Wikia

Yeni Wiki

Meyhane şiiri - Mehmet Akif Ersoy

Talk4
57.648pages on
this wiki
Geçinme Belâsı Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Mezarlık

Damadı Ömer Rıza Doğrul sadece misafirliklerde sosyalleşme için değil hemen her akşam sağlam bir içici olarak rakı kadehine sarılıyordu.

Hatta Sirkeci'de devamlı gittiği lokantasında bir yandan yeni tefsiri için çalışırken bir yandan da içkisini yudumlamaktan geri durmuyordu. Rakıyı çay bardağında içmekten hoşlanıyordu.

Ona göre içki aslında haram değildi. 'Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda hem günah, hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür.' (Bakara Suresi,2/219)' İşte Ömer Rıza Bey'in dayanağı olan ayet buydu. Bu ayete dayanarak içkinin aynı zamanda faydalarının da olduğunu, eğer dozunda içilirse haram sayılmayabileceğini söylüyordu. (Mehmet Akif Ersoy'un yakın çevresinin içkiyle meselesini uzun zaman çözememiştim. Damadı tefsir yaparken bile kadehi elinden bırakmıyordu. Oğlu Emin alkol ve uyuşturucudan hayatını kaybetti. En yakın arkadaşı Neyzen Tevfik'ti. Ona hicviye olarak Derviş Ahmed şiirini yazmıştı. Kendisi bu kadar muhafazakar olan birinin çevresi ve ailesi sıkı içicilerden oluşmuştu. Şeytan bu ya dürttü, araştırdım... Mehmet Akif'in ölüm nedeni de sirozdu. Acaba büyük şairimiz de içki meraklısı olabilir miydi? Hayır! 24 yaşına kadar içmiş sonra bırakmıştı!) Onun için Meyhane şiirini yazmıştır.

Bendeniz de bu şiirde anlatılan ayyaşın çocuklarının alınmaması gibi pek çok vak'ayı başta kendi akrabalarımdan olmak üzere çevremde gözlemledim.


[[Video:meyhane - mehmet akif ersoy - safahat |thumb|300px|right|Meyhane - Mehmet Akif Ersoy - Safahat

Geçinme Belâsı Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Mezarlık

Yenişehir Kaymakamı Eyüp Sabri Kartal'ın koordinesinde icra edilen Safahat projesinin mahsülüdür.

Bu video edebiyat ve İngilizce öğretmenlerinin kollektif ve kolebratif katkılarıyla hazırlanmıştır.


]]


Bakınız

Şablon:Meyhane - d


Meyhane - Meyxana - Meyhana

Meyhane - Mehmet Akif Ersoy - Safahat 2'li sütun başlıyor.
Bence bu şiir bestelemeli ve hem aslıyla hem de sadeleştirmesiyle icra edilmeli...
Çok muhteşem bir şiir ..
Toplumsal bir yaraya parmak basıyor.
Bir meyhane ancak bu kadar hicvedilebilir.
Meyhane şiiri - Mehmet Akif Ersoy 4 sütunlu başlıyor .
Meyhane/1- Meyhane/2 - Meyhane/3 Meyhane/Azerice
Akif'in Meyhane şiiri Derviş Ahmed - Mehmet Akif Ersoy - Safahat şiiriyle birlikte ele alınmalıdır.
Meyhane şiiri - Mehmet Akif Ersoy
Meyhane/İngilizce tekli
Meyhane/4
Meyhane/Osmanlıca
Meyhane/Arapça
Meyhane/İngilizce
Meyhane Şiiri / Tekli tablo
Meyhane Şiiri / İkili tablo güncel türkçe
Meyhane Şiiri / İngilizce
Meyhane Şiiri / Üçlü tablo İngilizce tercüme
Meyhane Şiiri / Üçlü tablo
Meyhane Şiiri / Osmanlıca
Safahat 1.Kitap da gecen Meyhane siirdir. Bu şiir bestelemelidir. Aslı ve sadeleştirmesi de icra edilmelidir... Çok muhteşem bir şiir .. Bir meyhane ancak bu kadar hicvedilebilir. Damadı Ömer Rıza Doğrul sadece misafirliklerde sosyalleşme için değil hemen her akşam sağlam bir içici olarak rakı kadehine sarılıyordu. Hatta Sirkeci'de devamlı gittiği lokantasında bir yandan yeni tefsiri için çalışırken bir yandan da içkisini yudumlamaktan geri durmuyordu. Rakıyı çay bardağında içmekten hoşlanıyordu. Ona göre içki aslında haram değildi. 'Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda hem günah, hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür.' (Bakara Suresi,2/219)' İşte Ömer Rıza Bey'in dayanağı olan ayet buydu. Bu ayete dayanarak içkinin aynı zamanda faydalarının da olduğunu, eğer dozunda içilirse haram sayılmayabileceğini söylüyordu. (Mehmet Akif Ersoy'un yakın çevresinin içkiyle meselesini uzun zaman çözememiştim. Damadı tefsir yaparken bile kadehi elinden bırakmıyordu. Oğlu Emin alkol ve uyuşturucudan hayatını kaybetti. En yakın arkadaşı Neyzen Tevfik'ti. Ona hicviye olarak Derviş Ahmed şiirini yazmıştı. Kendisi bu kadar muhafazakar olan birinin çevresi ve ailesi sıkı içicilerden oluşmuştu. Şeytan bu ya dürttü, araştırdım... Mehmet Akif'in ölüm nedeni de sirozdu. Acaba büyük şairimiz de içki meraklısı olabilir miydi? Hayır! 24 yaşına kadar içmiş sonra bırakmıştı!) Onun için Meyhane şiirini yazmıştır.

Meyhane

[[Video:Behiye Aksoy - Agora Meyhanesi|thumb|300px|right| Agora meyhanesi için Behiye Aksoy icrası [1]]

4'lü iki beyitin tablo sunumuEdit

Meyhane_Şiir_Metni
Meyhane-Güncel Türkçesi
Pub-İngilizce Tercüme
ميخانه - Osmanlıca
ميخانه

Hurûşan bâd-ı süfliyyet derûnundan, kenârından;

Girîzan rûh-i ulviyyet harîm inden, civâr ından.

Esip coşmakta bayağılık havası içinden, kenarından;

Kaçmakta

yücelik ruhu içinden, etrafından.
İngilizce Tercüme Buraya
خروشان باد سفليت درونندن ، كنارندن كريزان روح علويت حريمندن ، جوارندن

Çıkar bin ümitsizlik iniltisi titreyen toprağından,

İner bin mezar karanlığı geceler yağdıran fezasından.

İngilizce Tercüme Buraya

چيقار بيڭ نالهٔ نوميد خاك رعشه دارندن

اينر بيك ظلمت مقبر فضاى شب نثارندن

Gelir feryâdlar ebkem duran her seng-i zârından:

Yıkılmış hânümanlar sanki çıkmış da mezârından,

Gelir feryatlar dilsiz duran inleyen taşlarından:

Yıkılmış yuvalar sanki çıkmış da mezarından!

İngilizce Tercüme Buraya
كلير فريادلر ابكم طوران هر سنك زارندن
ييقيلمش خانمانلر سانكه چيقمش ده مزارندن

Dehân-ı hasret açmış rahnedâr olmuş cidâr ından!

Çöker bir dûd-i mâtem titreyen kandîl-i târından:

Hasret ağzını açmış çatlak ve yarık duvarlarından!

Çöker bir matem dumanı titreyen kandil-i tarından (sönük kandilden)

İngilizce Tercüme Buraya

دهان حسرت آچمش رخنه دار اولمش جدارندن

چوكر بر دود ماتم تيتره ين قنديل تارندن

Sönüp gitmiş ocaklar yükselir gûyâ gubârından!

Giren bir kerre

nâdim dir hayât-ı müsteârından;

Sönüp gitmiş ocaklar yükselir gûyâ tozlarından!

Giren bir kerre pişmandır

hayât-ı müsteârından (iğreti hayatından);
İngilizce Tercüme Buraya

سونوب كيتمش اوجاقلر يوكسلير كويا غبارندن

كيرن بر كره نادمدر حيات مستعارندن

Çıkan âvâredir artık cihânın kâr ü bâr ından.
Dökülmüş âb-rû lar bâde-i pesman de hâlinde.

Emel bir münkesir peymânedir

saff-ı niâlinde!..

Çıkan avaredir artık cihanın karından barından (yükünden).

Dökülmüş yüzsuları dökülen bade halinde.

Emelde bir kırık kadehdir yerde sürünmekte
İngilizce Tercüme Buraya

چيقان آواره در آرتق جهانك كار و بارندن

دوكولمش آبرولر بادهٔ پسمانده حالنده..


أمل بر منكسر پيمانه در صف نعالنده


Boğulmuş rûh-i insanî şarâbın mevc-i âlinde.

Nümâyan

mel’anet sâkîsinin çirkin cemâlinde!

Boğulmuş insanlık ruhu şarabın kızıl dalgalarında ,

Görünmekte mel’anet sâkîsinin çirkin cemâlinde!
İngilizce Tercüme Buraya
بوغولمش روح انسانى شرابك موج آلنده
نمايان ملعنت ساقيسنڭ چيركين جملنده

Ne mâzî var, ne âtî, bak şu ayyâşın hayâlinde...

Tutup bir zehr-i âteşnâk dest-i bî-mecâlinde,

Ne mâzî var, ne âtî, bak şu ayyâşın hayâlinde...

Tutup bir yakıcı zehir mecalsiz ellerinde,
İngilizce Tercüme Buraya
نه ماضى وار ، نه آتى ، باق شو عياشك خيالنده
                                  طوتوب بر زهر آتشناك دست بى مجالنده

Zevâl-i ömrü bekler hem şebâbın tâ kemâlinde!

Merâret intıbâ’ etmiş cebîn-i infiâlinde...

Ömrünün bitmesini bekler hem gençliğin ta kemalinde.

Gücenik alnında hayatının acılığı derin izler bırakmış...
İngilizce Tercüme Buraya

زوال عمرى بكلر هم شبابك تا كمالنده

مرارت انطباع ايتمش جبين انفعالنده

Derin bir iltivânın sîne-i zerd-i melâlinde

Odur ancak hüveydâ

ser-nüvişt-i bî-meâlinde,

Derin bir kırışıklık melalli saramış sinesinde

Manâsız alınyazısına dair bundan başka bir şey de okunmuyor.
İngilizce Tercüme Buraya

درين بر التوانك سينهٔ زرد ملالنده

اودر آنجق هويدا سرنوشت بى مألنده

مؤبد بر ده نسيان نظرهٔ سنكين لالنده

Müebbed bir de nisyan nazra-i sengîn-i lâlinde.

Canım sıkıldı dün akşam, sokak sokak gezdim;

Bir de dilsiz ve donmuş bakışlarında ebedî bir unutkanlık sezilmek;

Canım sıkıldı dün akşam, sokak sokak gezdim;
İngilizce Tercüme Buraya
جانم صيقيلدى دون آقشام ، سوقاق سوقاق كزدم ؛ صوكنده بر يره صاپدم كه ، اوكجه بيلمزدم

Sonunda bir yere saptım ki, önce bilmezdim.

Bitince bir sıra ev, sonra bir de vîrâne,

Sonunda bir yere saptım ki, önce bilmezdim.

Bitince bir sıra ev, sonra bir de virane
İngilizce Tercüme Buraya

بيتنجه بر صيره أو ، صوكره بر ه ويرانه

ديكيلدىقارشيمه بر خان قيليقلى ميخانه

Dikildi karşıma bir han kılıklı meyhâne.

Basık tavanlı, karanlık, sefîl bir dükkân;

Dikildi karşıma bir han kılıklı meyhâne.

Basık tavanlı, karanlık, sefil bir dükkân;
İngilizce Tercüme Buraya

باصيق طاوانلى ، قاراكلق ، سفيل بر دكان

ايچنده بر ماصه ، ياخود جوار تابوتلقدن

İçinde bir masa, yahut civar tabutluktan
Atılma çok ölü görmüş acıklı bir teneşir!

Yanında hurdası çıkmış bir eski püskü sedir.

İçinde bir masa, yahut civar tabutluktan

Atılma çok ölü görmüş acıklı bir teneşir!

Yanında hurdası çıkmış bir eski püskü sedir.
İngilizce Tercüme Buraya
آتيلمه چوق أولوكورمش آجيقلى بر تنشيرياننده خورده سى چيقمش بر أسكى پوسكى سدير

Sakat, bacaksız on, on beş hasırlı iskemle,

Kırık dökük şişeler, bir de çinko tepsiyle,

Sakat, bacaksız on onbeş hasırlı iskemle,

Kırık dökük şişeler, bir de çinko tepsiyle.
İngilizce Tercüme Buraya
سقط ، باجاقسز اون اون بش حصيرلى اسكمله قيريق دوكوك شيشه لر ، بر ده چينقو تپسيله

Beş on kadeh, iki üç testi... Sonra tezgâhlık

Eden yan üstüne devrilme kirli bir sandık.

Beş on kadeh, iki üç testi...Sonra tezgâhlık

Eden yan üstüne devrilme kirli bir sandık...
İngilizce Tercüme Buraya
بش اون قدح ، ايكى اوچ دستى ... صوكره تزكاهلق ايدن يان اوستنه دوريلمه كيرلى بر صانديق

Sönük sönük yanıyor rafta isli bir lamba...

Önünde bir küme: fes, takke, hırka, salta, aba

Sönük sönük yanıyor rafta isli bir lamba..

Önünde bir küme: Fes, takke, hırka, ceket, aba
İngilizce Tercüme Buraya

سونوك سونوك يانيور رافده ايسلى بر لامبا

اوكنده بر كومه : فس ، تاكيه ، خرقه ، صالطه ، عبا

Kımıldanıp duruyorken, sefîl bir sohbet,

Bu isli zulmete vermekte büsbütün vahşet:

Kımıldanıp duruyorken, sefil bir sohbet,

Bu isli karanlığı büsbütün korkunç yapmada:
İngilizce Tercüme Buraya

قيميلدانوب طورييوركن ، سفيل بر صحبت ،

و ايسلى ظلمته ويرمكده بوسبوتون وحشت:

- Kuzum Dimitri, bu aksam biraz ziyâdece ver...

- Ziyâde, anladık amma ya içtiğin şişeler?

-Kuzum Dimitri, bu akşam biraz fazlaca ver...

-Fazla, anladık ama ya içtiğin şişeler?
İngilizce Tercüme Buraya
قوزوم ديمترى بو آقشام براز زياده جه وير-زياده ٬آكالدق اما يا ايچديكك شيشه لر؟

- Çizersin...

- Öyle mi? Lâkin, silinmiyor çetele!

- Bakın tavan tebeşirden görünmez oldu...

- Hele!

-Çizersin...

-Öyle mi? Lâkin silinmiyor çetele!

-Bakın tavan tebeşirden görünmez oldu...

-Hele!
İngilizce Tercüme Buraya
-چيزه رسك...-اويله مى؟ لكن سيلنميور چتله!

باقك طاوان تبشيردن كورونمز اولدى...

-هله!

- Bizim peşin paramız... Anladın mı dün kuruşu?

- Ayol tükendi mezem... Bari koy biraz turşu.

-Bizim peşin paramız... Almadın mı dün kuruşu?

-Ayol, tükendi mezen... Bari koy biraz turşu.
İngilizce Tercüme Buraya
-بزم پشين پاره مز..آلمادكمى دون غروشى؟ آيول٬ توكندى مزه ك.. بارى قوى براز تورشو

Arattı kendini ustan... Dinince dinlersin!

-Hasan be, sende nasıl nazlı nazlı söylersin!

Arattı kendini ustan...Dinince dinlensin!

-Hasan be, sen de nasıl nazlı nazlı söylersin!
İngilizce Tercüme Buraya


آراتدى كندينى اوسته ڭ ديننجه دينلنسين حسن به! سن ده نصل نازلى نازلى سويلرسين؟

Nedir o türkü... Aman başka yok mu?... Hah, şöyle!

- Ömer, ne nazlanıyorsun? Biraz da sen söyle.

Nedir o türkü... Aman başka yok mu? Hah, şöyle!

-Ömer, ne nazlanıyorsun? Biraz da sen söyle.
İngilizce Tercüme Buraya
نه در او توركو.. آمان باشقه يوقمى؟ هاه شويله! -عمر ، نه نازلانيورسك؟ براز ده سن سويله

- Nevâzil olmuşum, Ahmed, bırak sesim yok hiç...

- Sesin mi yok? Açılır şimdi: bir

imam suyu iç!

-Nezle olmuşum Ahmet, bırak, sesim yok hiç...

-Sesin mi yok? Açılır şimdi: Bir imam suyu iç!
H
نوازل اولمشم احمد ، براق ، سسم يوق هيچ

سسڭ مى يوق؟ آچيلير شيمدى : بر امام صويى ايچ!

- Yarin ne istesin Osman?

- Ne işteyim... Burada!

- Dimitri çorbacı, doldur! Ne durmuşun orada?

Yarın ne iştesin Osman?

-Ne işteyim... Burada!

-Dimitri çorbacı, doldur! Ne durmuşun orada?
H
-يارين نه ايشده سك عثمان؟ - نه ايشده يم.. بوراده!

-ديمترى چورباجى ، طولدور نه طورمشڭ اوراده؟

- O kim gelen?

- Baba Arif.

- Sakallı, gel bakalım...

Yanaş.

-O kim gelen?

-Baba Arif.

-Sakallı, gel bakalım.,

Yanaş
-او كيم كلن؟ -بابا عارف. -صقاللى ، كل باقه لم..

-ياناش.

       -سلام عليكم
        -اوطور براز چاقه لم...

- Selamünaleyküm.

- Otur biraz çakalım...

- Dimitri, hey parasız geldi sanma, işte para!

- Ey anladık a kuzum...

-Selamün aleyküm.

-Otur biraz çakalım...

-Dimitri, hey, parasız geldi sanma, işte para!

-Ey anladık a kuzum...
- ديمتر ، هى ، پاره سز كلدى صانمه ، ايشته پاره

-اى آكلادق آ قوزوم...

       -صار به يولداشم جيغاره

- Sar be yoldaşım cıgara...

- Aman bizim Baba Ârif susuz musuz içiyor!

- Onun bi dalgası olmak gerek: tünel geçiyor.

-Sar be yoldaşım cıgara...

-Aman bizim Baba Arif susuz muşuz içiyor!

-Onun bi dalgası olmak gerek: Tünel geçiyor.
- آمان بزم بابا عارف صوسز موسز ايچيور!

- اونك بى دالغه سى اولمق كرك : تونل كچيور

- Moruk, kaçıncı kadeh? Şimdicik sızarsın ha!

- Sızarsa mis gibi yer, yetmemiş adam değil a.

-Moruk, kaçıncı kadeh? Şimdicek sızarsın ha!

-Sızarsa mis gibi yer, yatmamış adam değil a.
-موروق ، قاچنجى قدح؟ شيمديجك صيزارسك ها!

صيزارسه ميس كبى ير ، ياتمامش آدام دكل آ.

Yavaş yavaş kafalar, kelleler kızışmıştı,

Ağız, burun hele sesler bütün karışmıştı;

Yavaş yavaş kafalar, kelleler kızışmıştı,

Ağız, burun, hele sesler bütün karışmıştı;
ياواش ياواش قفالر، كّله لر قيزيشمشدى

آغيز، بورون ، هله سسلر بوتون قاريشمشدى

Dikildi ağzına baktım, açık duran kapının,

Fener elinde bir erkek, yanında bir de kadın.

Dikildi ağzına, baktım, açık duran kapının,

Fener elinde bir erkek, yanında bir de kadın.
ديكيلدى آغزينه ، باقدم ، آچيق طوران قاپينك

فنر النده بر اركك ، ياننده بر ده قادين

Beş on dakika süren bir düşünceden sonra,

Kadın girdi o zulmet-serâ-yi menfûra.

Beş on dakika süren bir düşünceden sonra,

Kadın da girdi o tiksindirici karanlık dünyaya.
بش اون دقيقه سورن بر دوشونجه دن صوكره

قادين ده كيردى او ظلمتسراىمنفوره

Gözünde ebr-i teessür, yüzünde hûn-i hicâb,

Vücûdu ra'şe-i nâ-çâr-ı ye's içinde harâb,

Gözleri acıyla buğulanmış, yüzü utançtan ateş kesilmişti,

Çaresiz kederler içinde titreyen vücudu haraptı.
كوزنده ابر تأثر، يوزنده خون حجاب

وجودى رعشهٔ ناچار يأس ايچنده خراب

Teveccüh eyleyerek sonradan gelen babaya:

-Demek taşınmalı artık çoluk çocuk buraya!

Sonradan gelen Baba'ya yönelerek dedi ki:

-Demek taşınmalı artık çoluk çocuk buraya!
توجه ايليه رك صوكره دن كلن بابايه:

-ديمك طاشينمالى آرتيق چولوق چوجوق بورايه

Ayol, nedir bu senin yaptığın? Utan azıcık...

Anan da, ben de, yumurcakların da aç kaldık!

-Ayol, nedir bu senin yaptığın? Utan azıcık...

-Anan da, ben de, yumurcakların da aç kaldık!
آيول ، نه در بو سنك ياپديغك اوتان آزيجق


.آناڭ ده بن ده يومورجاقلرك ده آچ قلدق

Ne iş, ne güç, gece gündüz içip zıbar sâde;

Sakın düşünme çocuklar acep ne yer evde?

-Ne iş, ne güç, gece gündüz içip zıbar sade;

-Sakın düşünme çocuklar acaba ne yer evde?
نه ايش نه كوج كيجه كوندوزايچوب زيبارساده

صاقين دوشونمه چوجوقلر عجب نه ير أوده؟

Evet, sen el kapısında sürün işin yoksa!

Getir bu sarhoşa yutsun, getir paran çoksa!

-Evet, sen el kapısında sürün işin yoksa;

-Getir bu sarhoşa yutsun, getir paran çoksa!
اوت سن ايل قاپيسنده سورون ايشك يوقسه

كتير بو سرخوشه يوتسون كتير پاره ڭ چوقسه

Zavallı ben... Çamaşır, tahta, her gün uğraş da,

Sonunda bir paralar yok, el elde baş başta!

-Zavallı ben...Çamaşır, tahta, her gün uğraş da,

-Sonunda bir paralar yok, el elde, baş başta!
زواللى بن چاماشير٬ تخته٬ هر كون اوغراشده صوكنده بر پاره لر يوق٬ ال الده باش باشده!

O tahtalar, çamaşırlar da geçti, yok hâlim...

Ayakta sallanışım zorlanır Hudâ âlim!

O tahtalar, çamaşırlar da geçti:

Yok hâlim... Allah biliyor, zorladır ayakta sallanışım!
او تخته لر چامابشيرلرده كچدى: يوق حالم..

آياقده صاللانيشم زورله در خدا عالم!

Çalışmadın, beni hep bunca yıl çalıştırdın;

O yavrucakları çıplak, sefil alıştırdın;

Çalışmadın, beni hep bunca yıl çalıştırdın;

O yavrucakları çıplak, yoksul alıştırdın;
چاليشمادك بنى هپ بونجه ييل چاليشديردك او ياوروجقلرى چيپلاق سفيل آليشديردك

Bilir mahalleli kim, aldığın zamanda beni,

Çehiz çimenle donatmıştı beybabam evini.

Bilir mahalleli ki aldığın zamanda beni.

Çeyiz çimenle donatmıştı beybabam evini.
بيلير محله لى كيم آلديغك زمانده بنى چهيز چيمنله دوناتمشدى بك بابام اويكى

Ne oldu şimdi o eşyâ? Satıp kumarda yedin!

Evet, kumarda yedin, hem de Karşılar’da yedin!

Ne oldu şimdi o eşya? Satıp kumarda yedin.

Evet, kumarda yedin, hem de Karşılar'da yedin!
نه اولدى شيمدى او اشيا؟ صاتوب قمارده يدك اوت قمارده يدك٬ هم ده قارشيلرده يدك!

Kızın yetişti, alan yok, nasıl olur ki? Soran

“Şu sarhoşun kızı İffet değil mi? Vazgeç aman!”

Kızın yetişti, alan yok, nasıl olur ki?

Soran "Şu sarhoşun kızı iffet değil mi? Vazgeç aman!"
قيزك يتشدى٬ آلان يوق٬ نصل اولور كه؟ صوران شوسرخوشك قيزى عفت دكلمى؟ وازكچ آمان!

Diyen kadınlara; “Pek doğru, pek” deyip gidiyor.

Bu söz zavallıyı bilsen ne türlü incitiyor!

Diyen kadınlara;"Pek doğru, pek" deyip gidiyor.

Bu söz zavallıyı bilsen ne türlü incitiyor.
ديين قادينلره پك طوغرى پك. دييوب كيدييور بو سوز زواللى يى بيلسه ك نه دورلو انجيدييور!

Benim güzel meleğim, hiç de tâli’in yokmuş:

Anan benim gibi sersem; babansa bir sarhoş!

Benim güzel meleğim, hiç de talihin yokmuş:

Anan benim gibi sersem, babansa bir sarhoş!
بنم كوزل ملكم هيچ ده طالعك يوقمش: آناك بنم كبىسرسم باباكسه بر سرخوش!

Necip de minderi koltukta geldi mektepten...

Demiş ki kalfa: “Sekiz aydır almadım hele ben

Necip de minderi koltukta geldi mektepten...

Demiş ki kalfa: "Sekiz aydır almadım hele ben
نجيب ده مندرى قولتوقده كلدى مكتبدن.. ديمش كه قالفه : سكز آيدر آلمادم هله بن

Ne haftalık, ne de aylık... Senin baban olacak

Kumarcı, oğlu için az yesin de tutsun uşak!”

Ne haftalık, ne de aylık... Senin baban olacak

Kumarcı, oğlu için az yesin de tutsun uşak!
نه هفته لق نه ده آيلق ...سنك باباك اوله جق قمارجى٬ اوغلى ايچون آز يسونده طوتسون اوشاق!

Koğuldum anne! deyip ağlıyor zavallı çocuk...

Ne yapsın annesi? Dünyâda bir güvendiği yok!
" Kovuldum anne! deyip ağlıyor zavallı çocuk... Ne yapsın annesi? Dünyada bir güvendiği yok!
قوغولدم آننه دييوب آغليور زوللى چوجوق نه ياپسون آننه سى؟ دنياده بر كونديكى يوق

O bâri bir adam olsun da kalmasın câhil,

Demiştim olmadı... Lâkin kabâhat onda değil:

O bari bir adam olsun da kalmasın cahil

Demiştim olmadı...Lâkin kabahat onda değil:
او بارى بر آدام اولسن ده قالماسين جاهل ديمشدم المادى.. لكن قباحت اونده دكل

O her sabah okuyordu gürül gürül cüz'ünü;

Ayırmıyordu kitaptan ne olsa hiç gözünü.

O her sabah okuyordu gürül gürül cüzünü;

Ayırmıyordu kitaptan ne olsa hiç gözünü.
او هر صباح اوقويوردى كوزول كوزول جوزينى؛ آييرميوردى كتابدن نه اولسه هيچ كوزينى

Üç akşam oldu ki yoksun. Necip: Babam nerde!

Ben isterim onu mutlak, demez mi? Bak derde!

Üç akşam oldu ki yoksun.Necip: Babam nerde?

Ben isterim onu mutlak, demez mi? Bak derde!
اوچ آقشام اولدى كه يوقسك. نجيب: بابام نرده٬ بن ايسترم اونى مطلق،ديمز مى؟ باق درده

Sular karardı; bu sâatte hiç gezer mi kadın?

O, sarhoşun biri; tut kim sokak sokak aradın...

Sular karardı; bu saatte hiç gezer mi kadın?

O, sarhoşun biri; tut ki sokak sokak aradın...
صولر قاراردى؛ بو ساعتده هيچ كزرمى قادين؟ او، سرخوشك برى؛ طوت كيم سوقاق سوقاق آرادك..

Nasıl bulursun a yavrum? Yarın gelir belki,

Dedim. Fakat çocuğun durmuyordu. Baktım ki

Nasıl bulursun a yavrum? Yarın gelir belki Dedim.

Fakat çocuğun durmuyordu.Baktım ki
نصل بولورسك آ ياوروم؟ يارين كلير بلكه ديدم. فقط چوجوغك طورميوردى. باقدم كه

Avutmanın yolu yok; komşunun Hüseyn Ağ’yı

Alıp dolaşmadayım yatsı vakti dünyâyı.

Avutmanın yolu yok;komşunun Hüseyin Ağa'yi

Alıp dolaşmadayım yatsı vakti dünyayı.
آوتمه نك يولى يوق؛ قومشونك حسين آغايى آلوب دولاشماده يم ياتسو وقتى دنيايى.

Anam benim gibi evlâd doğurmaz olsaydı,

Bu hâli görmeden evvel gözüm yumulsaydı!

Anam benim gibi evlat doğurmaz olsaydı.

Bu hali görmeden evvel gözüm yumulsaydı!
آنام بنم كبى اولاد طوغورماز اولسه يدى٬ بو حالى كورمه دن اول كوزوم يومولسه يدى

Herif! Şu hâlime bak, merhametli ol azıcık...

Bırak o zıkkımı, içtiklerin yeter artık.

Herif, şu halime bak, merhametli ol azıcık...

Bırak o zıkkımı, içtiklerin yeter artık.
حريف، شو حالمه باق، مرحمتلى اول آزيجق براق او زيقّيمى، ايچدكلرك يتر آرتيق

Efendiler, ağalar, siz de bir nasîhat edin,

Sizin belki var evlâdınız...

- Hasan, ne dedin?

Efendiler, ağalar, siz de bir nasihat edin,

Sizin de belki var evladınız...

-Hasan, ne dedin?
-افنديلر، آغالر، سزده بر نصيحت ايدك

سزك ده بلكه وار اولاديكز

- حسن، نه ديدك؟

- Bırak, köpoğlu kadın amma çalçeneymiş hâ!

- Benimki çok daha fazlaydı.

- Etme!

- Elbet ya!

-Bırak, köpoğlu kadın amma çalçeneymiş ha!

-Benimki çok daha fazlaydı.

-Etme!

-Elbet ya!
-براق، كوپك اوغلى قادين اما چال چكه يمش ها!

-بنمكى چوق دها فضله يدى.

                                                -اتمه!
-البت يا!

Onun için boşadım.

Sen işitmedin mi Halim?

- Kadın lâkırdısı girmez kulağıma zâti benim.

Onun için boşadım.

Sen işitmedin mi Halim?

-Kadın lakırdısı girmez kulağıma zâti benim.
اونك ايچون بوشادم. سن ايشيتمدكنمى حليم؟

-

قادين لاقيرديسى كيرمز قولاغمه زاتى بنم.

Senin kadın dediğin âdetâ pabuç gibidir:

Biraz vakti taşınır, sonradan değiştirilir.

Senin kadın dediğin âdeta pabuç gibidir:

Biraz vakit taşınır, sonradan değiştirilir.
سنك قاريم ديديكك عادتا پابوچ كبيدر: برآز وقت طاشينير، صوكره دن دكشديرلير

Kadın bu sözleri duymaz, tazallüm eylerdi;

Herif mezar taşı tavriyle sâde dinlerdi;

Açıldı ağzı nihayet, açılmaz olsa idi!

Taşıp döküldü içinden şu sonsuz lanet:
قادين بو سوزلرىدويماز،تظلّم ايلردى؛

حريف مزار طاشى طوريله ساده ديكلردى آچيلدى آغزى نهايت، آچيلماز اولسه ايدى!

طاشوب دوكولدى، ايچندن شو لعنت ابدى:

Cehennem ol seni hınzır orospu, git: Boşsun!

- Ben anladım işi, sen komşu, iyce sarhoşsun;

-Cehennem ol seni hınzır orospu, git:Boşsun!

-Ben anladım işi: Sen komşu, iyice sarhoşsun;
-جهنم اول سنى خنزير اوروسپو، كيت: بوشسك! -بن آكلادم ايشى: سن قومشو، اييجه سرخوشسك؛

Ayıltınız şunu yahut!

- ilişmeyin!

- Bırakın!

Herif ayıldı mı, bilmem, düşüp bayıldı kadın!

-Ayıltınız şunu yahu!

-İlişmeyin!

-Bırakın!

Herif ayıldı mı, bilmem, düşüp bayıldı kadın!
آييلتينز شونى ياهو! -ايليشميك
                                            - براقين!
حريف آييلدي مى٬ بيلمم، دوشوب باييلدى قادين!



(1) Karşılar: Galata ve Beyoğlu gibi

İstanbul'un karşı yakasındaki eğlence yerleri.



Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi
</div>

Around Wikia's network

Random Wiki