Wikia

Yeni Wiki

Mezarlık - Mehmet Akif Ersoy - Safahat

Talk1
57.671pages on
this wiki
Disambig gray Bu madde bir anlam ayrımı sayfasıdır; benzer başlıklı maddeleri listeler ve ayırır.
Eğer bir Yenişehir wiki bağlantısından bu sayfaya eriştiyseniz, lütfen kullandığınız bağlantıyı ilgili başlığa yönlendirin.
Meyhane Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Bayram
Mezarlık Şiiri
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca
   مزارلق

Bakma kabristânın ancak sâha-i medhûşuna,

Dur da bir müddet kulak ver nâle-i hâmûşuna!

Kalbi hiç benzer mi bak sîmâ-yı heybet pûşuna!

Kim ki dalmıştır hayâtın seyl-i cûşâ-cûşuna,

Can atar, birgün gelir, yorgun düşüp âgûşuna!

Bu ürkütücü mezarlık alanına sade bakıp geçme,

Dur da bir süre kulak ver sessiz iniltisine!

Kalbi hiç benzer mi bak o heybetli yüzüne!

Kapılıp gidenler hayatın çoştukça coşan seline,

Gün gelir, yorgun düşer, can atarlar sinesine.

Don’t only look and pass this frightening cemetery area,Give me some time, stop and listen to the silent scream


Look at the heart is similar to the imposing face! Those who drifted away in the wild flood of life, Day comes, tired, eager to reach its bossom

باقمه قبرستانك آخبق ساحهٔ مد هو شنه

٬طور ده برمدت قو ﻻق وير نالهٔ خامو شنه!


قلبى هيچ بكزرمى باق سيماى هيبت پو شنه؟


كيم كه طا لمشدر حيا تك سيل جوشا جو شنه٬

جان آتار٬ بر كون كلير٬ يورغون دو شوب آغوشنه!
Ey mezâristan, ne âlemsin, ne yüksek fıtratin!

Sende pinhân en güzîn evlâdı insâniyyetin;

Senden istimdâd eder feryâdı ye'sin, haybetin.

Bir yığın göz nûrusun, yâhud muhammer tıynetin,


Rûh-i pâkinden coşan gözyaşlarından milletin!

Ey mezarlık, ne âlemsin, ne yüksek yapıdasın!

Sende saklıdır en seçkin evladı insanlığın;

Senden medet umar feryadı yoksunluğun, ümitsizliğin.

Bir yığın göz nurusun, yahut yoğurulmuş mayan,

Milletin temiz ruhundan coşan göz yaşlarından.

Oh cemetery, how high you’re ! You reserve the son of the most distinguished of mankind; The deprivision of cry and despair hopes for your help..

You’re the heavenly light , or mixed yeast, Ages gushing through the pure soul of the nations.

اى مز ارستان٬ نه عا لمسك٬ نه يو كسك فطر تك!


سنده پنهان اك كزين اوﻻدى انسا نيتك؛

سندن استمد اد ايدر فر يادى يأسك خيبتك.

بر ييغين كوز نوريسك يا خود مخمر طينتك٬

روح پا كندن جوشان كوز ياشلرندن ملتك!

Şanlı bir târîhsin: Mâzî-i millet sendedir.

Varsa ibret sendedir,hikmet de elbet sendedir;


Devr-i istîlâ durur yâdında, devlet sendedir!


Çünkü hürriyyet,hamâset sende, gayret sendedir,


Zindegî zillettir artık, bence izzet sendedir!

Şanlı bir tarihsin, milletin geçmişi sendedir.

Varsa ibret sendedir,hikmet de elbet sendedir;

Yayılıp yükselme devirleri hatırında, devlet sendedir!

Çünkü hürriyet, kahramanlık sende, gayret sendedir,

Yaşamak bence artık alçaklıkla bir, şeref ve itibar sendedir!

You’re the glorious history, the nation's history is in you. If there is any virtue it is in you, and of course wisdom is in you Periods of increased spread in mind, things are in happiness! Because freedom, heroism is in you, endevour is in you, I think living is the same as vileness nowadays, honor and dignity is in you

شانلى بر تاريخسك: ما ضىٔ ملت سنده در.

وارسه عبرت سنده در٬ حكمت ده البت سنده در؛

دوراستيلا طورور ياد كده٬ دولت سنده در!

چو نكه حريت٬ حماست سنده٬ غيرت سنده در٬

زندكى زلتدر آرتيق٬ بنجه عزت سنده در.

Ey ademle varlığın ser-haddi, iklîm-i salâh!

Başlarında sermedî bir sâye, bir müşfik cenâh


Olmasan, bî-vâyeler nerden bulurlar inşirâh?

Zıll-i memdûdunda var âsûde bir reng-i felâh.

Leyl-i dûrâ-dûruna olsun fedâ yüz bin sabâh!

Ey varlıkla yokluğu ayıran sınır, iyilik ve barış iklimi!


Başlarında ebedi bir gölge, bir şefkatli kanat

Olmasan,kimsesizler nereden ferahlık bulurlar?

Uzayıp giden gölgende huzurlu bir mutluluk sezilmekte.

Bitmeyen gecene olsun feda yüz bin sabah!

O boundary that separates the absence and the presence asset, the climate of peace and goodness! 'If you aren’t an eternal shadow is on his head, or an compassionate wing, How can the homeless find relief? A peaceful happiness is felt in your shadow A hundred thousand morning is sacrifised for your endless night

اى عدمله وارلغك سر حدى٬ اقليم صلاح!

باشلر نده سر مدى بر سا يه٬ برمشفق جناح

او لماسه ك بيوايه لرنردن بولورلرانشراح؟

ظل ممدود كده وار آسوده بر رنك فلاح.

ليل دورادوريكه اولسون فدا يوزبيك صبا ح.

Cevherin toprak değil, pek başka bir ma'den senin.

Âh bilmezler ki üstünden geçerlerken senin,

Bin dimağın lübbüdür her zerre hâkinden senin.

Öyle feyyâz, ey zemîn-i ma'rifet, mâyen senin:

Sâye-gâhından çıkarken rûh olur her ten senin!

Cevherin toprak değil, pek başka bir maden senin.

Ah bilmezler ki üstünden geçerlerken senin,

Bin beynin özüdür her zerre toprağından senin.

Ey marifet iklimi, öyle feyizli ki mayan senin:

Gölgeliğinden çıkarken ruh olur her beden senin!

Your ore isn’t soil, some other mine . 'Oh ! they do not know while they are crossing over Your every bit of soil is the core of Thousands of brain

O ingenuity climate, so that the yeast you always live: while your shadow is the soul of each body

جوهرك٬ طوپراق دكل٬ پك باشقه بر معدن سنك.

آه بيلمز لركه اوستكدن كچرلركن سنك٬

بيك دماغك لبّيدر هرزره خا ككدن سنك.

اويله فيا ض اى زمين معر فت مايه ك سنك:

سايه كاه كدن چيقاركن روح او لورهر تن سنك.

Ey mezâristan, nihan ka'rında yüz binlerce mâh,


Fışkıran hâk-i remîminden bütün nûr-i nigâh!


Nâzeninler yâl ü bâlinden nişandır her kiyâh...


Serviler Mevlâ'ya yükselmiş birer berceste âh,

Hufreler Mevlâ'dan inmiş en emin bir hâb-gâh.

Ey mezarlık, yüz binlerce ay yüzlü derinliklerinde gizlidir,

Çürümüş toprağından hep göz nuru varlıklar fışkırmaktadır!

Her ot nazlı güzellerin boyundan posundan bir nişandır.

Serviler Mevla'ya ahenk içinde yükselmiş birer âhdır.

Çukurlar da Mevlâ'dan inmiş en güvenli bir yataktır.

O cemetery, hidden in the depths of hundreds of thousands of moon-faced, 'The most precious creatures are gushing out from the rotten ground


Each herb is a delicate on the neck of the beutiful.


Cypresses are the groans grown up to Mevla in harmony,


Pits are the most secure beds send by Allah

اى مزارستان٬ نهان قعر كده يوزبيكلرجه ماه٬


فيشقيران خاك' 'رميمكدن بوتون نور نكاه!

نازنينلر يال وبالندن نشاندر هركياه.. سرويلر موﻻيه يو كسلمش برر برجسته آه٬


حفره لرموﻻدن اينمش اك امين بر خوابكاه.


Ey şebistân, ey adem, ey perde perde kibriyâ.

Sendedir ümmîdler: Senden doğar fecr-i bekâ.



Her hacer- pâren okur bin şi'r-i lâhûtî-edâ;


Her neşîden rûhu eyler sermediyyet-âşinâ.


Ey semâvî hâk, benden bin selâm olsun sana.

Ey karanlıklar ülkesi, ey yokluk âlemi,ey ululuğun perde perde açıldığı yer,

Sendedir ümitler: Beka şafağı senden doğar.

Her parça taşın ilahi âhenkte bin şiir okur;

Her hikmetli şiirinde ruh ebedilikle tanışır.


Ey semavi toprak, benden bin selam olsun sana.

O land of darkness, O world of absence, the place the curtain of greatness’s opened slowly The hopes are all in you: Dawn eternity rises from you Each piece of Stone reads thousands of poet in divine harmony ; 'soul meets with eternity in each wisdom poem. O heavenly land, a thousand greetings from me
اى شبستان٬ اى عدم٬ اى پرده پرده كبريا٬'سنده در ا ّميدلر: سندن طوغارفجر بقا.'هر حجر پاره ك اوقور بيك شعر ﻻهوتى ادا؛'هر نشيده ك روحى ايدر سرمديت آشنا.'اى سماوى خاك٬ بندن بيك سلام اولسون سكا.
Sıkınca rûhumu ba'zen metâlibiyle hayât,

Olur yegâne mesîrem mahalle-i emvât.

Hayatın istekleri bazan ruhumu sıktığında,

Tek gezinti yerim ölüler mahallesi olur.

When demands of life squeezes in my soul I have a walk among the deads

صيقنجه رو حمى بعضاً مطالبيله حيا ت٬

اولور يكانه مسيره م محلهٔ اموات.

Muhît-i velvele-dârında zindegânînin,

Ferâğ-ı dâimi yoktur hayât-ı sânînin.

Çünkü diriler dünyasının gürültülü ortamında

İkinci hayatın o sürekli ihtiyaçtan uzak tutan huzurlu havası yoktur.

Because in the noisy environment of the world alive There isn’t peacefull atmosphere that continiously keeps away from necessity of the second life

محيط ولوله دارنده زند كنينك.

فراغ دائمى يو قدر حيات ثانينك.

Bu hayatın ne temiz ikliminde hırs ve alçaklık kirleri,

Ne de toprağında geçim kaygısının çırpınışları bulunur.

In that life there is neither the dirt of meanness and greedy in that clean climate nor the struggle of life on the land

نه لو ث حرص ومذلت زمين پا كنده٬

نه هاى وهوى معيشت حريم خا كنده٬

Bu kâinât-ı huzûrun fezâ yı sâmitini

Görünce, ömr-i perîşânımın merâretini,

Bu huzur evreninin sessiz fezasını

Görünce,perişan ömrümün acılığını,

Seeing the silent sky of this quiet peaceful universe I go away from masiva, by forgetting the bitterness of my miserable life only for a moment

بو كائنات حضورك فضاى صا متنى

كورونجه٬ عمر پريشا نمك مرارتنى٬

Velev bir ân için olsun atıp hayâlimden,

Uzaklaşır giderim mâsivâya artık ben.

Bir an için bile olsa atıp hayalimden,

Uzaklaşır giderim mâsivâdan artık ben

I go away from masiva, by forgetting the bitterness of my miserable life only for a moment

ولو بر آن ايچون او لسون آتو ب خيا لمدن٬

اوزاقلا شير كيدرم

ما سوايه آرتيق بن

Şu mâsivâ denilen kayd-ı ukde ber-ukde.
Kırılmadan olamaz ruh bir dem âsûde.
Şu mâsivâ denilen düğüm düğüm bağ

Parçalanmadan kavuşamaz ruh bir an bile huzura.

Without tearing the masiva, that we call knot out The soul can’t rest in peace for a moment

شو ماسوى دنيلن قيد عقده بر عقده٬

قيريلمادن او له ماز روح بردم آسوده

Fakat kırılmak için böyle bir zemîn ister...

Zemîn değil yalınız, kalb-i âhenin ister!

Fakat parçalanmak için böyle bir yer ister...

Yer değil yalnız, demirden bir yürek ister!

But a place is needed to be torn out... Not only a place , but also a heart of iron is needed!

فقط قيريلمق ايچون بو يله برزمين ايستر..

زمين دكل يا لكز٬ قلب آهنين ايستر!

Geçen sabâh idi Eyyûb'a doğru çıkmıştım.

Aşıp da sûrunu şehrin atınca birkaç adım,

Geçen sabah idi Eyüp'e doğru çıkmıştım.

Şehrin surlarını aşıp da bir kaç adım attığımda,

It was last morning , was on the way to Eyüp When I take a few steps to go beyond the city walls

كچن صباح ايدى ايو به طوغرى چيقمشدم.

آشوب ده سورينى شهرك آتنجه بر قاچ آديم٬

Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;

Göründü karşıda füshat-serâ yı kabristan

Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;

Göründü karşıda göz alıcı genişliğiyle kabristan.

Horizon has changed, old universe has changed;Across, the dazzling width of cemetery was seen

أفق ده كيشدى٬ اوكمدن چكيلدى اسكى جهان؛

كوروندى قارشيده فسحتسراى قبرستان.

Fakat o bir koca sonsuzluk denizi idi,

Ki taştan mezarları donmuş dalgalara denkti.

But it was a big sea of eternity, Stone tombs were like frozen waves.

فقط اوبر قوجه درياى سرمديت ايدى٬



كه هر حظيرهٔ سنكينى موج منجمدى!

Kenarda durmıyarak girdim en derin yerine,

Oturdum arkamı verdim de taşların birine.

Kenarda durmayarak girdim en derin yerine,

Oturdum arkamı verdim de taşların birine.

I didn’t wait instead I entered to the deepest I sat down I gave my back to one of the stones.

كنار ده طور ما يه رق كيردم اك درين يرينه ٬

او طوردم آرقه مى ويردم ده طا شلرك بر ينه.

Ridâ-yı samte bürünmüş bütün yesâr ü yemîn,
Huzûr içinde ağaçlar, sükûn içinde zemîn.
Sessizlik örtüsüne bürünmüş sağım solum,

Huzur içinde ağaçlar, sükûn içinde zemin.

I was covered with a layer of silence from right to left Trees in peace, tranquility in ground

رداى صمته بورونمش بوتون بسار و يمين٬



حضور ايچنده آغا چلر٬ سكون ايچنده زمين.

Bütün o yükselen emvâc, o bî-nihâye deniz,

Bütün o yükselen dalgalar, o sonsuz deniz,

All the rising waves, that endless sea,

بو تون او يو كسلن امواج٬ او بى نهايه دكيز٬

درين بر اويقويه دالمشدى٬ هر طرف سسسز.

Derin bir uykuya dalmıştı, her taraf sessiz.

Yavaş yavaş açılıp perde-i likâ- yı muhit; Harîm-i rûhumu doldurdu kibriyâ-yı muhit.

Derin bir uykuya dalmıştı, her taraf sessiz.
Ortamın yüzündeki perde yavaş yavaş açıldı
Ruhumun derinlikleri ortamdaki yücelikle doldu.
Dived into a deep sleep, everywhere is silent. The curtain of the surrounding opened slowly;

ياواش ياواش آچيلوب پردهٔ لقاى محيط؛

حريم روحمى طولدوردى كبرياى محيط.

Fakat bu beste-i lâhût nerden aksediyor,

Ki "Ellezî halâka'l-mevte ve'l-hayâte... " diyor?

Fakat bu ilâhî beste nereden aksediyor,

Ki "Ellezî halaka'l-mevte ve'l-hayâte" diyor.

But where does this divine composition echo from? "Ellezî halaka'l-mevte ve'1-hayate" it says

فقط بو بستهٔ ﻻهوت نردن عكس ايديور٬

كه الذى خلق الموت والحياة... دييور؟

Nedir samîm-i sükûnette böyle bir feryâd?

Neşîde Hâlik'ın, ammâ kim eyliyor inşâd?

Sessizliğin derinliklerinde bu feryat nedir?

Bu tesirli söz Allah'ın, ama kim okuyor?

What is that cry in the depth of silence? The effective word of God, but who is reading?

نه در صميم سكو نتده بويله بر فرياد؟

نشيده خالقك٬ اما كيم ايليورانشاد؟

Zaman zaman ederek yükselen terâne hurûş,

Enîne başladı nâgâh kâinât-ı hamûş!

Yükselen nağmeler yer yer coşuyorken,

Birden o suskun evren inlemeye başladı.

While rising melodies are getting violent 'Suddenly that silent universe began to moan

زمان زمان ايده رك يو كسلن ترانه خروش٬

انينه باشلادى نا كاه كأنات خموش!

Kesildi... Her birisinden duyuldu aynı sadâ.
Serviler ise heyecana gelmiş bir büyük cemaat kesildi...

Her birinden aynı seda duyuldu.

Cypresses became a big religious community lost in the excitement Each of which was heard the same sound.

اوسرويلر متهيج جماعت كبرى

كسيلدى.. هر بر يسندن طويولدى عينى صدا.

Mekâbir inledi, taşlar birer lisân oldu;

Kitâbeler de o taşlarla hem-zebân oldu.

Kabirler inledi, taşlar birer dil hâline geldi,

Kitabeler de o taşlarla aynı dilden konuştu.

Graves moaned, the stones became a language, 'Stone inscriptions spoke the same language with the stones

مقابر ايكله دى٬ طاشلر برر لسان او لدى



كتا به لرده او طاشلرله همزبان اولدى.

Görünce zinde bütün mahşer-i heyûlâyı,

Mezâra rûh veren nefh-i pâk-i Mevlâyı,

Bütün bu varlıklar mahşerini dirilmiş görünce,

Ben de Allah'ın can veren mukaddes üfleyişini,

All these creatures seeing their their last judgment risen 'I started to dream the holy breath of God

كورونجه زنده بوتون محشر هيوﻻيى٬

مزاره روح ويرن نفخ پك موﻻيى٬


Hayal etmeye başladım; bu uzayıp giden göz alıcı genişlik,

Dehşete uğramış gözlerime kıyamet âlemi göründü.

that gives life this eye-catching width, became a sign of judgement day for me

خيا له دالدم؛ او فسحت سراى دورادور

كوروندى ديدهٔ مدهوشه بر جهان نشور!

Süreklilik kefenini omzuna atmış sayısız cesedin,

O dünyayı hiçe sayan ataların kervanı

I watched, many dead bodies carrying their eternity shroud on their shoulders, 'The caravan of ancestors ignoring the world

كفن بدوش بقا بى نهايه اجسادك٬

او٬ دهرى هيچه صايان٬ كاربان اجدادك

Akın akın geçerek pîşgâh-ı izzette,

-Muhît-i havf ü recâdan makâm-ı hayrette-

Akın akın geçerek Allah'ın yüce huzurunda,

-Bir korku ve ümit havasında, şaşkınlık içinde-

Passing through the presence of God '- with fear and hope, in daze-

آقين آقين كچه رك پيشكاه عزتده ٬

-محيط خوف ورجادن مقام حيرتده-

Sücûd-i hilkati görmek, huzûr-i kudrette!
Aciz bir halde dikildiklerini seyrettim...Ne dehşetmiş

Yaratılmışların secde edişini görmek Allah'ın huzurunda.

Standing still in weakness 'What horror it is to watch the created ones making prostrate for Allah

قيام عجزينى سيرايله دم..نه دهشتمش

سجود خلقتى كورمك حضور قدرتده!

Bu herc ü merc-i kıyâmet-nümûna hâkim olan

Hatîb-i âlem-i ulvî nihâyet oldu iyan:

Bu kıyamete benzer kargaşalığın sebebi,

Yüce âleme ait sözleri okuyan kişi sonunda ortaya çıktı:

At the end The reason of this ruction, 'The one reading the words belong to universe appeared at the end

بو هرج ومرج قيامت نمونه حا كم اوﻻن

خطيب عا لم علوى نهايت اولدى عيان:

Gözüm, uzaktaki bir medfenin ayak ucuna

Çöküp ziyâret eden, bir çocukla bir kadına

Gözüm, uzaktaki bir mezarın ayak ucuna

Çöküp ziyaret eden bir çocukla bir kadına

I saw a child and an old woman visiting an old grave down on their knees at bottom end

كوزم٬ اوزاقده كى بر مدفنك آياق اوجنه

چوكوب زيارت ايدن٬ بر چوجوقله برقادينه

İlişti. Sonra biraz yaklaşınca, iyiden iyi

Tezâhür eyledi: Baktım, çocuk "Tebâreke "yi

İlişti. Sonra biraz yaklaşınca, iyiden iyi

Anlaşıldı. Baktım çocuk "Tebareke"yi

Then a little closer, everything is clear I saw a child reading "tebareke" from memory

ايليشدى. صوكره بر آز ياقلاشنجه اييدن ايى

تظاهر ايلدى: باقدم٬ چوجو ق تبارك يى

Kemâl-i vecd ile ezber tilâvet eylemede;

Yanında annesi gözyaşlarıyle dinlemede.

Kendinden tamamen geçmiş, ezberden okumakta;

Yanında annesi gözyaşlarıyla dinlemekte.

Lost in himself Beside his mother is listening in tears

كمال وجد ايله ازبر تلاوت ايله مه ده؛

ياننده آننه سو كوزيا شلر يله ديكله مه ده.

Ne manzaraydı İlâhî o makber-i mebhût?
Melekût âleminin hikmet dolu ahenkli sözleri zemini titretirken,

İlâhî, o suskun mezar nasıl bir manzaraya büründü.

While harmonious words of wisdom shaking the ground Divine, how canged that silent grave in to a view .

زمينه رعشه ويرر كن نشائد ملكوت٬

نه منظره يدى الهى اومقبر مبهوت؟

Çocuk hayâta, o makber de mevte bir levha.

Tezâd-ı kudreti gör.Bak şu levh-i zirûha!

Çocuk hayatın tablosuydu, o mezar da ölümün;

Şu canlı tabloya bakıp da Allah'ın yarattığı zıtlıkları görmeliydi!

The Child is the painting of life, the burial of the death ; We had to see the conrasts in life that created by Allah, by looking at that alive painting

چوجوق حياته٬ او مقبرده موته برلو حه.

تضاد قدرتى كور: باق شولوح ذى روحه!

Biraz geçince o sesler bütün hamûş oldu,

Deminki mahşer-i pür-cûş sâye pûş oldu.

Biraz zaman geçince o sesler tamamen kesildi,

Deminki coşup kabaran mahşer gölgelendi.

Some time later the sounds completely ended, 'overshadowed crowd faded

براز كچنجه او سسلربوتون خموش اولدى٬

دمينكى محشرپرجوش سايه پوش اولدى.

Çocuk kadınla beraber çekildi âlemine,

Gömüldü gitti mezarlık sükûn-i dâimine.

Çocuk kadınla beraber çekildi âlemine,

Mezarlık da gömüldü gitti sürekli sessizliğine.

The child went out with the women, the cemetery buried into its continuous silence.

چوجوق قادينله برابر چكيلدى عالمنه٬

كومولدى كيتدى مزارلق سكون دائمنه.

thumb|300px|right|mezarlık - mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan thumb|300px|right|mezarlık - mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan


Bakma kabristânın ancak sâha-i medhûşuna,

Dur da bir müddet kulak ver nâle-i hâmûşuna!

Kalbi hiç benzer mi bak sîmâ yı heybet pûşuna!

Kim ki dalmıştır hayâtın seyl-i cûşâ-cûşuna,

Can atar, birgün gelir, yorgun düşüp âgûşuna!


Ey mezâristan, ne âlemsin, ne yüksek fıtratin!

Sende pinhân en güzîn evlâdı insâniyyetin;

Senden istimdâd eder feryâdı ye´sin, haybetin.

Bir yığın göz nûrusun, yâhud muhammer tıynetin,

Rûh-i pâkinden coşan gözyaşlarından milletin!


Şanlı bir târîhsin: Mâzî-i millet sendedir.

Varsa ibret sendedir, hikmet de elbet sendedir;

Devr-i istîlâ dunır yâdında, devlet sendedir!

Çünkü hürriyyet, hamâset sende, gayret sendedir,

Zindegî zillettir artık bence izzet sendedir!


Ey ademle varlığın ser-haddi, iklîm-i salâh!

Başlarında sermedî bir sâye, bir müşfık cenâh

Olmasan, bî-vâyeler nerden bulurlar inşirâh?

Zıll-i memdûdunda var âsûde bir reng-i felâh.

Leyl-i dûrâ-dûruna olsun fedâ yüz bin sabâh!


Cevherin toprak değil, pek başka bir ma´den senin.

Âh bilmezler ki üstünden geçerlerken senin,

Bin dimağın lübbüdür her zerre hâkinden senin.

Öyle feyyâz, ey zemîn-i ma´rifet, mâyen senin:

Sâye-gâhından çıkarken rûh olur her ten senin!


Ey mezâristan, nihan ka´rında yüz binlerce mâh,

Fışkıran hâk-i remîminden bütün nûr-i nigâh!

Nâzeninler yâl ü bâlinden nişandır her kiyâh...

Serviler Mevlâ ya yükselmiç birer berceste âh,

Hufreler Mevlâ´dan inmii en emin bir hâb-gâh.


Ey şebistân, ey adem, ey perde perde kibriyâ.

Sendedir ümmîdler: Senden doğar fecr-i bekâ.

Her hacer pâren okur bin şi´r-i lâhûtî-edâ;

Her neşîden rûhu eyler sennediyyet-âçinâ.

Ey semâvî hâk, benden bin selâm olsun sana.


Sıkınca rûhumu ba´zen metâlibiyle hayât,

Olur yegâne mesîrem mahalle-i emvât.

Muhît-i velvele-dârında zindegânînin,

Ferâğ-ı dâimi yoktur hayât-ı sânînin.

Ne levs-i hırs ü mezellet zemîn-i pâkinde,

Ne hây ü hûy-i maîşet harîm-i hâkinde,

Bu kâinât-ı huzûnın fezâ yı sâmitini

Görünce, ömr-i perîşânımın merâretini,

Velev bir ân için olsun atıp hayâlimden,

Uzaklaşır giderim mâsivâya artık ben.

Şu mâsivâ denilen kayd-ı ukde ber-ukde

Kırılmadan olaamaz ruh bir dem âsûde.

Fakat kırılmak için böyle bir zemîn ister...

Zemîn değil yalınız, kalb-i âhenin ister!


Geçen sabâh idi Eyyûb´a doğru çıkmıştım.

Aşıp da sûrunu şehrin atınca birkaç adım,

Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;

Göründü karşıda füshat-serâ yı kabristan.

Fakat o bir koca deryâ-yı sermediyyet idi,

Ki her haziyre-i sengîni mevc-i müncemidi!

Kenarda durmıyarak girdim en derin yerine,

Oturdum arkamı verdim de taşlann birine.

Ridâ-yı samte bürünmüş bütün yesâr ü yemîn,

Huzûr içinde ağaçlar, sükûn içinde zemîn.

Bütün o yükselen emvâc, o bî-nihâye deniz,

Derin bir uykuya dalmıştı, her taraf sessiz.

Yavaş yavaş açılıp perde-i likâ yı muhit;

Harîm-i rûhumu doldurdu kibriyâ-yı muhit.


Fakat bu beste-i lâhût nerden aksediyor,

Ki "Ellezî halâka´l-mevte ve´l-hayâte... " diyor?

Nedir samîm-i sükûnette böyle bir feryâd?

Neşîde Hâlik´ın, ammâ kim eyliyor inşâd?

Zaman zaman ederek yükselen terâne hurûş,

Enîne başladı nâgâh kâinât-ı hamûş!

O serviler müteheyyic cemâ´at-i kübrâ

Kesildi... Her birisinden duyuldu aynı sadâ.

Mekâbir inledi, taşlar birer lisân oldu;

Kitâbeler de o taşlarla hem-zebân oldu.

Görünce zinde bütün mahşer-i heyûlâyı,

Mezâra rûh veren nefh-i pâk-i Mevlâyı,

Hayâle daldım; o füshat-serâ yı dûrâ-dûr

Göründü dîde-i medhûşa bir cihân-ı nüşûr!

Kefen be-dûş-i bekâ bî-nihâye ecsâdın,

O, dehri hîçe sayan, kârbân-ı ecdâdın,

Akın akın geçerek pîşgâh-ı izzette,

-Muhît-i havf ü recâdan makâm-ı hayrette-

Kıyâm-ı aczini seyreyledim... Ne dehşetmiş

Sücûd-i hilkati görmek huzûr-i kudrette!


Bu herc ü merc-i kıyâmet-nümûna hâkim olan

Hatîb-i âlem-i ulvî nihâyet oldu iyan:

Gözüm, uzaktaki bir medfenin ayak ucuna

Çöküp ziyâret eden, bir çocukla bir kadına

İlişti. Sonra biraz yaklaşınca, iyiden iyi

Tezâhür eyledi: Baktım, çocuk "Tebâreke "yi

Kemâl-i vecd ile ezber tilâvet eylemede;

Yanında annesi gözyaşlarıyle dinlemede.

Zemîne ra´şe verirken neşâid-i melekût,

Ne manzaraydı İlâhî o makber-i mebhût?

Çocuk hayâta, o makber de mevte bir levha.

Tezâd-ı kudreti gör.Bak şu levh-i zirûha!


Biraz geçince o sesler bütün hamûş oldu,

Deminki mahşer-i pür-cûş sâye pûş oldu.

Çocuk kadınla beraber çekildi âlemine,

Gömüldü gitti mezarlık sükûn-i dâimine.

| style="vertical-align: top"|

&nbsp Bu ürkütücü mezarlık alanına sade bakıp geçme,


Dur da bir süre kulak ver sessiz iniltisine!

Kalbi hiç benzer mi bak o heybetli yüzüne!

Kapılıp gidenler hayatın coşkun seline,

Gün gelir, yorgun düşer, can atarlar sinesine.


Ey mezarlık, ne âlemsin, ne yüksek yapıdasın!

Sende saklıdır en seçkin evladı insanlığın;

Senden medet umar feryadı yoksunluğun, ümitsizliğin.

Bir yığın göz nurusun, yahut yoğurulmuş mayan,

Milletin temiz ruhundan coşan göz yaşlarından.


Şanlı bir tarihsin, milletin geçmişi sendedir.

Varsa ibret sendedir, hikmet de elbet sendedir;

Yayılıp yükselme devirleri hâtırındadır, bahtiyarlık sendedir!

Çünkü hürriyet, kahramanlık sende, gayret sendedir,

Yaşamak bence artık alçaklıkla bir, şeref ve itibar sendedir!


Ey varlıkla yokluğu ayıran sınır, iyilik ve barış iklimi!

Başlarında ebedi bir gölge, bir şefkatli kanat Olmasan,

kimsesizler nereden ferahlık bulurlar?

Uzayıp giden gölgende huzurlu bir mutluluk sezilmekte.

Bitmeyen gecene olsun feda yüz bin sabah!


Cevherin toprak değil, pek başka bir maden senin.

Ah bilmezler ki üstünden geçerlerken senin,

Bin beynin özüdür her zerre toprağından senin.

Ey marifet iklimi, öyle feyizli ki mayan senin:

Gölgeliğinden çıkarken ruh olur her beden senin!


Ey mezarlık, yüz binlerce ay yüzlü derinliklerinde gizlidir,

Çürümüş toprağından hep göz nuru varlıklar fışkırmaktadır!

Her ot nazlı güzellerin boyundan boşundan bir nişandır.

Serviler Mevla'ya ahenk içinde yükselmiş birer âhdır.

Çukurlar da Mevla'dan inmiş en güvenli bir yataktır.


Ey karanlıklar ülkesi, ey yokluk âlemi,ey ululuğun perde perde açıldığı yer,

Sendedir ümitler: Beka şafağı senden doğar.

Her parça taşın ilahi âhenkte bin şiir okur;

Her hikmetli şiirinde ruh ebedilikle tanışır.

Ey semavi toprak, benden bin selam olsun sana.


Hayatın istekleri bazan ruhumu sıktığında,

Tek gezinti yerim ölüler mahallesi olur.

Çünkü diriler dünyasının gürültülü ortamında

İkinci hayatın o sürekli ihtiyaçtan uzak tutan huzurlu havası yoktur.

Bu hayatın ne temiz ikliminde hırs ve alçaklık kirleri,

Ne de toprağında geçim kaygısının çırpınışları bulunur.

Bu huzur evreninin sessiz fezasını

Görünce,perişan ömrümün acılığını,

Bir an için bile olsa atıp hayalimden,

Uzaklaşır giderim mâsivâdan (1) artık ben.

Şu mâsivâ denilen düğüm düğüm bağ

Parçalanmadan kavuşamaz ruh bir an bile huzura.

Fakat parçalanmak için böyle bir yer ister...

Yer değil yalnız, demirden bir yürek ister!


Geçen sabah idi Eyüp'e doğru çıkmıştım.

Şehrin surlarını aşıp da bir kaç adım attığımda,

Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;

Göründü karşıda gözalıcı genişliğiyle kabristan.

Fakat o bir koca sonsuzluk denizi idi,

Ki taştan mezarları donmuş dalgalara denkti.

Kenarda durmayarak girdim en derin yerine,

Oturdum arkamı verdim de taşların birine.

Sessizlik örtüsüne bürünmüş sağım solum,

Huzur içinde ağaçlar, sükûn içinde zemin.

Bütün o yükselen dalgalar, o sonsuz deniz,

Derin bir uykuya dalmıştı, her taraf sessiz.

Ortamın yüzündeki perde yavaş yavaş açıldı;

Ruhumun derinlikleri ortamdaki yücelik ve ululukla doldu.


Fakat bu ilahi beste nereden aksediyor,

Ki "Ellezî halaka'l-mevte ve'1-hayâte" (2) diyor.

Sessizliğin derinliklerinde bu feryat nedir?

Bu tesirli söz Allah'ın, ama kim okuyor?

Yükselen nağmeler yer yer coşuyorken,

Birden o suskun evren inlemeye başladı.

Serviler ise heyecana gelmiş bir büyük cemaat Kesildi...

Her birinden aynı seda duyuldu.

Kabirler inledi, taşlar birer dil hâline geldi,

Kitabeler de o taşlarla aynı dilden konuştu.

Bütün bu varlıklar mahşerini dirilmiş görünce,

Ben de Allah'ın can veren mukaddes üfleyişini,

Hayal etmeye başladım; bu uzayıp giden göz alıcı genişlik,

Dehşete uğramış gözlerime kıyamet âlemi göründü.

Beka kefenini omzuna atmış sayısız cesedin,

O dünyayı hiçe sayan ecdad kervanının

Akın akın geçerek Allah'ın yüce huzurunda,

-Bir korku ve ümit havasında, şaşkınlık içinde-

Aciz bir halde dikildiklerini seyrettim...Ne dehşetmiş

Yaratılmışların secde edişini görmek Allah'ın huzurunda.


Bu kıyamete benzer kargaşalığın sebebi,

Yüce âleme ait sözleri okuyan kişi sonunda ortaya çıktı:

Gözüm, uzaktaki bir mezarın ayak ucuna

Çöküp ziyaret eden bir çocukla bir kadına

İlişti. Sonra biraz yaklaşınca, iyiden iyi

Anlaşıldı. Baktım çocuk "Tebareke"yi

Kendinden tamamen geçmiş, ezberden okumakta;

Yanında annesi gözyaşlarıyla dinlemekte.

Melekût âleminin hikmet dolu ahenkli sözleri zemini titretirken,

İlâhî, o suskun mezar nasıl bir manzaraya büründü.

Çocuk hayatın tablosuydu, o mezar da ölümün;

Şu canlı tabloya bakıp da Allah'ın yarattığı zıtlıkları görmeliydi!


Biraz zaman geçince o sesler tamamen kesildi,

Deminki coşup kabaran mahşer gölgelendi.

Çocuk kadınla beraber çekildi âlemine,

Mezarlık da gömüldü gitti sürekli sessizliğine.



(1) Mâsivâ: Allah'tan başka bütün varlıklar.

Dünya ile ilgili olan şeyler.

(2) Mülk Sûresi 2. ayetinin bir kısmı.

Ayetin meali: "Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için,

ölümü ve dirimi yaratan O'dur.

O, güçlüdür, bağışlayandır."

| style="vertical-align: top"|

Don’t only look and pass this frightening cemetery area,


Give me some time, stop and listen to the silence scream Look that the h heart is similar to the imposing face! Those who drifted away in the wild flood of life, Day comes, tired, eager to reach its bossom




Oh cemetery, how high you’re ! You reserve the son of the most distinguished of mankind; The deprivision of cry and despair hopes for your help..



You’re the heavenly light , or mixed yeast, Ages gushing through the pure soul of the nations.

You’re the glorious history, the nation's history is in you. If there is any virtue it is in you, and of course wisdom is in you Periods of increased spread in mind, things are in happiness! Because freedom, heroism is in you, endevour is in you, I think living is the same as vileness nowadays, honor and dignity is in you! O boundary that separates the absence and the presence asset, the climate of peace and goodness!


If you aren’t an eternal shadow is on his head, or an compassionate wing,


How can the homeless find relief?


A peaceful happiness is felt in your shadow A hundred thousand morning is sacrifised for your endless night


Your ore isn’t soil, some other mine .


Oh ! they do not know while they are crossing over Your every bit of soil is the core of Thousands of brain

O ingenuity climate, so that the yeast you always live: while your shadow is the soul of each body


O cemetery, hidden in the depths of hundreds of thousands of moon-faced,


The most precious creatures are gushing out from the rotten ground


Each herb is a delicate on the neck of the beutiful.


Cypresses are the groans grown up to Mevla in harmony,


Pits are the most secure beds send by Allah


O land of darkness, O world of absence, the place the curtain of greatness’s opened slowly The hopes are all in you: Dawn eternity rises from you Each piece of Stone reads thousands of poet in divine harmony ;


soul meets with eternity in each wisdom poem. O heavenly land, a thousand greetings from me .

When demands of life squeezes in my soul I have a walk among the deads Because in the noisy environment of the world alive There isn’t peacefull atmosphere that continiously keeps away from necessity of the second life In that life there is neither the dirt of meannes and greedy in that clean climate nor the struggle of life on the land


Seeing the silent sky of this quiet peaceful universe I go away from masiva, by forgetting the bitterness of my miserable life only for a moment Without tearing the masiva, that we call knot out The soul can’t rest in peace for a moment But a place is needed to be torn out... Not a place only, but a heart of iron is needed!


Last week was on the way to Eyüp When I take a few steps to go beyond the city walls Horizon has changed, old universe has changed;

Across, the dazzling width of cemetery was seen


But it was a big sea of eternity, Stone tombs are like the frozen waves.


I didn’t wait instead I entered to the deepest I sat down I gave my back to one of the stones. Everywhere is surrounded by a silence cover, Trees in peace, tranquility in ground. All the rising waves, that endless sea, Dived into a deep sleep, everywhere is silent. The curtain of the surrounding opened slowly; my soul is full of glory and holiness &nbsp But where does this divine composition echo from? "Ellezî halaka'l-mevte ve'1-hayate" it says. What is that cry in the depth of silence? The effective word of God, but who is reading?


While rising melodies are getting violent


Suddenly that the silent universe begin to moan


Cypresses became a big religious community lost in the excitement Each of which was heard the same sound. Graves moaned, the stones became a language,


Stone inscriptions spoke in the same language with the stones


All these creatures seeing their their last judgment risen


I started to dream the holy breath of God that gives life this eye-catching width, became a sign of Doomsday for me


I watched, many dead bodies carrying their eternity shroud on their shoulders,


The caravan of ancestors ignoring the world


Passing through the presence of God


- with fear and hope, in daze-


Standing still in weakness


What horror it is to watch the created ones making prostrate for Allah


At the end The reason of this ruction,


The one reading the words belong to universe appeared at the end I saw a child and an old woman visiting an old grave Then a little closer, everything is clear I saw a child reading "tebareke" from memory


Lost in himself Beside his mother is listening in tears.


While harmonious words of wisdom shaking the ground Divine, how canged that silent grave in to a view .


The Child is the painting of life, the burial of the death ; We had to see the conrasts in life that created by Allah, by looking at that alive painting

Some time later the sounds completely ended,


overshadowed crowd faded


The child went out with the women,

the cemetery buried into its continuous silence.

| style="vertical-align: top"|

örnek osmanlıca مقدمة

|}


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi

Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi
Mezarlık 1

Mehmet Akif Ersoy'un Mezarlık şiiri

Mezarlık 2

Mehmet Akif Ersoy'un Mezarlık şiiri

Mezarlık 5

Mehmet Akif Ersoy'un Mezarlık şiiri

Around Wikia's network

Random Wiki