, ilçelere bağlı köylerde kaymakamlar, muhtarın köy işlerini ve kanunlarla verilen diğer görevlerini yapmadığın görürlerse muhtara yazılı ihtarda bulunurlar. Buna rağmen iş görmeyen muhtar, yetkili idare kurulu karar ile görevinden uzaklaştırılır..." hükmü söz konusudur. 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 60. maddesini göre idare kurullarının idari, iştişari ve kazai kararlar alabilecekleri hüküm altına alınmıştır. İdari kurullarının bu yönde almış olduğu kararlan, kazai nitelikte kararlardır. Yine 5442 sayılı kanunun 65 maddesi de. ilçe idare kurulu kararı aleyhine il idare kurullarına, il idare kurullarının gerek 1. derece gerekse 2.derece verdikleri karalar aleyhine Danıştay da ilgililer tarafından Danıştay Kanununa göre itiraz olunabileceği ifade edilmişti. Ancak, 20.01.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2576 sayılı Kanunun 15/1 maddesi gereğince, idare ve vergi mahkemelerinin görev alanım giren ve kanunlarla çeşitli kurul ve komisyonlara verilen görev ve yetkilerinin, bu mahkemelerin göreve başladığı tarihte sona ereceği yolundaki hükmü uyarınca, il ve ilçe idare kurullarının yargısal kararlarının son bulduğu anlaşılmaktadır Bu hukuksal duruma göre, il ve ilçe idare kurullarının yargısal kararlarının sona ermesi ile. artık muhtar ve ihtiyar kurulu üyelerinin görevlerinden çıkarılmasına ilişkin verdikleri kararlar idare işlem niteliğin taşımaktadır. Buna göre idare kurullarının 41. maddeye göre aldıkları kararlar aleyhine İdare yargıya dav; açılması gerekmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun Esas 1992/167, Karar 1994/42 sayılı bu konuda verilmiş bir kararı mevcuttur. Yine Danıştay 8.Dairesinin 18.10.1990 gün ve Esas 1989/775. Karar 1990/1143 sayılı kararında, hakkında savcılıkça soruşturma açılan ve Kaymakamlıkça daha önce uyarılan muhtarın görevden uzaklaştırılmasına ilişkin kararını iptal eden İdare Mahkemesinin kararını bozarak yapılan işlemi yasaya uygun görerek onamıştır.

Mahalle Muhtarlarının görevden uzaklaştırılmasında durum ise, 10.04.1944 tarihinde yürürlüğe giren 4541 sayılı Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Kanunun 18- maddesi de "...Mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri vazifelerini ifada ihmal ve terahi gösterdikleri takdirde vali ve kaymakamlar kendilerine yazılı ihtarda bulunurlar. Bu ihtara rağmen temerrüt edenlerin işten el çektirilir ve İdare Heyeti kararıyla vazifelerine nihayet verilir..." hükmi mevcuttur. Görüleceği üzere 4541 sayılı kanunun 18. maddesi 442 sayılı kanunun 41. maddesine benzer bir hüküm getirmiştir. Buna göre de Köy muhtar ve Heyetleri hakkında yukarıda belirtilen açıklamalar mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri içinde geçerlidir.

Bütün bu açıklamalar karşısında, bir idari tedbir olarak görevden uzaklaştırmanın, önceden elde edilecek somut delilleri değerlendirerek yapılan şikayet ve ihbarların doğruluk derecesini saptaması gerekir. Görevden uzaklaştırma önleminin, gördüğü kamu hizmetlerine doğrudan etki etmesi gerekir. Aksi halde, bir mahalli idare organı ve üyesi hakkında alınan ihbar veya şikayetin incelenerek görevi başında kalmasının sakıncalı olup olmadığı anlaşılmadan görevden uzaklaştırılma tedbirinin uygulanması ağır hizmet kusuruna sebep olacaktır. Görevden uzaklaştırma işleminin uygulanabilmesi için görev sebebiyle işlenen suçlardan olup olmadığının tespiti ancak Ön inceleme yapmakla mümkün olacaktır.

4483 sayılı kanunun 7. maddesi ile ön inceleme için 30 günlük bir süre öngörmüş, ancak bu süre yeterli olmaz ise bir defaya mahsus 15 günlük ek süre tanımıştır. Yetkili merciin, soruşturma izni verilmesi yada verilmemesi yönündeki karara karşı ise ilgililere itiraz hakkı tanınmıştır. 9. maddeye göre itiraz süresi olarak 10 gün kabul edilmiştir. Bu karara karışı ilgilinin itiraz etmesi halinde de, itirazı neticelendirmekle görevli ve yetkili mahkemelere (3) aylık süre tanımıştır. Yani tebligat sürelerini de hesaba katarsak en erken 5-6 ay sonunda verilen kararın kesinleşmesi ve konunun adliyeye intikali sağlanacaktır. Eğer ön inceleme soruşturmanın bir aşaması sayılmaz ise, bu 5-6 aylık süre içerisinde delillerin yok edilmesi ve karartılması mümkün olabileceği gibi, suçlamanın ciddi kanıtlara dayanması, ileri sürülen savların önem ve ağırlığı ile soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde incelenip sonuçlandırılabilmesi için ilgilinin görevden alınması için adli soruşturma ve kovuşturma aşamasını beklemek kamu vicdanım da rahatsız edebilecektir.

Oysa ön inceleme soruşturmanın bir aşaması olup, başlaması İle birlikte yapılacak tahkikat sırasında suçun görevle ilgili olması ve iddialarla ilgili ciddi emareler elde edildiği takdirde, İçişleri Bakam yukarıda belirtilen Anayasa, Özel kanun niteliğinde olan 1 580, 3030 ve 3360 sayılı kanunlara göre mahalli idarelerin seçilmiş organlarını görevden uzaklaştırmasında hukuka aykırılık söz konusu olmayacaktır.

Diğer yandan 4483 sayılı yasanın 6. maddesine göre, "...bu kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler... denmek suretiyle yapılan işlemin bir soruşturma olduğu belirtilmek istenmiştir. Her ne kadar kanun koyucu, bu kanunda bir ön incelemeden söz etmiş ise de, burada denetim elamanları ile muhakkiklere verilen eski uygulamada görülen "soruşturma emri" muadili bir görevlendirme söz konusudur. Memur veya diğer kamu görevlisi hakkında hazırlık soruşturması Cumhuriyet Başsavcıları tarafından yapılacağından, yasa bu maddede 'soruşturma' deyimi yerine 'ön inceleme' deyimine yer vermiştir. İnceleme yetkisinin, soruşturma yetkisine benzer ve eş değer olduğu 6. maddenin ifadesinden de anlaşılmaktadır. Gerçekten de anılan maddenin birinci fıkrası, ön İnceleme ile görevlendirilenlerin bu yasada hüküm bulunmayan hallerde CMUK. na göre işlem yapacakları, hakkında inceleme yaptıkları kamu görevlisinin ifadesini alacakları, inceleme konuları ile ilgili bilgi ve belgeleri toplayacakları hususları yapılan işin bir incelemeden ziyade 'soruşturma' olduğunu yada 'soruşturmanın' bir safhası olduğunu ortaya koymaktadır. Yeni yasaya göre hazırlık soruşturulması, ön İncelemenin tamamlanması ve kanunda gösterilen hukuk yollarının tamamlanmasından sonra Cumhuriyet Başsavcıları tarafından yürütülecektir. Hazırlık soruşturması, ceza davasının açılmasına gerek olup olmadığının araştırılmasıdır. 4483 sayılı kanunun 8. maddesine göre, soruşturma İzni, şikayet, ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ileride soruşturma sırasında ortaya çıkabilecek konulan kapsar, yönündeki hükmü soruşturma sırasında izin verilen olay ve konudan tamamen ayrı veya farklı bir suç olarak nitelendirilebilecek bir fiil ortaya çıktığında, yeniden izin alınması zorunluluğunu benimsemiştir. Böylece 4483 sayılı kanun, ön inceleme terimi ile idarenin yapacağı soruşturma ile adli makamların yapacağı soruşturmaları ve adli takibi birbirinden ayırmaya çalışmak istemiştir. Çünkü idarenin yapacağı ön incelemenin sonunda verilecek izinle adli takibatın açılmasına imkan tanındığı gibi adli soruşturmanın yönü de belirlenmiş olmaktadır. Nitekim maddenin TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, bu konu ile ilgili bir soruyu cevaplayan Adalet Bakanı da, ön incelemenin, memur veya diğer kamu görevlilerinin işledikleri iddia edilen suça yönelik olarak yapılan bir inceleme ve araştırma olduğunu, ifade etmiştir. Anayasanın 127. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan görevden uzaklaştırma yetkisi, İçişleri Bakanına verilen ve devri mümkün olmayan bir yetkidir. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğünün 22. maddesine göre müfettişlerin, görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idarelerin seçilmiş organlarının veya bu organların üyelerinin görevden uzaklaştım imaları için Bakanlığa öneride bulunabilecekleri hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda açıklanan Anayasa hükmü başta olmak üzere diğer kanun hükümleri ve yargı içtihatları ile yapılan görüşmeler ışığında, 4483 sayılı kanunla getirilen ön inceleme aşamasında, yerleşmiş yargı kararlan ile belirlenen koşulların oluşması halinde İçişleri Bakanının, mahallî idare organları ile bu organların üyelerini Anayasanın 127. maddesinin verdiği yetkiye istinaden geçici olarak görevden uzaklaştırabileceği kanaatine varılmıştır.

SONUÇ:

Bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idarelerin seçilmiş organı veya üyelerinin, Anayasa'nın 127. maddesinin 4. fıkrası gereğince İçişleri Bakanı tarafından geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılması yetkisinin 4483 sayı h yasa ile getirilen düzenleme karşısında nasıl uygulanacağı konusunda tarafımızdan yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda; 4483 sayılı kanunda getirilen "ön inceleme" kavramının hukuk sistemimizde yeni bit kavram olduğu, Ön incelemenin, memur ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçların incelenmesi ve araştırılması sonucunda yetkili mercilere, ilgililer hakkında Cumhuriyet Başsavcıları hazırlık soruşturması yapılmasına izin verilmesi yada verilmemesine ilişkin karara dayanak teşkil ettiği, Ön inceleme sırasında, ön inceleme ile görevlendirilenlerin ifade almak, bilgi ve belge toplamak ve 4483 sayılı kanunda yazılı bulunmayan hallerde CMUK. hükümlerine göre işlem yapılmak gibi hususları kapsaması nedeniyle soruşturma ve kovuşturmanın bir aşaması olarak kabul edilmesi gerektiği, Bu nedenlerle Anayasanın 127. maddesi hükmü gereğince, görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerinin, geçici bir tedbir olarak kesin hükme görevden uzaklaştırabileceği yetkisinin, yerleşik yargı içtihatlarına göre suçlamanın ciddi kanıtlara dayanması, ileri sürülen savların önem ve ağırlığı ile soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde incelenip sonuçlandırılabilmesinin temini açısından İçişleri Bakam tarafından, 4483 sayılı kanun gereğince yapılan ön inceleme sırasında da kullanılabileceği; Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tarafımızdan (3) Örnek olarak hazırlanan bu İnceleme ve Araştırma Raporunun, (3) örneği de İçişleri Bakanlığı (Tef. Ku. Bşk.) ’na sunulmuştur. 18.02.2000

M.Uğur KILIÇ Serdar İĞDELER Mülkiye Başmüfettişi Mülkiye Başmüfettişi

Around Wikia's network

Random Wiki