Mezarlık - Mehmet Akif Ersoy - Safahat
Talk1this wiki
| | Bu madde bir anlam ayrımı sayfasıdır; benzer başlıklı maddeleri listeler ve ayırır. Eğer bir Yenişehir wiki bağlantısından bu sayfaya eriştiyseniz, lütfen kullandığınız bağlantıyı ilgili başlığa yönlendirin. |
| ←Meyhane | Safahat Mehmet Akif Ersoy | Bayram→ |
| | Bakınız: Mezarlık/1 , Mezarlık/2 , Mezarlık/3 , Mezarlık/4 , Mezarlık/İngilizce , Mezarlık/Osmanlıca , Mezarlık/Arapça , Mezarlık/Açıklama , Mezarlık/Video , Mezarlık/Azerice |
Mezarlık Şiiri
| Güncel Türkçesi
| İngilizce Tercüme
| Osmanlıca مزارلق |
Bakma kabristânın ancak sâha-i medhûşuna, Dur da bir müddet kulak ver nâle-i hâmûşuna! Kalbi hiç benzer mi bak sîmâ-yı heybet pûşuna! Kim ki dalmıştır hayâtın seyl-i cûşâ-cûşuna, Can atar, birgün gelir, yorgun düşüp âgûşuna! | Bu ürkütücü mezarlık alanına sade bakıp geçme, Dur da bir süre kulak ver sessiz iniltisine! Kalbi hiç benzer mi bak o heybetli yüzüne! Kapılıp gidenler hayatın çoştukça coşan seline, Gün gelir, yorgun düşer, can atarlar sinesine. |
Don’t only look and pass this frightening cemetery area,Give me some time, stop and listen to the silent scream
Look at the heart is similar to the imposing face! Those who drifted away in the wild flood of life, Day comes, tired, eager to reach its bossom | باقمه قبرستانك آخبق ساحهٔ مد هو شنه ٬طور ده برمدت قو ﻻق وير نالهٔ خامو شنه!
|
Ey mezâristan, ne âlemsin, ne yüksek fıtratin!
Sende pinhân en güzîn evlâdı insâniyyetin; Senden istimdâd eder feryâdı ye'sin, haybetin. Bir yığın göz nûrusun, yâhud muhammer tıynetin,
| Ey mezarlık, ne âlemsin, ne yüksek yapıdasın!
Sende saklıdır en seçkin evladı insanlığın; Senden medet umar feryadı yoksunluğun, ümitsizliğin. Bir yığın göz nurusun, yahut yoğurulmuş mayan, Milletin temiz ruhundan coşan göz yaşlarından. | Oh cemetery, how high you’re ! You reserve the son of the most distinguished of mankind; The deprivision of cry and despair hopes for your help..
You’re the heavenly light , or mixed yeast, Ages gushing through the pure soul of the nations. | اى مز ارستان٬ نه عا لمسك٬ نه يو كسك فطر تك!
سندن استمد اد ايدر فر يادى يأسك خيبتك. بر ييغين كوز نوريسك يا خود مخمر طينتك٬ روح پا كندن جوشان كوز ياشلرندن ملتك! |
Şanlı bir târîhsin: Mâzî-i millet sendedir.
Varsa ibret sendedir,hikmet de elbet sendedir;
| Şanlı bir tarihsin, milletin geçmişi sendedir.
Varsa ibret sendedir,hikmet de elbet sendedir; Yayılıp yükselme devirleri hatırında, devlet sendedir! Çünkü hürriyet, kahramanlık sende, gayret sendedir, Yaşamak bence artık alçaklıkla bir, şeref ve itibar sendedir! | You’re the glorious history, the nation's history is in you. If there is any virtue it is in you, and of course wisdom is in you Periods of increased spread in mind, things are in happiness! Because freedom, heroism is in you, endevour is in you, I think living is the same as vileness nowadays, honor and dignity is in you
| شانلى بر تاريخسك: ما ضىٔ ملت سنده در. وارسه عبرت سنده در٬ حكمت ده البت سنده در؛ دوراستيلا طورور ياد كده٬ دولت سنده در! چو نكه حريت٬ حماست سنده٬ غيرت سنده در٬ زندكى زلتدر آرتيق٬ بنجه عزت سنده در. |
Ey ademle varlığın ser-haddi, iklîm-i salâh! Başlarında sermedî bir sâye, bir müşfik cenâh
Zıll-i memdûdunda var âsûde bir reng-i felâh. Leyl-i dûrâ-dûruna olsun fedâ yüz bin sabâh! | Ey varlıkla yokluğu ayıran sınır, iyilik ve barış iklimi!
Başlarında ebedi bir gölge, bir şefkatli kanat Olmasan,kimsesizler nereden ferahlık bulurlar? Uzayıp giden gölgende huzurlu bir mutluluk sezilmekte. Bitmeyen gecene olsun feda yüz bin sabah! | O boundary that separates the absence and the presence asset, the climate of peace and goodness! 'If you aren’t an eternal shadow is on his head, or an compassionate wing, How can the homeless find relief? A peaceful happiness is felt in your shadow A hundred thousand morning is sacrifised for your endless night
| اى عدمله وارلغك سر حدى٬ اقليم صلاح! باشلر نده سر مدى بر سا يه٬ برمشفق جناح او لماسه ك بيوايه لرنردن بولورلرانشراح؟ ظل ممدود كده وار آسوده بر رنك فلاح. ليل دورادوريكه اولسون فدا يوزبيك صبا ح. |
Cevherin toprak değil, pek başka bir ma'den senin.
Âh bilmezler ki üstünden geçerlerken senin, Bin dimağın lübbüdür her zerre hâkinden senin. Öyle feyyâz, ey zemîn-i ma'rifet, mâyen senin: Sâye-gâhından çıkarken rûh olur her ten senin! | Cevherin toprak değil, pek başka bir maden senin.
Ah bilmezler ki üstünden geçerlerken senin, Bin beynin özüdür her zerre toprağından senin. Ey marifet iklimi, öyle feyizli ki mayan senin: Gölgeliğinden çıkarken ruh olur her beden senin! | Your ore isn’t soil, some other mine . 'Oh ! they do not know while they are crossing over Your every bit of soil is the core of Thousands of brain
O ingenuity climate, so that the yeast you always live: while your shadow is the soul of each body | جوهرك٬ طوپراق دكل٬ پك باشقه بر معدن سنك. آه بيلمز لركه اوستكدن كچرلركن سنك٬ بيك دماغك لبّيدر هرزره خا ككدن سنك. اويله فيا ض اى زمين معر فت مايه ك سنك: سايه كاه كدن چيقاركن روح او لورهر تن سنك. |
Ey mezarlık, yüz binlerce ay yüzlü derinliklerinde gizlidir,
Çürümüş toprağından hep göz nuru varlıklar fışkırmaktadır! Her ot nazlı güzellerin boyundan posundan bir nişandır. Serviler Mevla'ya ahenk içinde yükselmiş birer âhdır. Çukurlar da Mevlâ'dan inmiş en güvenli bir yataktır. | O cemetery, hidden in the depths of hundreds of thousands of moon-faced, 'The most precious creatures are gushing out from the rotten ground
| اى مزارستان٬ نهان قعر كده يوزبيكلرجه ماه٬
نازنينلر يال وبالندن نشاندر هركياه.. سرويلر موﻻيه يو كسلمش برر برجسته آه٬
حفره لرموﻻدن اينمش اك امين بر خوابكاه.
| |
Ey şebistân, ey adem, ey perde perde kibriyâ.
Sendedir ümmîdler: Senden doğar fecr-i bekâ.
| Ey karanlıklar ülkesi, ey yokluk âlemi,ey ululuğun perde perde açıldığı yer,
Sendedir ümitler: Beka şafağı senden doğar. Her parça taşın ilahi âhenkte bin şiir okur; Her hikmetli şiirinde ruh ebedilikle tanışır.
Ey semavi toprak, benden bin selam olsun sana. | O land of darkness, O world of absence, the place the curtain of greatness’s opened slowly The hopes are all in you: Dawn eternity rises from you Each piece of Stone reads thousands of poet in divine harmony ; 'soul meets with eternity in each wisdom poem. O heavenly land, a thousand greetings from me
| اى شبستان٬ اى عدم٬ اى پرده پرده كبريا٬'سنده در ا ّميدلر: سندن طوغارفجر بقا.'هر حجر پاره ك اوقور بيك شعر ﻻهوتى ادا؛'هر نشيده ك روحى ايدر سرمديت آشنا.'اى سماوى خاك٬ بندن بيك سلام اولسون سكا.
|
Sıkınca rûhumu ba'zen metâlibiyle hayât,
Olur yegâne mesîrem mahalle-i emvât. | Hayatın istekleri bazan ruhumu sıktığında,
Tek gezinti yerim ölüler mahallesi olur. | When demands of life squeezes in my soul I have a walk among the deads
| صيقنجه رو حمى بعضاً مطالبيله حيا ت٬ اولور يكانه مسيره م محلهٔ اموات. |
Muhît-i velvele-dârında zindegânînin,
Ferâğ-ı dâimi yoktur hayât-ı sânînin. | Çünkü diriler dünyasının gürültülü ortamında
İkinci hayatın o sürekli ihtiyaçtan uzak tutan huzurlu havası yoktur. | Because in the noisy environment of the world alive There isn’t peacefull atmosphere that continiously keeps away from necessity of the second life
| محيط ولوله دارنده زند كنينك. فراغ دائمى يو قدر حيات ثانينك. |
Bu hayatın ne temiz ikliminde hırs ve alçaklık kirleri,
Ne de toprağında geçim kaygısının çırpınışları bulunur. | In that life there is neither the dirt of meanness and greedy in that clean climate nor the struggle of life on the land
| نه لو ث حرص ومذلت زمين پا كنده٬ نه هاى وهوى معيشت حريم خا كنده٬ | |
Bu kâinât-ı huzûrun fezâ yı sâmitini
Görünce, ömr-i perîşânımın merâretini, | Bu huzur evreninin sessiz fezasını
Görünce,perişan ömrümün acılığını, | Seeing the silent sky of this quiet peaceful universe I go away from masiva, by forgetting the bitterness of my miserable life only for a moment
| بو كائنات حضورك فضاى صا متنى كورونجه٬ عمر پريشا نمك مرارتنى٬ |
Velev bir ân için olsun atıp hayâlimden,
Uzaklaşır giderim mâsivâya artık ben. | Bir an için bile olsa atıp hayalimden,
Uzaklaşır giderim mâsivâdan artık ben | I go away from masiva, by forgetting the bitterness of my miserable life only for a moment
| ولو بر آن ايچون او لسون آتو ب خيا لمدن٬ اوزاقلا شير كيدرم ما سوايه آرتيق بن |
Şu mâsivâ denilen kayd-ı ukde ber-ukde. Kırılmadan olamaz ruh bir dem âsûde.
| Şu mâsivâ denilen düğüm düğüm bağ
Parçalanmadan kavuşamaz ruh bir an bile huzura. | Without tearing the masiva, that we call knot out The soul can’t rest in peace for a moment
| شو ماسوى دنيلن قيد عقده بر عقده٬ قيريلمادن او له ماز روح بردم آسوده |
Fakat kırılmak için böyle bir zemîn ister...
Zemîn değil yalınız, kalb-i âhenin ister! | Fakat parçalanmak için böyle bir yer ister...
Yer değil yalnız, demirden bir yürek ister! | But a place is needed to be torn out... Not only a place , but also a heart of iron is needed!
| فقط قيريلمق ايچون بو يله برزمين ايستر.. زمين دكل يا لكز٬ قلب آهنين ايستر! |
Geçen sabâh idi Eyyûb'a doğru çıkmıştım.
Aşıp da sûrunu şehrin atınca birkaç adım, | Geçen sabah idi Eyüp'e doğru çıkmıştım.
Şehrin surlarını aşıp da bir kaç adım attığımda, | It was last morning , was on the way to Eyüp When I take a few steps to go beyond the city walls
| كچن صباح ايدى ايو به طوغرى چيقمشدم. آشوب ده سورينى شهرك آتنجه بر قاچ آديم٬ |
Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;
Göründü karşıda füshat-serâ yı kabristan | Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;
Göründü karşıda göz alıcı genişliğiyle kabristan. | Horizon has changed, old universe has changed;Across, the dazzling width of cemetery was seen
| أفق ده كيشدى٬ اوكمدن چكيلدى اسكى جهان؛ كوروندى قارشيده فسحتسراى قبرستان. |
Fakat o bir koca deryâ-yı sermediyyet idi,
| Fakat o bir koca sonsuzluk denizi idi,
Ki taştan mezarları donmuş dalgalara denkti. | But it was a big sea of eternity, Stone tombs were like frozen waves.
| فقط اوبر قوجه درياى سرمديت ايدى٬
|
Kenarda durmıyarak girdim en derin yerine,
Oturdum arkamı verdim de taşların birine. | Kenarda durmayarak girdim en derin yerine,
Oturdum arkamı verdim de taşların birine. | I didn’t wait instead I entered to the deepest I sat down I gave my back to one of the stones.
| كنار ده طور ما يه رق كيردم اك درين يرينه ٬ او طوردم آرقه مى ويردم ده طا شلرك بر ينه. |
Ridâ-yı samte bürünmüş bütün yesâr ü yemîn, Huzûr içinde ağaçlar, sükûn içinde zemîn.
| Sessizlik örtüsüne bürünmüş sağım solum,
Huzur içinde ağaçlar, sükûn içinde zemin. | I was covered with a layer of silence from right to left Trees in peace, tranquility in ground
| رداى صمته بورونمش بوتون بسار و يمين٬
|
Bütün o yükselen emvâc, o bî-nihâye deniz,
| Bütün o yükselen dalgalar, o sonsuz deniz, | All the rising waves, that endless sea,
| بو تون او يو كسلن امواج٬ او بى نهايه دكيز٬ درين بر اويقويه دالمشدى٬ هر طرف سسسز. |
Derin bir uykuya dalmıştı, her taraf sessiz. Yavaş yavaş açılıp perde-i likâ- yı muhit; Harîm-i rûhumu doldurdu kibriyâ-yı muhit. | Derin bir uykuya dalmıştı, her taraf sessiz. Ortamın yüzündeki perde yavaş yavaş açıldı Ruhumun derinlikleri ortamdaki yücelikle doldu.
| Dived into a deep sleep, everywhere is silent. The curtain of the surrounding opened slowly;
| ياواش ياواش آچيلوب پردهٔ لقاى محيط؛ حريم روحمى طولدوردى كبرياى محيط. |
Fakat bu beste-i lâhût nerden aksediyor,
Ki "Ellezî halâka'l-mevte ve'l-hayâte... " diyor? | Fakat bu ilâhî beste nereden aksediyor,
Ki "Ellezî halaka'l-mevte ve'l-hayâte" diyor. | But where does this divine composition echo from? "Ellezî halaka'l-mevte ve'1-hayate" it says
| فقط بو بستهٔ ﻻهوت نردن عكس ايديور٬ كه الذى خلق الموت والحياة... دييور؟ |
Nedir samîm-i sükûnette böyle bir feryâd?
Neşîde Hâlik'ın, ammâ kim eyliyor inşâd? | Sessizliğin derinliklerinde bu feryat nedir?
Bu tesirli söz Allah'ın, ama kim okuyor? | What is that cry in the depth of silence? The effective word of God, but who is reading?
| نه در صميم سكو نتده بويله بر فرياد؟ نشيده خالقك٬ اما كيم ايليورانشاد؟ |
Zaman zaman ederek yükselen terâne hurûş,
Enîne başladı nâgâh kâinât-ı hamûş! | Yükselen nağmeler yer yer coşuyorken,
Birden o suskun evren inlemeye başladı. | While rising melodies are getting violent 'Suddenly that silent universe began to moan
| زمان زمان ايده رك يو كسلن ترانه خروش٬ انينه باشلادى نا كاه كأنات خموش! |
O serviler müteheyyic cemâ'at-i kübrâ Kesildi... Her birisinden duyuldu aynı sadâ.
| Serviler ise heyecana gelmiş bir büyük cemaat kesildi...
Her birinden aynı seda duyuldu. | Cypresses became a big religious community lost in the excitement Each of which was heard the same sound.
| اوسرويلر متهيج جماعت كبرى كسيلدى.. هر بر يسندن طويولدى عينى صدا. |
Mekâbir inledi, taşlar birer lisân oldu;
Kitâbeler de o taşlarla hem-zebân oldu. | Kabirler inledi, taşlar birer dil hâline geldi,
Kitabeler de o taşlarla aynı dilden konuştu. | Graves moaned, the stones became a language, 'Stone inscriptions spoke the same language with the stones
| مقابر ايكله دى٬ طاشلر برر لسان او لدى
|
Görünce zinde bütün mahşer-i heyûlâyı,
Mezâra rûh veren nefh-i pâk-i Mevlâyı, | Bütün bu varlıklar mahşerini dirilmiş görünce,
Ben de Allah'ın can veren mukaddes üfleyişini, | All these creatures seeing their their last judgment risen 'I started to dream the holy breath of God
| كورونجه زنده بوتون محشر هيوﻻيى٬ مزاره روح ويرن نفخ پك موﻻيى٬
|
Hayâle daldım; o füshat-serâ yı dûrâ-dûr Göründü dîde-i medhûşa bir cihân-ı nüşûr!
| Hayal etmeye başladım; bu uzayıp giden göz alıcı genişlik,
Dehşete uğramış gözlerime kıyamet âlemi göründü. | that gives life this eye-catching width, became a sign of judgement day for me
| خيا له دالدم؛ او فسحت سراى دورادور كوروندى ديدهٔ مدهوشه بر جهان نشور! |
O, dehri hîçe sayan, kârbân-ı ecdâdın,
| Süreklilik kefenini omzuna atmış sayısız cesedin,
O dünyayı hiçe sayan ataların kervanı | I watched, many dead bodies carrying their eternity shroud on their shoulders, 'The caravan of ancestors ignoring the world
| كفن بدوش بقا بى نهايه اجسادك٬ او٬ دهرى هيچه صايان٬ كاربان اجدادك |
Akın akın geçerek pîşgâh-ı izzette,
-Muhît-i havf ü recâdan makâm-ı hayrette- | Akın akın geçerek Allah'ın yüce huzurunda,
-Bir korku ve ümit havasında, şaşkınlık içinde- | Passing through the presence of God '- with fear and hope, in daze-
| آقين آقين كچه رك پيشكاه عزتده ٬ -محيط خوف ورجادن مقام حيرتده- |
Kıyâm-ı aczini seyreyledim... Ne dehşetmiş! Sücûd-i hilkati görmek, huzûr-i kudrette!
| Aciz bir halde dikildiklerini seyrettim...Ne dehşetmiş
Yaratılmışların secde edişini görmek Allah'ın huzurunda. | Standing still in weakness 'What horror it is to watch the created ones making prostrate for Allah
| قيام عجزينى سيرايله دم..نه دهشتمش سجود خلقتى كورمك حضور قدرتده! |
Bu herc ü merc-i kıyâmet-nümûna hâkim olan
Hatîb-i âlem-i ulvî nihâyet oldu iyan: | Bu kıyamete benzer kargaşalığın sebebi,
Yüce âleme ait sözleri okuyan kişi sonunda ortaya çıktı: | At the end The reason of this ruction, 'The one reading the words belong to universe appeared at the end
| بو هرج ومرج قيامت نمونه حا كم اوﻻن خطيب عا لم علوى نهايت اولدى عيان: |
Gözüm, uzaktaki bir medfenin ayak ucuna
Çöküp ziyâret eden, bir çocukla bir kadına | Gözüm, uzaktaki bir mezarın ayak ucuna
Çöküp ziyaret eden bir çocukla bir kadına | I saw a child and an old woman visiting an old grave down on their knees at bottom end
| كوزم٬ اوزاقده كى بر مدفنك آياق اوجنه چوكوب زيارت ايدن٬ بر چوجوقله برقادينه |
İlişti. Sonra biraz yaklaşınca, iyiden iyi
Tezâhür eyledi: Baktım, çocuk "Tebâreke "yi | İlişti. Sonra biraz yaklaşınca, iyiden iyi
Anlaşıldı. Baktım çocuk "Tebareke"yi | Then a little closer, everything is clear I saw a child reading "tebareke" from memory
| ايليشدى. صوكره بر آز ياقلاشنجه اييدن ايى تظاهر ايلدى: باقدم٬ چوجو ق تبارك يى |
Kendinden tamamen geçmiş, ezberden okumakta;
Yanında annesi gözyaşlarıyla dinlemekte. | Lost in himself Beside his mother is listening in tears
| كمال وجد ايله ازبر تلاوت ايله مه ده؛ ياننده آننه سو كوزيا شلر يله ديكله مه ده. | |
Ne manzaraydı İlâhî o makber-i mebhût?
| Melekût âleminin hikmet dolu ahenkli sözleri zemini titretirken,
İlâhî, o suskun mezar nasıl bir manzaraya büründü. | While harmonious words of wisdom shaking the ground Divine, how canged that silent grave in to a view .
| زمينه رعشه ويرر كن نشائد ملكوت٬ نه منظره يدى الهى اومقبر مبهوت؟ |
Çocuk hayâta, o makber de mevte bir levha.
Tezâd-ı kudreti gör.Bak şu levh-i zirûha! | Çocuk hayatın tablosuydu, o mezar da ölümün;
Şu canlı tabloya bakıp da Allah'ın yarattığı zıtlıkları görmeliydi! | The Child is the painting of life, the burial of the death ; We had to see the conrasts in life that created by Allah, by looking at that alive painting
| چوجوق حياته٬ او مقبرده موته برلو حه. تضاد قدرتى كور: باق شولوح ذى روحه! |
Biraz geçince o sesler bütün hamûş oldu,
Deminki mahşer-i pür-cûş sâye pûş oldu. | Biraz zaman geçince o sesler tamamen kesildi,
Deminki coşup kabaran mahşer gölgelendi. | Some time later the sounds completely ended, 'overshadowed crowd faded
| براز كچنجه او سسلربوتون خموش اولدى٬ دمينكى محشرپرجوش سايه پوش اولدى. |
Çocuk kadınla beraber çekildi âlemine,
Gömüldü gitti mezarlık sükûn-i dâimine. | Çocuk kadınla beraber çekildi âlemine,
Mezarlık da gömüldü gitti sürekli sessizliğine. | The child went out with the women, the cemetery buried into its continuous silence.
| چوجوق قادينله برابر چكيلدى عالمنه٬ كومولدى كيتدى مزارلق سكون دائمنه. |
Bakma kabristânın ancak sâha-i medhûşuna,
Dur da bir müddet kulak ver nâle-i hâmûşuna!
Kalbi hiç benzer mi bak sîmâ yı heybet pûşuna!
Kim ki dalmıştır hayâtın seyl-i cûşâ-cûşuna,
Can atar, birgün gelir, yorgun düşüp âgûşuna!
Ey mezâristan, ne âlemsin, ne yüksek fıtratin!
Sende pinhân en güzîn evlâdı insâniyyetin;
Senden istimdâd eder feryâdı ye´sin, haybetin.
Bir yığın göz nûrusun, yâhud muhammer tıynetin,
Rûh-i pâkinden coşan gözyaşlarından milletin!
Şanlı bir târîhsin: Mâzî-i millet sendedir.
Varsa ibret sendedir, hikmet de elbet sendedir;
Devr-i istîlâ dunır yâdında, devlet sendedir!
Çünkü hürriyyet, hamâset sende, gayret sendedir,
Zindegî zillettir artık bence izzet sendedir!
Ey ademle varlığın ser-haddi, iklîm-i salâh!
Başlarında sermedî bir sâye, bir müşfık cenâh
Olmasan, bî-vâyeler nerden bulurlar inşirâh?
Zıll-i memdûdunda var âsûde bir reng-i felâh.
Leyl-i dûrâ-dûruna olsun fedâ yüz bin sabâh!
Cevherin toprak değil, pek başka bir ma´den senin.
Âh bilmezler ki üstünden geçerlerken senin,
Bin dimağın lübbüdür her zerre hâkinden senin.
Öyle feyyâz, ey zemîn-i ma´rifet, mâyen senin:
Sâye-gâhından çıkarken rûh olur her ten senin!
Ey mezâristan, nihan ka´rında yüz binlerce mâh,
Fışkıran hâk-i remîminden bütün nûr-i nigâh!
Nâzeninler yâl ü bâlinden nişandır her kiyâh...
Serviler Mevlâ ya yükselmiç birer berceste âh,
Hufreler Mevlâ´dan inmii en emin bir hâb-gâh.
Ey şebistân, ey adem, ey perde perde kibriyâ.
Sendedir ümmîdler: Senden doğar fecr-i bekâ.
Her hacer pâren okur bin şi´r-i lâhûtî-edâ;
Her neşîden rûhu eyler sennediyyet-âçinâ.
Ey semâvî hâk, benden bin selâm olsun sana.
Sıkınca rûhumu ba´zen metâlibiyle hayât,
Olur yegâne mesîrem mahalle-i emvât.
Muhît-i velvele-dârında zindegânînin,
Ferâğ-ı dâimi yoktur hayât-ı sânînin.
Ne levs-i hırs ü mezellet zemîn-i pâkinde,
Ne hây ü hûy-i maîşet harîm-i hâkinde,
Bu kâinât-ı huzûnın fezâ yı sâmitini
Görünce, ömr-i perîşânımın merâretini,
Velev bir ân için olsun atıp hayâlimden,
Uzaklaşır giderim mâsivâya artık ben.
Şu mâsivâ denilen kayd-ı ukde ber-ukde
Kırılmadan olaamaz ruh bir dem âsûde.
Fakat kırılmak için böyle bir zemîn ister...
Zemîn değil yalınız, kalb-i âhenin ister!
Geçen sabâh idi Eyyûb´a doğru çıkmıştım.
Aşıp da sûrunu şehrin atınca birkaç adım,
Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;
Göründü karşıda füshat-serâ yı kabristan.
Fakat o bir koca deryâ-yı sermediyyet idi,
Ki her haziyre-i sengîni mevc-i müncemidi!
Kenarda durmıyarak girdim en derin yerine,
Oturdum arkamı verdim de taşlann birine.
Ridâ-yı samte bürünmüş bütün yesâr ü yemîn,
Huzûr içinde ağaçlar, sükûn içinde zemîn.
Bütün o yükselen emvâc, o bî-nihâye deniz,
Derin bir uykuya dalmıştı, her taraf sessiz.
Yavaş yavaş açılıp perde-i likâ yı muhit;
Harîm-i rûhumu doldurdu kibriyâ-yı muhit.
Fakat bu beste-i lâhût nerden aksediyor,
Ki "Ellezî halâka´l-mevte ve´l-hayâte... " diyor?
Nedir samîm-i sükûnette böyle bir feryâd?
Neşîde Hâlik´ın, ammâ kim eyliyor inşâd?
Zaman zaman ederek yükselen terâne hurûş,
Enîne başladı nâgâh kâinât-ı hamûş!
O serviler müteheyyic cemâ´at-i kübrâ
Kesildi... Her birisinden duyuldu aynı sadâ.
Mekâbir inledi, taşlar birer lisân oldu;
Kitâbeler de o taşlarla hem-zebân oldu.
Görünce zinde bütün mahşer-i heyûlâyı,
Mezâra rûh veren nefh-i pâk-i Mevlâyı,
Hayâle daldım; o füshat-serâ yı dûrâ-dûr
Göründü dîde-i medhûşa bir cihân-ı nüşûr!
Kefen be-dûş-i bekâ bî-nihâye ecsâdın,
O, dehri hîçe sayan, kârbân-ı ecdâdın,
Akın akın geçerek pîşgâh-ı izzette,
-Muhît-i havf ü recâdan makâm-ı hayrette-
Kıyâm-ı aczini seyreyledim... Ne dehşetmiş
Sücûd-i hilkati görmek huzûr-i kudrette!
Bu herc ü merc-i kıyâmet-nümûna hâkim olan
Hatîb-i âlem-i ulvî nihâyet oldu iyan:
Gözüm, uzaktaki bir medfenin ayak ucuna
Çöküp ziyâret eden, bir çocukla bir kadına
İlişti. Sonra biraz yaklaşınca, iyiden iyi
Tezâhür eyledi: Baktım, çocuk "Tebâreke "yi
Kemâl-i vecd ile ezber tilâvet eylemede;
Yanında annesi gözyaşlarıyle dinlemede.
Zemîne ra´şe verirken neşâid-i melekût,
Ne manzaraydı İlâhî o makber-i mebhût?
Çocuk hayâta, o makber de mevte bir levha.
Tezâd-ı kudreti gör.Bak şu levh-i zirûha!
Biraz geçince o sesler bütün hamûş oldu,
Deminki mahşer-i pür-cûş sâye pûş oldu.
Çocuk kadınla beraber çekildi âlemine,
Gömüldü gitti mezarlık sükûn-i dâimine.
| style="vertical-align: top"|
  Bu ürkütücü mezarlık alanına sade bakıp geçme,
Dur da bir süre kulak ver sessiz iniltisine!
Kalbi hiç benzer mi bak o heybetli yüzüne!
Kapılıp gidenler hayatın coşkun seline,
Gün gelir, yorgun düşer, can atarlar sinesine.
Ey mezarlık, ne âlemsin, ne yüksek yapıdasın!
Sende saklıdır en seçkin evladı insanlığın;
Senden medet umar feryadı yoksunluğun, ümitsizliğin.
Bir yığın göz nurusun, yahut yoğurulmuş mayan,
Milletin temiz ruhundan coşan göz yaşlarından.
Şanlı bir tarihsin, milletin geçmişi sendedir.
Varsa ibret sendedir, hikmet de elbet sendedir;
Yayılıp yükselme devirleri hâtırındadır, bahtiyarlık sendedir!
Çünkü hürriyet, kahramanlık sende, gayret sendedir,
Yaşamak bence artık alçaklıkla bir, şeref ve itibar sendedir!
Ey varlıkla yokluğu ayıran sınır, iyilik ve barış iklimi!
Başlarında ebedi bir gölge, bir şefkatli kanat Olmasan,
kimsesizler nereden ferahlık bulurlar?
Uzayıp giden gölgende huzurlu bir mutluluk sezilmekte.
Bitmeyen gecene olsun feda yüz bin sabah!
Cevherin toprak değil, pek başka bir maden senin.
Ah bilmezler ki üstünden geçerlerken senin,
Bin beynin özüdür her zerre toprağından senin.
Ey marifet iklimi, öyle feyizli ki mayan senin:
Gölgeliğinden çıkarken ruh olur her beden senin!
Ey mezarlık, yüz binlerce ay yüzlü derinliklerinde gizlidir,
Çürümüş toprağından hep göz nuru varlıklar fışkırmaktadır!
Her ot nazlı güzellerin boyundan boşundan bir nişandır.
Serviler Mevla'ya ahenk içinde yükselmiş birer âhdır.
Çukurlar da Mevla'dan inmiş en güvenli bir yataktır.
Ey karanlıklar ülkesi, ey yokluk âlemi,ey ululuğun perde perde açıldığı yer,
Sendedir ümitler: Beka şafağı senden doğar.
Her parça taşın ilahi âhenkte bin şiir okur;
Her hikmetli şiirinde ruh ebedilikle tanışır.
Ey semavi toprak, benden bin selam olsun sana.
Hayatın istekleri bazan ruhumu sıktığında,
Tek gezinti yerim ölüler mahallesi olur.
Çünkü diriler dünyasının gürültülü ortamında
İkinci hayatın o sürekli ihtiyaçtan uzak tutan huzurlu havası yoktur.
Bu hayatın ne temiz ikliminde hırs ve alçaklık kirleri,
Ne de toprağında geçim kaygısının çırpınışları bulunur.
Bu huzur evreninin sessiz fezasını
Görünce,perişan ömrümün acılığını,
Bir an için bile olsa atıp hayalimden,
Uzaklaşır giderim mâsivâdan (1) artık ben.
Şu mâsivâ denilen düğüm düğüm bağ
Parçalanmadan kavuşamaz ruh bir an bile huzura.
Fakat parçalanmak için böyle bir yer ister...
Yer değil yalnız, demirden bir yürek ister!
Geçen sabah idi Eyüp'e doğru çıkmıştım.
Şehrin surlarını aşıp da bir kaç adım attığımda,
Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;
Göründü karşıda gözalıcı genişliğiyle kabristan.
Fakat o bir koca sonsuzluk denizi idi,
Ki taştan mezarları donmuş dalgalara denkti.
Kenarda durmayarak girdim en derin yerine,
Oturdum arkamı verdim de taşların birine.
Sessizlik örtüsüne bürünmüş sağım solum,
Huzur içinde ağaçlar, sükûn içinde zemin.
Bütün o yükselen dalgalar, o sonsuz deniz,
Derin bir uykuya dalmıştı, her taraf sessiz.
Ortamın yüzündeki perde yavaş yavaş açıldı;
Ruhumun derinlikleri ortamdaki yücelik ve ululukla doldu.
Fakat bu ilahi beste nereden aksediyor,
Ki "Ellezî halaka'l-mevte ve'1-hayâte" (2) diyor.
Sessizliğin derinliklerinde bu feryat nedir?
Bu tesirli söz Allah'ın, ama kim okuyor?
Yükselen nağmeler yer yer coşuyorken,
Birden o suskun evren inlemeye başladı.
Serviler ise heyecana gelmiş bir büyük cemaat Kesildi...
Her birinden aynı seda duyuldu.
Kabirler inledi, taşlar birer dil hâline geldi,
Kitabeler de o taşlarla aynı dilden konuştu.
Bütün bu varlıklar mahşerini dirilmiş görünce,
Ben de Allah'ın can veren mukaddes üfleyişini,
Hayal etmeye başladım; bu uzayıp giden göz alıcı genişlik,
Dehşete uğramış gözlerime kıyamet âlemi göründü.
Beka kefenini omzuna atmış sayısız cesedin,
O dünyayı hiçe sayan ecdad kervanının
Akın akın geçerek Allah'ın yüce huzurunda,
-Bir korku ve ümit havasında, şaşkınlık içinde-
Aciz bir halde dikildiklerini seyrettim...Ne dehşetmiş
Yaratılmışların secde edişini görmek Allah'ın huzurunda.
Bu kıyamete benzer kargaşalığın sebebi,
Yüce âleme ait sözleri okuyan kişi sonunda ortaya çıktı:
Gözüm, uzaktaki bir mezarın ayak ucuna
Çöküp ziyaret eden bir çocukla bir kadına
İlişti. Sonra biraz yaklaşınca, iyiden iyi
Anlaşıldı. Baktım çocuk "Tebareke"yi
Kendinden tamamen geçmiş, ezberden okumakta;
Yanında annesi gözyaşlarıyla dinlemekte.
Melekût âleminin hikmet dolu ahenkli sözleri zemini titretirken,
İlâhî, o suskun mezar nasıl bir manzaraya büründü.
Çocuk hayatın tablosuydu, o mezar da ölümün;
Şu canlı tabloya bakıp da Allah'ın yarattığı zıtlıkları görmeliydi!
Biraz zaman geçince o sesler tamamen kesildi,
Deminki coşup kabaran mahşer gölgelendi.
Çocuk kadınla beraber çekildi âlemine,
Mezarlık da gömüldü gitti sürekli sessizliğine.
(1) Mâsivâ: Allah'tan başka bütün varlıklar.
Dünya ile ilgili olan şeyler.
(2) Mülk Sûresi 2. ayetinin bir kısmı.
Ayetin meali: "Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için,
ölümü ve dirimi yaratan O'dur.
O, güçlüdür, bağışlayandır."
| style="vertical-align: top"|
Don’t only look and pass this frightening cemetery area,
Give me some time, stop and listen to the silence scream Look that the h heart is similar to the imposing face! Those who drifted away in the wild flood of life, Day comes, tired, eager to reach its bossom
Oh cemetery, how high you’re !
You reserve the son of the most distinguished of mankind;
The deprivision of cry and despair hopes for your help..
You’re the heavenly light , or mixed yeast,
Ages gushing through the pure soul of the nations.
You’re the glorious history, the nation's history is in you. If there is any virtue it is in you, and of course wisdom is in you Periods of increased spread in mind, things are in happiness! Because freedom, heroism is in you, endevour is in you, I think living is the same as vileness nowadays, honor and dignity is in you! O boundary that separates the absence and the presence asset, the climate of peace and goodness!
If you aren’t an eternal shadow is on his head, or an compassionate wing,
How can the homeless find relief?
A peaceful happiness is felt in your shadow A hundred thousand morning is sacrifised for your endless night
Your ore isn’t soil, some other mine .
Oh ! they do not know while they are crossing over
Your every bit of soil is the core of Thousands of brain
O ingenuity climate, so that the yeast you always live: while your shadow is the soul of each body
O cemetery, hidden in the depths of hundreds of thousands of moon-faced,
The most precious creatures are gushing out from the rotten ground
Each herb is a delicate on the neck of the beutiful.
Cypresses are the groans grown up to Mevla in harmony,
Pits are the most secure beds send by Allah
O land of darkness, O world of absence, the place the curtain of greatness’s opened slowly The hopes are all in you: Dawn eternity rises from you Each piece of Stone reads thousands of poet in divine harmony ;
soul meets with eternity in each wisdom poem.
O heavenly land, a thousand greetings from me .
When demands of life squeezes in my soul I have a walk among the deads Because in the noisy environment of the world alive There isn’t peacefull atmosphere that continiously keeps away from necessity of the second life In that life there is neither the dirt of meannes and greedy in that clean climate nor the struggle of life on the land
Seeing the silent sky of this quiet peaceful universe
I go away from masiva, by forgetting the bitterness of my miserable life
only for a moment
Without tearing the masiva, that we call knot out
The soul can’t rest in peace for a moment
But a place is needed to be torn out...
Not a place only, but a heart of iron is needed!
Last week was on the way to Eyüp When I take a few steps to go beyond the city walls Horizon has changed, old universe has changed;
Across, the dazzling width of cemetery was seen
But it was a big sea of eternity,
Stone tombs are like the frozen waves.
I didn’t wait instead I entered to the deepest
I sat down I gave my back to one of the stones.
Everywhere is surrounded by a silence cover,
Trees in peace, tranquility in ground.
All the rising waves, that endless sea,
Dived into a deep sleep, everywhere is silent.
The curtain of the surrounding opened slowly;
my soul is full of glory and holiness
 
But where does this divine composition echo from?
"Ellezî halaka'l-mevte ve'1-hayate" it says.
What is that cry in the depth of silence?
The effective word of God, but who is reading?
While rising melodies are getting violent
Suddenly that the silent universe begin to moan
Cypresses became a big religious community lost in the excitement
Each of which was heard the same sound.
Graves moaned, the stones became a language,
Stone inscriptions spoke in the same language with the stones
All these creatures seeing their their last judgment risen
I started to dream the holy breath of God that gives life
this eye-catching width,
became a sign of Doomsday for me
I watched, many dead bodies carrying their eternity shroud on their shoulders,
The caravan of ancestors ignoring the world
Passing through the presence of God
- with fear and hope, in daze-
Standing still in weakness
What horror it is to watch the created ones making prostrate for Allah
At the end The reason of this ruction,
The one reading the words belong to universe appeared at the end
I saw a child and an old woman visiting an old grave
Then a little closer, everything is clear
I saw a child reading "tebareke" from memory
Lost in himself
Beside his mother is listening in tears.
While harmonious words of wisdom shaking the ground
Divine, how canged that silent grave in to a view .
The Child is the painting of life, the burial of the death ;
We had to see the conrasts in life that created by Allah, by looking at that alive painting
Some time later the sounds completely ended,
overshadowed crowd faded
The child went out with the women,
| style="vertical-align: top"|
|}

Added by Ragıp ALKAN|
Alfabetik Safahat | |
|---|---|
| Edirne | |
| Safahat/Alfabetik |
|
Safahat besteleri - Safahat | |
|---|---|
| Şiirlere göre | Ezelden Aşinanım - Hüseyni Ney Taksimi - Nihavend Marşı -Acem Asiran Tambur Taksimi - Acem Asiran Istiklal Marsı -Nihavend Violonsel Taksimi Nihavend Istiklal Marsı Rast Keman Taksimi Rast Istiklal Marsi
Rast Marş Istiklal Marsi (Acemsiran) Istiklal Marsi (Nihavend) Istiklal Marsi (Rast1)Istiklal Marsi (Rast2) Cenk Marşı Ey Bu Topraklar İçin Toprağa Düşmüş AskerBağlantı başlığı |
| Makamlara göre | x |
| Dosyalar | Mehmet Akif Ersoy/Bestelenen şiirleri (→Cenk Marşı)
Mehmet Akif Ersoy/Bestelenen şiirleri Istiklal Marsi (Rast2) Istiklal Marsi (Rast1) Istiklal Marsi (Nihavend) Istiklal Marsi (Acemsiran) Rast Marş Rast Keman Taksimi Nihavend Istiklal Marsı Nihavend Istiklal Marsı Nihavend Violonsel Taksimi Acem Asiran Istiklal Marsı Acem Asiran Tambur Taksimi İstiklal Marşı/Nihavend Ezelden Aşinanım Ey Bu Topraklar İçin Toprağa Düşmüş Asker Bütün Dünyaya Küskündüm |
| Tasnif et:
Türk Halk Müziği Vurmalı Çalgılar Dosya:Anadolu ateşi davul Türk Halk Müziği Vurmalı Çalgılar Dosya:Davul Oyunlari-1 Dosya:Anadolu Atesi Davul Show Dosya:DAVUL & DARBUKA SHOW Türk Halk Müziği Telli Çalgılar 'DIVAN SAZI Okan Murat Öztürk - Nihavend Saz Semaisi […') Dosya:DIVAN SAZI (added video DIVAN SAZI) Dosya:Okan Murat Öztürk - Nihavend Saz Semaisi (added video Okan Murat Öztürk - Nihavend Saz Semaisi) Dosya:Okan Murat Öztürk - Kaytağı Şablon:Türk Müziği Türk Halk Müziği Vurmalı Çalgılar Dosya:Daff.jpg Dosya:Daf-isfahan.jpg Dosya:Pandei inter.jpg Dosya:Rhythm Tech tambourine.jpg Vurmalı Çalgılar Dosya:Kudum.jpg Dosya:Koltukdavul.jpg Dosya:Davul.jpg Dosya:Darbuka.jpg Şablon:Türk Müziği Dosya:Zils.jpg Vurmalı Çalgılar Zil Dosya:İstanbul Vurmalı Çalgılar Topluluğu | |
|
II.Kitap (1912): Süleymaniye Kürsüsünde
Süleymaniye Kürsüsünde 2 - Süleymaniye Kürsüsünde 3 - Süleymaniye Kürsüsünde 4 - Süleymaniye Kürsüsünde 5 - Süleymaniye Kürsüsünde 6 - Süleymaniye Kürsüsünde 7 - Süleymaniye Kürsüsünde 8 - Süleymaniye Kürsüsünde 9 - Süleymaniye Kürsüsünde 10 | |
|---|---|
| Safahat/II. Kitap ( Süleymaniye Kürsüsünde ) | Süleymaniye Kürsüsünde adlı tek bir şiirden oluşmaktadır.(Süleymaniye Kürsüsünde 32 kb.büyük olduğu için 10 bölüme ayrılmıştır.) Süleymaniye Kürsüsünde 2 - Süleymaniye Kürsüsünde 3 - Süleymaniye Kürsüsünde 4 - Süleymaniye Kürsüsünde 5 - Süleymaniye Kürsüsünde 6 - Süleymaniye Kürsüsünde 7 - Süleymaniye Kürsüsünde 8 - Süleymaniye Kürsüsünde 9 - Süleymaniye Kürsüsünde 10 |
| Şablon:Mehmet Akif Ersoy | |
|
IV. Kitap (1913) : Fatih Kürsüsünde İki Arkadaş Fatih Yolunda - Vaiz Kürsüde | |
|---|---|
| Safahat/IV. Kitap (Fatih Kürsüsünde) | Fatih Kürsüsünde: İki Arkadaş Fatih Yolunda - Vaiz Kürsüde |
| Şablon:Mehmet Akif Ersoy | |
|
V.Kitap: (1917) Hatıralar Mehmet Akif'in kaybedilen vatan karşısında isyanlarını ve tevbelerini cem eden şiirleri....Koca Osmanlı Çınarının yıkılışı ve şairin ÇIĞLIKLARI.... Ey bunca zamandır bizi te'dib eden Allah - UYAN - Ne irfandır veren ahlâka yükseklik. Ne vicdandır - Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile - Nihayet neyse idrak ettiğin şey ömr-i fânîden - Biz ki yarmıştık şu unun büyük ummanını - Şehamet dini, gayret dini ancak Müslümanlıktır - El-Uksur'da - Berlin Hatıraları - Necid Çöllerinden Medine'ye | |
|---|---|
| Safahat/V. Kitap ( Hatıralar ) | Hatıralar:Ey bunca zamandır bizi te'dib eden Allah-UYAN-Ne irfandır veren ahlâka yükseklik. Ne vicdandır-Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile-Nihayet neyse idrak ettiğin şey ömr-i fânîden-Biz ki yarmıştık şu unun büyük ummanını-Şehamet dini, gayret dini ancak Müslümanlıktır-El-Uksur'da-Berlin Hatıraları-Necid Çöllerinden Medine'ye |
| Şablon:Mehmet Akif Ersoy | |
|
VI.Kitap (1924) Asım Çanakkale şehitlerine şiiri de bu şiir içinde yer alır. Şair Asım'ın neslini ordumuzda görmektedir. Entellektüel ama bir o kadarda duası göklerden çevrilmeyecek kadar maneviyatlı bir gençlik ister. Oğlunun adınıda zaten Asım koyar. (Bakınız: Hz. Asım) | |
|---|---|
| Safahat/VI. Kitap ( Asım ) | Asım şiiri olup uzunca bir şiirdir Çanakkale şehitlerine şiiri de bu şiir içinde yer alır: Asım(I.Bölüm)- Asım II.Bölüm - Asım III.Bölüm - Asım IV.Bölüm - Asım V.Bölüm - Asım VI.Bölüm - Asım VII.Bölüm (Çanakkale şehitlerine şiirini içerir) - Asım VIII.Bölüm |
| Şablon:Mehmet Akif Ersoy | |
|
VİDEO SAFAHAT : Safahatın Audio Video Sunumu Projesi Milli Şairimizin Safahat adlı eserinin Video olarak sunumu projesinde 1.aşama: güzel okuma çalışmaları; 2.aşama: alt yazılı şiirlerin sunumu; 3.aşama;tercümelerinin sunumu ; 4. aşama: görsel konuyu anlatacak ögelerle video çalışması; 5.aşama: Videoların youtube yüklenmesi; 6.aşama; | |
|---|---|
| Yusuf Ziya Özkan'ın Safahat okumaları | * Cenk Marşı [2]
|
| Adnan Özçelik AL okumaları | x |
| Yenişehir SBAL okumaları | x |
|
Osmanlı Türkçesiyle Safahat Projesi - Mehmet Akif Ersoy | |
|---|---|
| 1. Kitap | Safahat şiiri/Osmanlıca - |
| 2. Kitap | x |
| Alfabetik Osmanlıca | Durmayalım/Osmanlıca
Pek hazin bir mevlid gecesi/Osmanlıca Tercümedir/Osmanlıca |
| Osmani harflerle | پك حزين بر مولد كيجه سى - |
| Safahat/Osmanlıca | |
|
Safahat Tercümeleri Safahat/İngilizce - Safahat/Almanca - Safahat/Azerice | |
|---|---|
* Safahat'ın ingilizceye tercümesi projesi -
|
|
İstiklal Marşı Oratoryosu - İstiklal Marşı - SafahatŞablon:İMO | |
|---|---|
| İMO/Proje oluşumu | İMO İstiklal Marşı Oratoryosu Projesi |
| İMO/İcraları | İstiklal Marşı Oratoryosu/2011 İstiklal Marşı Oratoryosu/2011 - Yenişehir
İstiklâl Marşı Oratoryosu/Yenişehir Mehmet Adnan Özçelik Anadolu Lisesi |
| İMO/Tasarımları | İstiklal Marşı Oratoryası/Kitapçık - İstiklal Marşı Oratoryası/A4 |
| İstiklal marşı oratoryosu İstiklal Marşı Oratoryosu
| |
|
İstiklal Marşının Dünya Dillerine Tercümesi Projesi (Şimdilik sadece 24 dile çevrildi...) | |||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
İstiklal Marşı/Arapça - İstiklal Marşı/Çince - İstiklal Marşı/Belarusça - İstiklâl Marşı/İngilizce -
| |||||||||
|
Safahat Tercümeleri Safahat/İngilizce - Safahat/Almanca - Safahat/Azerice | |
|---|---|
* Safahat'ın ingilizceye tercümesi projesi -
|
|
Safahat dışı şiir ve nesirleri İstiklâl Marşı - Sadi - SA'Dî - DESTÛR - GAZEL - KUR'ÂN'A HİTÂB - EL-HAKKU YA'LÛ | |
|---|---|
| http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Safahat_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1nda_kalm%C4%B1%C5%9F_%C5%9Eiirler | |
| Safahat dışı şiirleri | İstiklâl Marşı - Sadi - SA'Dî - DESTÛR - GAZEL - KUR'ÂN'A HİTÂB - EL-HAKKU YA'LÛ - |
| Tercüme ve makaleleri | x |
| Tercüme çalışmaları[25] | Kur'an meali çalışması - Müslüman Kadını (1909) - Hanoto’nun Hücumuna Karşı Şeyh Muhammed Abduh’un Müdafaası (1915) - İçkinin Hayat-ı Beşerde Açtığı Rahneler (1923) - Anglikan Kilisesine Cevap (1924) - İslâmlaşmak (1919) - İslâm’da Teşkilât-ı Siyasiye (1922). |
| Şablon:Mehmet Akif Ersoy | |
|
Safahat Alfabetik Sıraya Göre Şiirler | |
|---|---|
| A | *Acem Şahı - Âhiret Yolu - Alınlar Terlemeli - Âmin Alayı - Âsım - Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak - Azim - Azimden Sonra Tevekkül - |
| B | *Bayram - Bebek Yâhud Hakk-ı Karâr . Berlin Hatıraları . Bir Ariza - Bir Gece - Bir Mersiye - Bir Mezar Taşına Yazılmış İdi - Bir Resmin Akasına Yazılmış İdi - Bu Da Bir Mezar Taşı İçin Yazılmış İdi - Bir yığın kundakçıdan yangın görenler milleti - Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz - Biz ki yarmıştık şu'unun büyük ummanını - Bülbül - |
| C | * Cânan Yurdu - Cenk Marşı |
| Ç | Çanakkale Şehidlerine - Çanakkale Şehitlerine - Çık da bir seyret baharın cuş-i rengârengini - Çocuklara - |
| D | *Derviş Ahmed - Dirvâs - Durmayalım - Dur Yolcu (Bu şiir bizde yok bakalım |
| E | *Edirne - El Uskur'da . Ezanlar - Ey bunca zamandır bizi te'dib eden Allah - Ey milletimin lahzada halkettiği ordu |
| F | *Fatih camii . Fatih Camii Şiiri . Fatih Kürsüsünde . Firavun İle Yüzyüze - |
| G | *Gece - Geçinme Belâsı - Gül,Bülbül - |
| H | *Hakkın Sesleri . Hakkın Sesleri/Mehmet Akif Ersoy . Hatıralar . Hasta - Hasır - Hasbihal - Hayat Arkadaşıma - Hicran - Hüsâm Efendi Hoca - Hüsran - Hüsran-ı Mübin |
| İ | İmam : Köse İmam (Akif'in örnek imam modeli) |
| J - K]] | *Japon'lar
|
| L | * |
| M | *Mahalle Kahvesi - Mahalle Kavgası - Meal-i Celili - Mehmet Ali'ye - Mehmer Ali'ye - Meyhane - Mevlid-i Nebi - Mezarlık - Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile |
| N | *Ne Eser, Ne de Semer - Ne Eser,Ne De Semer - Necid Çöllerinden Medine'ye . Nefs-i Nefis - Nevruz'a - Nerdesin? - Nihayet neyse idrak ettiğin şey ömr-i fânîden |
| O | *Olmaz ya... Tabii... Biri İnsan, Biri Hayvan! - Olmaz ya Tabii Biri İnsan, Biri Hayvan . Of'lu şiiri
|
| Ö | * |
| P | *Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi - |
| R | *Resim İçin - Resmim İçin - Ressam Haklı - |
| S | Şark |
| Ş | *Şair Huzurunda Münekkid - Şark- Şehitler Abidesi İçin - Şeytan |
| T | *Tebrik - Tek Hakikat - Tevhid Yâhud Feryâd- Umar mıydın? - - Tercümedir - tercümedir1 (İkinci tercümedir) |
| U | *Uyan |
| V | *Vahdet - Vaiz Kürsüde . |
| Y | *Yâ Râb Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabâhı? . Ya Rab Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabahı? . Yaş Altmış - Yeis Yok! - Yemişçi İhtiyar |
|
Safahat konu indeksi | |
|---|---|
| A | *Acemi Semerci
|
| B | *Balkanlar : Cenk Marşı
|
| C | Cehalet : Olmaz ya... Tabii... Biri İnsan, Biri Hayvan!
|
| Ç | *Çalışmak :Küfe - Durmayalım -Uyan
|
| D | * |
| E | * Edirne - Edirne kal'esi (Edirne)
|
| F | * |
| G | * |
| H | Akif'in manzum hikayeleri: Kocakarı ile Ömer(Hz. Ömerin idareciliği) - Köse İmam (Karı boşama derdindeki adama karşı köse imamın itabı ve halden dertlenmesi)
|
| İ | İmam : Köse İmam (Akif'in örnek imam modeli) |
| J - K | *Japon'lar -
|
| L | *Lala Şahin (Edirne) - |
| M | *Murâd-ı evvel (Edirne]]) -
|
| N | * |
| O | *Ordu:Ey milletimin lahzada halkettiği ordu - Ordunun duası -Cenk Marşı - İstiklâl Marşı |
| Ö | * |
| P | * |
| R | * |
| S | Şark - Acemi Semerci |
| Ş | Şeriat :Köse İmam
|
| T | *Tosunum (Köse İmam)
|
| U | *Utanma :Durmayalım
|
| V | * |
| Y | *Yediği Herze :Köse İmam |
| Z | * |
|
MAE Mevzuat | |
|---|---|
| Mehmet Akif Ersoy - Mehmet Akif Ersoy kitapları - Mehmet Akif Ersoy mevzuatı | |
| MAE hakkında | MAE/Hakkında vecizeler |
| Wiki linkleri | x |
| Kabulü | İstiklal Marşının Kabülü Hakkında Kanun |
| Anma günü | İstiklal marşının kabul edildiği gün ve Mehmet Akif Ersoy'u anma günü hakkında kanun İstiklâl Marşının kabul edildiği günü ve Mehmet Akif Ersoy'u anma günü hakkında yönetmelik |
|
Yenişehir Kaymakamlığı Safahat Çalışma Grubu | |
|---|---|
| Yahya Günsür Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi/TL11CW | |
| Organize Safahat Grubu | Kullanıcı:Vahit - Kullanıcı:Semiha
Kullanıcı:Kayadelen Kullanıcı:Ayse ER Kullanıcı:Eylem GÜNER Kullanıcı:Ragıp ALKAN |
| Bilgisayar Lisesi | *Kullanıcı:Elif Aydemir - Müd. Yrd.(Edebiyat öğretmeni)
|
| Sosyal Bilimler Lisesi | *Mürşit Tekin
|
| M.Adnan Özçelik Lisesi | xxx |
| Safahat okulararası görev dağılımı | *Safahat/I. Kitap 'ı Sosyal Bilimler Lisesi,Yahya Günsür Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Şevket Pozcu Lisesi
|
| Diğer Safahat Çalışanları | Kullanıcı:Cagriorki
Kullanıcı:İkizlerim Kullanıcı:Ayhankaya1971 Kullanıcı:M.Murşit Tekin Kullanıcı:Msbl düzgün Kullanıcı:Çiğdem bilir Kullanıcı:Sait Yılmaz Kullanıcı:Sibel inan Kullanıcı:Elifköse Sevilşen Kullanıcı:Metinkilic1975 Kullanıcı:Kimsesizseyyah GSL md yd Murat Çınarlı Kullanıcı:Abdulvahap Müftülük Kullanıcı:Muhammet altan Kullanıcı:Mehmet Boz Kullanıcı:Mehmet Ömer Kesilmiş Kullanıcı:Aysegultokdemir Kullanıcı:Çevlik Kullanıcı:Gunay sendilmen Kullanıcı:Betul Demır Kullanıcı:Mehmet KAVACIK Kullanıcı:Ayşeüncücan Kullanıcı:Elifaydemir Kullanıcı:Halim bozkurt Kullanıcı:Atik77 Kullanıcı:Mustafa Ekici |
| Mehmet Akif Ersoy Şablon:Mehmet Akif Ersoy | |
|
Safahat çalışmaları | |
|---|---|
| Makaleler | x |
| Basım çalışmaları | *Gençler için safahat - Mersin Yenişehir Kaymakamlığınca
|
| Safahat sunuları | * Safahat AV sunumu - Mersin Yenişehir Kaymakamlığınca |
| Safahat Tasarım Çalışmaları | *Safahat Kitap tasarımları
|
| Safahat programları | *Safahat Kutlamaları -
|
| Safahat okumaları | *Adnan Özçelik AL Safahat Okumaları
|
| Şablon:Mehmet Akif Ersoy | |
Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi

Added by Eylem GÜNER
Added by Eylem GÜNER
Added by Eylem GÜNER

