FANDOM


(Gazoz Kürsüsünde 32 kb.büyük olduğu için 12 bölüme ayrılmıştır. Bu bölüm 4.südür) Bakınız: Gazoz Kürsüsünde 4/1 , Gazoz Kürsüsünde 4/2 , Gazoz Kürsüsünde 4/3 , Gazoz Kürsüsünde 4/4, Gazoz Kürsüsünde 4/İngilizce , Gazoz Kürsüsünde 4/Osmanlıca , Gazoz Kürsüsünde 4/Farsça , Gazoz Kürsüsünde 4/Arapça

Gazoz Kürsüsünde Güncel Türkçesi İngilizce Tercüme Osmanlıca Tercüme
Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Geleceği karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.

Seeing the Future of determination to leave the dark ... If you have a low death, I'm sure, but it is. örnek osmanlıca مقدمة
Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle:

Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle.

Dünyada inanmam, hani, görsem de gözümle;

İmanı olan kimse gebermez bu ölümle.

Do not believe in the world, you know, see now I've seen in;

No one dies the death of this faith.

örnek osmanlıca مقدمة
Ey dipdiri meyyit! "İki el bir baş içindir"

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

Ey canlı cenaze! "İki el bir baş içindir"

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

O live funeral! "Two-hand for a head"

Go ahead ... in your hands, head or yours!


örnek osmanlıca مقدمة
His yok hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

Duygu yok, hareket yok, acı yok...Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana...Sen böyle değildin.

No feeling, no movement, no pain ... cut off carrion?

Surprisingly give me ... You were not like that.

örnek osmanlıca مقدمة
Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümîdin mi yüreksiz?

Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümidin mi yüreksiz?

Determination to get rid of, I do not know why, discontinuous?

You yourself, otherwise, no heart no hope?

örnek osmanlıca مقدمة
Âtîyi karanlık görüvermekle apıştın?

Esbâbı elinden atarak ye´se yapıştın!

Geleceği karanlık görüvermekle apıştın!

Esbabı elinden atarak ümitsizliğe yapıştın!

The Future of seeing the dark, baby!

Eshabı despair gripped by throwing away!

örnek osmanlıca مقدمة
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

Karşında ışık yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

If there is light in front of you, right or left side,

Find it ... stay the path of a single light.

örnek osmanlıca مقدمة
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Dünyada ışık kalmasa, sen onu icad etmelisin!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Light not stay in the world, you have to invent him!

O lying low to have his hands, bewildered man, get up!

örnek osmanlıca مقدمة
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-ı hayâtın,

Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

Herkes gibi dünyada henüz hayat hakkın

varken, hani herkes gibi azminde direnişin?

Like everyone else in the world when there is not yet right to life, such as the determination of the resistance you know anyone? örnek osmanlıca مقدمة
Ye´s öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Ümitsizlik öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Yaradana sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Hopelessness so boggy that: If you could choke on.

Hold tight to hope, what you're watch!

örnek osmanlıca مقدمة
Azmiyle, ümîdiyle yaşar hep yaşayanlar;

Me?yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar,

Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;

Lanet olası bir zihnî düğümlenme,

Sphere, always live in hope of living;

Fucking strangulation of a mind

örnek osmanlıca مقدمة
Lâ´netleme bir ukde-i hâtır ki: Çözülmez...

En korkulu cânî gibi ye´sin yüzü gülmez!

Ümidini kesmiş kişinin ruhunu, vicdanını bağlar ve bu çözülmez.

En korkulu cânî gibi ümitsizin yüzü gülmez!

The spirit of the person lost hope, and it binds the conscience resolved. Despairing face as the most murderous smile for fear örnek osmanlıca مقدمة
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye´s ile çirkin;

Mâdâm ki ondan daha mel´un, daha çirkin

Madem ki alçaklığı aynı, ümitsizlik ile küfrün;

Madem ki ondan daha lânetli, daha çirkin

Now that you how low the same, with the kufr of despair;

Now that you cursed so much better, than the ugly

örnek osmanlıca مقدمة
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur-i îman,

Nevmîd olarak rahmet-i mev´ûd-i Hudâ´dan

Bir kötülük yoktur sana, ey imanlı toplum,

Allah'ın vâdettiği rahmetten ümitsiz olarak,

There is an evil to you, O faithful community,

God has promised to bestow hopeless,

örnek osmanlıca مقدمة
Hüsrâna rızâ verme... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Yoksunluğa razı olma... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evladını yakma!

Lack of being willing to drop ... Work ... Stability;

Yanacaksan yourself, even if the burning son!

örnek osmanlıca مقدمة
Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...

Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"

'Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...'''Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!" Houses have been perch, a lot of singing owl

Sounds too: "Homeland tehlikedeymiş ... sinking!"

örnek osmanlıca مقدمة
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam... " demiyor bir tarafından!

Fakat, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam..." demiyor bir tarafından!

İngilizce Tercüme Buraya örnek osmanlıca مقدمة
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmıyacaktır.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

İngilizce Tercüme Buraya örnek osmanlıca مقدمة
Feryâdı bırak kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.

Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.

İngilizce Tercüme Buraya örnek osmanlıca مقدمة
Feryâd ile kurtulması me´mûl ise haykır!

Yok yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

Feryat ile kurtulmayı umuyorsan haykır!

Yok yok! Hele azmini bağlayan zincirleri bir kır!

İngilizce Tercüme Buraya örnek osmanlıca مقدمة
"İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!" deme; yılma.

Ey millet-i merhûme, sakın ye´se kapılma.

"İş bitti... Direnmenin sonu yoktur!" deme; yılma.

Ey rahmete layık millet, sakın ümitsizliğe kapılma.

İngilizce Tercüme Buraya örnek osmanlıca مقدمة
Şu mâcerâyı işittim birinden, üç sene var,

Olur ki dinleyecek bir meraklı kimse çıkar.

Şu macerayı işittim birinden, üç sene önce,

Olur ki dinleyecek bir meraklı kimse çıkar.

We heard from one of adventure, three years ago,

A curious that no one would listen to the exit.

Osmanlıca
Zevâli beş geçe, Boston´dan ayrılınca tiren,

Vagonda volta vuranlar dağıldılar birden.

Öğle vaktini beş geçe, Boston'dan ayrılınca tren.

Vagonda volta vuranlar dağıldılar birden.

Five minutes after the time of lunch, leaving the train from Boston.

The ones patroling in wagons suddenly dispersed.

Osmanlıca
Demek: Sekiz kişilik hücre, şimdi, sâde benim...

O halde yan gelirim, dinlenir başım, beynim.

Demek: Sekiz kişilik kompartıman, şimdi, yalnızca benim...

O halde yan gelir yatarım, dinlenir başım, beynim.

I mean: In an eight-person compartments, now, only my ...

Then I go to bed side income, rests his head, my brain.

Osmanlıca
Dışarda vecd ile dönsün semâ, ufcık toprak,

Gömüldüğüm köşe sâbit değil mi, sen şuna bak!

Dışarda kendinden geçip dönsün gök, ufuk, toprak,

Gömüldüğüm köşe sabit değil mi, sen şuna bak!

let sky, horizon, land passed out


Buried in the corner is not constant, you look at that!

Osmanlıca
Aman ne zümrütağaçlar!.. Ne dalga dalga ekin!..

Çiçek mi, ev mi?.. Ne köyler: Şehir kadar zengin!..

Aman ne zümrüt ağaçlar!.. Ne dalga dalga ekin!..

Çiçek mi, ev mi?.. Ne köyler: Şehir kadar zengin!..

Oh, what emerald trees .. What waves of attachment ..

Flower, home? .. What villages in the City so rich ..

Osmanlıca
Yolun güzelliği lâkin!.. Aman ne manzaralar!..

Ne çok da fabrika! .

- Derken, içim yavaşça dalar;

Yolun güzelliği fakat!.. Aman ne manzaralar!..

Ne çok da fabrika!..

-Derken, içim yavaşça dalar;

But the beauty of the road .. Oh, what views! ..

How much the factory ..

Then, slowly, it goes inside;

Osmanlıca
Deminki hâtıralardan ne iz kalır, ne de yer.

Batar, çıkarken uzaklarda ben zavallı meğer,

Deminki hatıralardan ne iz kalır, ne de yer.

Batar, çıkarken uzaklarda ben zavallı meğer,

What memories recent trace remains, nor the place.

Sets, while the poor unless I'm away,

Osmanlıca
Bizim sekiz kişilik hücre durmamış yalnız:

Meğerse karşıma doğmuş ki bir civan yıldız,

Bizim sekiz kişilik kompartıman durmamış yalnız:

Meğerse karşıma doğmuş bir taptaze yıldız,

We have not stopped an eight-person compartment alone:

Apparently a fresh star was born before me,

Osmanlıca
İngilizce Tercüme Buraya - نه قفام قالدى داياقدن ، نه كوزم، هپ شيشدى؛
Karşı koysa idim eğer mutlak işim bitmişti. Karşı koysaydım eğer mutlak işim bitmişti... İngilizce Tercüme Buraya قارشى قويسه ايدم اكر مطلق ايشم بيتمشدى
Kahveler, nargileler, enfiyeler, şerbetler,

Rûhu lebrîz-i safâ eyliyecek sohbetler

Kahveler, nargileler, enfiyeler, şerbetler,

Ruhu neşeyle dolduracak sohbetler,

Cafes,nargileh, ,sweet drinks,

Fiils the spirit of chats.

قهوه لر، ناركيله لر، انفييه لر، شربتلر،روحى لبريز صفا ايليه جك صحبتلر