Wikia

Yeni Wiki

Seyfi Baba - Mehmet Akif Ersoy - Safahat

Talk1
57.744pages on
this wiki
Azim Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
İnsan Şiiri
"Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!" mısrası şah mısradır.Sopa boşanma dağılan aileler vs işlenir..
Seyfi Baba - Mehmet Akif Ersoy - Safahat-009:26

Seyfi Baba - Mehmet Akif Ersoy - Safahat-0

Bakınız

Şablon:Seyfi Baba - d


Seyfi Baba
Seyfi Baba/Güncel Türkçe
Seyfi Baba/Sade (Aslı parantezde)
Seyfi Baba - Mehmet Akif Ersoy - Safahat
Seyfi Baba/1
Seyfi Baba/2
Seyfi Baba/3
Seyfi Baba/4

Seyfi Baba/Osmanlıca
Seyfi Baba/İngilizce
Seyfi Baba/Arapça
Seyfi Baba/Azerice

Seyfi Baba kimdir?

SEYFI BABA

Seyfi Baba - Mehmet AKif Ersoy - Safahat

Seyfi baba 1
Seyfi baba 2
Seyfi baba 2
Seyfi baba 3
Seyfi baba 4
Seyfi baba 5

Seyfi Baba/3

Seyfi Baba (Orijinal metin)Edit

Geçen akşam eve geldim. Dediler:

- Seyfi Baba

Hastalanmış, yatıyormuş.

- Nesi varmış acaba?


- Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.

- Keşki ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah!


Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol!

Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol


Hem uzun, hem de bataktır...

- Daha a'lâ, kalınız

Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız.


Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.


Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak;

"Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.


Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum! müteveffâyı bütün âferine.


Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek!


Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal, yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!


Çok mu yüzdük bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrâfını tektük hisse.


Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun:


Kâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Kâh olur, mürde şuâ'âtı düşer bir mezara;


Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar;

Kâh bir ma'bed-i fersûdenin üstünden aşar;


Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır;


Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, uryan,

Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan


Hânüman yoksulu binlerce sefilân-ı beşer;

Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler;


Kocasından boşanan bir sürü bîçâre karı;

O kopan râbıtanın, darmadağın yavruları;


Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler!


Gece rehzen, sabah olmaz mı bakarsın, sâil!

Serserî, derbeder, âvâre, harâmî, kaatil...


Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana göstermeli bir kerre... Niçin? Belli değil!


Ya o bîçâre de râhmet suyu nûş eyliyerek,

Hatm-i enfâs edivermez mi hemen "cız!" diyerek?


O zaman sâmi'anın, lâmisenin sevkıyle

Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!


Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyliyeyim kalbime haşyet geldi.


Hele yâ Rabbi şükür, karşıdan üç tâne fener

Geçiyor... Sapmıyarak doğru yürürlerse eğer,


Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten.

Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!


İşte karşımda bizim yâr-ı kadîmin yurdu.

Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu.


Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip


Açıversem... İyi amma kapı zâten aralık...

Gâlibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık


Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lâstiği geçtim ileri.


Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!


Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakîrin sesini:


- Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım!

Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım.


Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık anlaşılan yorgunsun.


Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.


Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.


Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne!


O zaman nîm açılıp perde-i zulmet, nâgâh,

Gördü bir sahne-i üryân-ı sefâlet ki nigâh,


Şâir olsam yine tasvîri otur bence muhâl:

O perîşanlığı derpîş edemez çünkü hayâl!


Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfı Baba.


- Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık, şunu, bir...

- Sen otur, ben ararım...

- Olsa içerdik, iyidir...


Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,


Başladım kaynatarak vemeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.


- Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.


- Mehmed Ağ'nın evi akmış. Onu aktarmak için

Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün.


Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.


Hadi aktamıyayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?


Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası!


Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iç yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.


Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman

Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman


Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç

Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.


Ba'zı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!


- Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.


İhtiyar terliyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir kebe mangal yanına,


Başladım uyku teharrîsine, lâkin ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.


Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Önce amma şu fakîr âdemi memnûn edeyim.


Bir de baktım ki: Tek onluk bile yokmuş kesede;

Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!


O zaman koptu içimden şu tehassür ebedî:

Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!

Seyfi Baba (Sadeleşme ve parantezle aslı bir arada)Edit

Geçen akşam eve geldim. Dediler:

-Seyfi Baba

Hastalanmış, yatıyormuş.

-Nesi varmış acaba?


-Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.

-Keski ben evde olaydım...Üzüldüm, vah vah!


Bir fener yok mu, verin...Nerde sopam? Kız çabuk ol..

Gecikirsem kalırım beklemeyin...Çünkü yol


Hem uzun,hem de bataktır...

-Daha iyi, kalınız:

Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız.


Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.


Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak,

"Gel!" diyen taşlan kurtarmasa, insan batacak.


Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum ölmüşleri bütün âferine.


Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü arak bize göllerde pekâlâ yüzmek!


Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!


Çok mu yüzdük, bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrafım tek tük hisse.


Gerçi ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyorum daha mahmurluğu üstünde onun:


Bazen kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Bazen ölgün ışıkları düşer bir mezara;


Bazen bir tavanı çökük evin alünda koşar;

Bazen de bir harap mabedin üstünden aşar;


Bazen pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu kişilere çekinmez, sataşır;


Gecenin uzayıp giden örtüsünü çekmiş, çıplak.

Sokulup bir saçağın alünda sanki uyuyan


Evsiz barksız binlerce yoksul insanlar;

Sesi dinmiş yuvalar, toprağa serilmiş evler;


Kocasından boşanan bir sürü zavallı kadın;

O kopan evlilik bağının yavruları, darmadağın;


Karanlığın, yer yer, içinde kabaran süprüntüler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen aileler!


Gece yol kesen, sabah olmaz mı bakarsın, dilenci!

Serseri, derbeder, başıboş, haydut, katil...


Böylece kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana gösterecek bir kere... Niçin? Belli değil!


Ya o zavallı da yağmur suyunu içerek,

Son nefesini vermez mi hemen "cız!" diyerek?


O zaman işitme ve dokunma duyusunun sürüklemesiyle

Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!


Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyliyeyim kalbime korku geldi.


Hele ya Rabbi şükür, karşıdan üç tane fener

Geçiyor...Sapmayarak doğru yürürlerse eğer,


Giderim arkalarından...Yolu buldum zaten.

Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!


İşte karşımda bizim eski dostun yurdu.

Bakalım var mı ışık? Eğer yoksa muhakkak uyudu.


Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip Açıversem...


İyi ama kapı zaten aralık...

Galiba bir çıkan olmuş... Neme lazım, artık,


Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lastiği geçtim ileri.


Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!


Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakirin sesini:


-Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evladım!

Haklısın, bende kabahat ki haber yollamadım.


Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık, anlaşılan yorgunsun.


Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.


Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım,

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.


Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nur indi mumum kör gözüne!


O zaman yarı açılıp karanlığın perdesi, birdenbire,

Göründü bir çıplak yoksulluk sahnesi ki göze,


Şair olsam yine tavsir etmek bence imkânsız:

Hayal o perişanlığı çünkü göz önüne getiremez!


Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfi Baba.


-Ihlamur verdi demin komşu...Bulaydık şunu bir.

-Sen otur, ben ararım...

-Olsa içerdik, iyidir...


Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,


Başladım kaynatarak vermeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.


-Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.


-Mehmet Ağa'nın evi akmış.

Onu aktarmak için Dama çıktım,soğuk aldım, oluyor on beş gün.


Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.


Hadi aktarmıyayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?


Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası!


Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.


Hastalandım, bakacak kimseciğim yok;

Osman Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman


Eli ekmek tutacak?İşte saat belki de üç

(1) Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.


Bazı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!


-Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.


İhtiyar terleyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir keçe mangal yanına,


Başladım uyku aramaya, fakat ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.


Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Ama önce şu yoksul insanı memnun edeyim.


Bir de baktım ki tek onluk bile yokmuş kesede;

Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!


O zaman birdenbire içimden şu sonsuz hasret koptu:

Ya hamiyet duygusundan mahrum yaratılsaydım ya da param

olsaydı!


(1) Alaturka saate göre güne} battıktan üç saat sonra anlamındadır.

Düz lise seviyesinde 2 sütunlu Safahat sunumuEdit

Seyfi Baba(Orjinal Metni)
Seyfi Baba(Güncel Türkçesi)
Geçen akşam eve geldim

Dediler: Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş Nesi varmış acaba?

Geçen akşam eve geldim. Dediler:

-Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş. -Nesi varmış acaba?

Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah...

Keşki ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah!

Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.

Keşke ben evde olaydım...Üzüldüm, vah vah!

Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol!...

Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol

Bir fener yok mu, verin...Nerede sopam? Kız çabuk ol..

Gecikirsem kalırım beklemeyin...Çünkü yol

Hem uzun, hem de bataktır...

- Daha a'lâ, kalınız Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız.

Hem uzun,hem de bataktır...-Daha iyi, kalınız:

Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalnız.

Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.

Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.

Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak;

"Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.

Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak,

"Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.

Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum! müteveffâyı bütün âferine.

Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum ölmüşleri bütün âferine.

Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek!

Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek!

Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal, yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!

Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!

Çok mu yüzdük bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrâfını tektük hisse

Çok mu yüzdük, bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrafını tek tük hissetmeye

Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun:

Gerçi ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyorum daha uykusuzluktan dolayı sersemliği üstünde onun:

Kâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Kâh olur, mürde şuâ'âtı düşer bir mezara;

Bazen kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Bazen ölgün ışıkları düşer bir mezara;

Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar;

Kâh bir ma'bed-i fersûdenin üstünden aşar;

Bazen bir tavanı çökük evin altında koşar;

Bazen de bir harap mabedin üstünden aşar;

Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır;

Bazen pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu kişilere çekinmez, sataşır;

Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, uryan,

Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan

Gecenin uzayıp giden örtüsünü çekmiş, çıplak.

Sokulup bir saçağın altında sanki uyuyan

Hânüman yoksulu binlerce sefilân-ı beşer;

Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler;

Evsiz barksız binlerce yoksul insanlar;

Sesi dinmiş yuvalar, toprağa serilmiş evler;

Kocasından boşanan bir sürü bîçâre karı;

O kopan râbıtanın, darmadağın yavruları;

Kocasından boşanan bir sürü zavallı kadın;

O kopan evlilik bağının yavruları, darmadağın;

Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler!

Karanlığın, yer yer, içinde kabaran süprüntüler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen aileler!

Gece rehzen, sabah olmaz mı bakarsın, sâil!

Serserî, derbeder, âvâre, harâmî, kaatil...

Gece yol kesen, sabah olmaz mı bakarsın, dilenci!

Serseri, derbeder, başıboş, haydut, katil...

Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana göstermeli bir kerre... Niçin? Belli değil!

Böylece kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana göstermeli bir kere... Niçin? Belli değil!

Ya o bîçâre de râhmet suyu nûş eyliyerek,

Hatm-i enfâs edivermez mi hemen "cız!" diyerek?

Ya o zavallı da yağmur suyunu içerek,

Son nefesini vermez mi hemen "cız!" diyerek?

O zaman sâmi'anın, lâmisenin sevkıyle
Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!
O zaman işitme ve dokunma duyusunun sürüklemesiyle

Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!

Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyliyeyim kalbime haşyet geldi.

Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyleyeyim kalbime korku geldi.

Hele yâ Rabbi şükür, karşıdan üç tâne fener

Geçiyor... Sapmıyarak doğru yürürlerse eğer,

Hele ya Rabbi şükür, karşıdan üç tane fener

Geçiyor...Sapmayarak doğru yürürlerse eğer,

Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten.

Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!

Giderim arkalarından...

Yolu buldum zaten. Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!

İşte karşımda bizim yâr-ı kadîmin yurdu.

Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu.

İşte karşımda bizim eski dostun yurdu.

Bakalım var mı ışık? Eğer yoksa muhakkak uyudu.

Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip

Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip Açıversem...

Açıversem... İyi amma kapı zâten aralık...

Gâlibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık

İyi ama kapı zaten aralık...

Galiba bir çıkan olmuş... Neme lazım, artık,

Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lâstiği geçtim ileri.

Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lastiği geçtim ileri.

Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!

Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!

Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakîrin sesini:

Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakirin sesini:

- Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım!

Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım.

-Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evladım!

Haklısın, bende kabahat ki haber yollamadım.

Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık anlaşılan yorgunsun.

Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık, anlaşılan yorgunsun.

Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.

Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.

Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.

Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım,

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.

Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne!

Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nur indi mumum kör gözüne!

O zaman nîm açılıp perde-i zulmet, nâgâh,

Gördü bir sahne-i üryân-ı sefâlet ki nigâh,

O zaman yarı açılıp karanlığın perdesi, birdenbire,

Göründü bir çıplak yoksulluk sahnesi ki göze,

Şâir olsam yine tasvîri otur bence muhâl:

O perîşanlığı derpîş edemez çünkü hayâl!

Şair olsam yine tavsir etmek bence imkânsız:

Hayal o perişanlığı çünkü göz önüne getiremez!

Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfı Baba.

Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfi Baba.

- Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık, şunu, bir...

- Sen otur, ben ararım... - Olsa içerdik, iyidir...

-Ihlamur verdi demin komşu...Bulaydık şunu bir.

-Sen otur, ben ararım... -Olsa içerdik, iyidir...

Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,

İşte buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,

Başladım kaynatarak vemeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.

Başladım kaynatarak vermeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.

- Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.

-Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.

- Mehmed Ağa'nın evi akmış. Onu aktarmak için

Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün.

-Mehmet Ağa'nın evi akmış.

Onu aktarmak için dama çıktım,soğuk aldım, oluyor on beş gün.

Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.

Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.

Hadi aktarmıyayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?

Hadi aktarmayayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?

Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası!

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası!

Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.

Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.

Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman

Hastalandım, bakacak kimseciğim yok;

Osman,gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman.

Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç

Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.

Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç


Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.

Ba'zı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!

Bazı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!

-Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.

-Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.

İhtiyar terliyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir kebe mangal yanına,

İhtiyar terleyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir keçe mangal yanına,

Başladım uyku teharrîsine, lâkin ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.

Başladım uyku aramaya, fakat ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.

Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Önce amma şu fakîr âdemi memnûn edeyim.

Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Ama önce şu yoksul insanı memnun edeyim.

Bir de baktım ki: Tek onluk bile yokmuş kesede;

Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!

Bir de baktım ki tek onluk bile yokmuş kesede;

Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!

O zaman koptu içimden şu tehassür ebedî:

Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!

O zaman birdenbire içimden şu sonsuz hasret koptu:

Ya namus ve haysiyeti koruma duygusundan mahrum yaratılsaydım ya da param olsaydı!

Anadolu Liseleri ve İngilizce eğitim veren üniversite seviyesindekiler için safahat sunumu Edit

3'lü tablo sunumuEdit

Seyfi Baba(Güncel Türkçesi)
Geçen akşam eve geldim. Dediler:

-Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş. -Nesi varmış acaba?

Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.

Keşke ben evde olaydım...Üzüldüm, vah vah!

Bir fener yok mu, verin...Nerede sopam? Kız çabuk ol..

Gecikirsem kalırım beklemeyin...Çünkü yol

Hem uzun,hem de bataktır...-Daha iyi, kalınız:

Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalnız.

Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.

Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak,

"Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.

Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum ölmüşleri bütün âferine.

Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek!

Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!

Çok mu yüzdük, bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrafını tek tük kısmetini.

Gerçi ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyorum daha uykusuzluktan dolayı sersemliği üstünde onun:

Bazen kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Bazen ölgün ışıkları düşer bir mezara;

Bazen bir tavanı çökük evin altında koşar;

Bazen de bir harap mabedin üstünden aşar;

Bazen pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu kişilere çekinmez, sataşır;

Gecenin uzayıp giden örtüsünü çekmiş, çıplak.

Sokulup bir saçağın altında sanki uyuyan

Evsiz barksız binlerce yoksul insanlar;

Sesi dinmiş yuvalar, toprağa serilmiş evler;

Kocasından boşanan bir sürü zavallı kadın;

O kopan evlilik bağının yavruları, darmadağın;

Karanlığın, yer yer, içinde kabaran süprüntüler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen aileler!

Gece yol kesen, sabah olmaz mı bakarsın, dilenci!

Serseri, derbeder, başıboş, haydut, katil...

Böylece kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana gösterecek bir kere... Niçin? Belli değil!

Ya o zavallı da yağmur suyunu içerek,

Son nefesini vermez mi hemen "cız!" diyerek?

O zaman işitme ve dokunma duyusunun sürüklemesiyle

Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!

Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyleyeyim kalbime korku geldi.

Hele ya Rabbi şükür, karşıdan üç tane fener

Geçiyor...Sapmayarak doğru yürürlerse eğer,

Giderim arkalarından...

Yolu buldum zaten. Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!

İşte karşımda bizim eski dostun yurdu.

Bakalım var mı ışık? Eğer yoksa muhakkak uyudu.

Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip Açıversem...

İyi ama kapı zaten aralık...

Galiba bir çıkan olmuş... Neme lazım, artık,

Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lastiği geçtim ileri.

Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!

Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakirin sesini:

-Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evladım!

Haklısın, bende kabahat ki haber yollamadım.

Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık, anlaşılan yorgunsun.

Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.

Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım,

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.

Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nur indi mumum kör gözüne!

O zaman yarı açılıp karanlığın perdesi, birdenbire,

Göründü bir çıplak yoksulluk sahnesi ki göze,

Şair olsam yine tavsir etmek bence imkânsız:

Hayal o perişanlığı çünkü göz önüne getiremez!

Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfi Baba.

-Ihlamur verdi demin komşu...Bulaydık şunu bir.

-Sen otur, ben ararım... -Olsa içerdik, iyidir...

İşte buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,

Başladım kaynatarak vermeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.

-Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.

-Mehmet Ağa'nın evi akmış.

Onu aktarmak için dama çıktım,soğuk aldım, oluyor on beş gün.

Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.

Hadi aktarmayayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası!

Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.

Hastalandım, bakacak kimseciğim yok;

Osman,gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman.

Eli ekmek tutacak?

İşte saat belki de üç (1) Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.

Bazı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!

-Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.

İhtiyar terleyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir keçe mangal yanına,

Başladım uyku aramaya, fakat ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.

Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Ama önce şu yoksul insanı memnun edeyim.

Bir de baktım ki tek onluk bile yokmuş kesede;

Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!

O zaman birdenbire içimden şu sonsuz hasret koptu:

Ya namus ve haysiyeti koruma duygusundan mahrum yaratılsaydım ya da param olsaydı!

Sosyal Bilimler Liseleri İçin 4 lü Safahat sunumu - Seyfi BabaEdit

Seyfi Baba
...............................................
Seyfi Baba
.........................................
The Father Seyfi
...................................
ٮسيفى بابا
.................................
Geçen akşam eve geldim

Dediler: Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş Nesi varmış acaba?

Geçen akşam eve geldim. Dediler:

-Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş. -Nesi varmış acaba?

I came home last night. They said: Father-Seyfi

Sick, he was lying on the bed.

I wonder-What's wrong there?
كچن آقشام اوه كلدم. ديديلر:سيفى باباخستالانمش، ياتيرمش.

نه سى وارمش عجبا؟

Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah...

Keşki ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah!

Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.

Keski ben evde olaydım...Üzüldüm, vah vah!

We do not know, his son told while passing through this morning, . if only I had been at home...I am sad, what a pity!
بيلمه يز، اوغلو خبر ويردى كچركن بو صباحكاشكى بن اوده اولايدم.. اسف يتدم، واه واه
Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol!...

Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol

Bir fener yok mu, verin...Nerde sopam? Kız çabuk ol..

Gecikirsem kalırım beklemeyin...Çünkü yol

We do not know, his son told while passing through this morning, . if only I had been at home...I am sad, what a pity!
بر فنر يوقمى، ويرڭ..نرده صوپام؟ قيز چابوق اولكجيكيرسه م قاليرم بكله ميك.. زيرا يول
Hem uzun, hem de bataktır...

- Daha a'lâ, kalınız Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız.

Hem uzun,hem de bataktır...-Daha iyi, kalınız:

Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız.

Both long and marsh ...- Better, Stay: Your aunt arrived, this evening, we're not alone
هم اوزون، هم ده باتاقدر دها اعلا، قاليكز

تيزه كز كلدى، بو آ قشام، دكلز بز يالكز

Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.

Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;

Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.

The stick on the right hand , broken glass lantern on the left hand ; Rain that pouring out felt deep in bones, mud up to the waist .
صوپا صاغ الده،قيريق جاملې فنر صول الدهبوشانان ياغمور ايليكلرده، چامور تا بلده
Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak;

"Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.

Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak,

"Gel!" diyen taşlan kurtarmasa, insan batacak.

So where..., the pavement already embedded,rise from the grave, Not rescue the stones saying come, people will sink.
هانى، چوقدن گومولن قالديريمك، خورتلايه رقكل ديين طاشلرى قورتارماسه، انسان باته جق
Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum! müteveffâyı bütün âferine.

Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,

Boğuyordum ölmüşleri bütün âferine.

Hop like magpies as one to one, Choke all the died.
صاقصاغانلر كبى سه كدكچه برندن برينهبوغويوردم متوفاي بوتون آفرينه
Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek!

Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,

Düştü arak bize göllerde pekâlâ yüzmek!

Do not ask for sorrow,do not stones end , increasingly, sweat fell to us most certainly swim in lakes !
صورماييڭ درديمى، بيتمز مى اوطاشلر، كيدركدوشدى آرتيق بزه كوللرده پك اعلا يوزمك
Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal, yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!

Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!

Phosphorescence by scattering each lantern, Double boat swam, he swims, I swim
ياقاموزلر صاچه ر ق هر طرفندن فنرمچيفته صاندال، يوزويوردق، او يوزر، بن يوزرم
Çok mu yüzdük bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrâfını tektük hisse

Çok mu yüzdük, bilemem, toprağı bulduk neyse;

Fenerim başladı etrafım tek tük hisse.

Did we swam so much, I do not know, fortunately we found the land; Lantern began my surrounded only a few portions.
چوقمى يوزدك، بيله مم، توپراغى بولدق نه يسهفنرم باشلادى اطرافنى تك توك حسه
Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun:

Gerçi ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...

Bakıyorum daha mahmurluğu üstünde onun:

Though I'm tired, very tired of it, but ... I look better on his loginess:
واقعا بن ده يورولدم، او فقط پك يورغونباقيردم دها مخمورلغى اوستندده اونك:
Kâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Kâh olur, mürde şuâ'âtı düşer bir mezara;

Bazen kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;

Bazen ölgün ışıkları düşer bir mezara;

Sometimes it strikes blindly into a plastered wall; Sometimes the lifeless light falls in a grave;
كاه اولور، كور كبى چارپار صيواسز بر ديوارهكاه اولور مرده شعاعاتى دوشر بر مزاره
Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar;

Kâh bir ma'bed-i fersûdenin üstünden aşar;

Bazen bir tavanı çökük evin alünda koşar;

Bazen de bir harap mabedin üstünden aşar;

Sometimes a sunken ceiling of the house runs; Sometimes it crosses over a ruined temple;
كاه بر سقفى چوكوك خانه نك آلتنده قوشاركاه بر معبد فر سو ده نك أوستندن آشار
Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır;

Bazen pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;

Sonra en korkulu kişilere çekinmez, sataşır;

Sometimes the most remote places, look, wander; Then the people who most fear is not shy, aggravate;
وقت اولور پك صپا يرلرده، باقارسك، طولاشيرصوكره اك قورقولى اشخاصه چكينمز صاتاشير
Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, uryan,

Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan

Gecenin uzayıp giden örtüsünü çekmiş, çıplak.

Sokulup bir saçağın altına sanki uyuyan

The night'slong-drawn-out cover inspires, naked. Slipping into the eave like sleeping
كيجه نك سترهٔ يلداسنى چكمش، عريانصوقولوب بر صاچاغك آلتنه كويا اويويان
Hânüman yoksulu binlerce sefilân-ı beşer;

Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler;

Evsiz barksız binlerce yoksul insanlar;

Sesi dinmiş yuvalar, toprağa serilmiş evler;

Thousands of homelesspoor people'; Raged over the sound homes, houses, laid the ground
خانمان يوقسولى بيكلر جه سفيلان بشرسسى دينمش يوالر، خا كه سرلمش أولر
Kocasından boşanan bir sürü bîçâre karı;

O kopan râbıtanın, darmadağın yavruları;

Kocasından boşanan bir sürü zavallı kadın;

O kopan evlilik bağının yavruları, darmadağın;

Divorced from her husband a lot of poor women; Children of that broken off the tie of marriage , scattered
قوجه سندن بو شانان بر سورى بيچاه قارىاو كوپان رابطه نك، دارمه داغان، ياورولرى
Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler!

Karanlığın, yer yer, içinde kabaran süprüntüler:

Evi sırtında, sokaklarda gezen aileler!

Darkness, in places, increased rubbish:At the back of the house, at the streets families walking around!
ظلمتك، يرير، ايچندن قاباران مزبله لر:أوى صرتنده، سوقاقلرده كزن عاﺌله لر!
Gece rehzen, sabah olmaz mı bakarsın, sâil!

Serserî, derbeder, âvâre, harâmî, kaatil...

Gece yol kesen, sabah olmaz mı bakarsın, dilenci!

Serseri, derbeder, başıboş, haydut, katil...

Intersecting road at night, do not you look at your morning, a beggar! Sharma, vagrant, vagabond, rogue, assassin ...
كيجه رهزن، صباح اولماز مى باقارسك، ساﺌلسرسرى، دربدر،آواره، حرامى، قاتل
Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana göstermeli bir kerre... Niçin? Belli değil!

Böylece kaç manzara gördüyse bizim kör kandil

Bana gösterecek bir kere... Niçin? Belli değil!

Thus,how many scenes that our blind oil lamp sees Show me one time ... Why? Is not certain
بويله قاچ منظره كورديسه بزم كور قانديلباكا كوسترملى بر كرّه.. نيچون؟ بللى دكل
Ya o bîçâre de râhmet suyu nûş eyliyerek,

Hatm-i enfâs edivermez mi hemen "cız!" diyerek?

Ya o zavallı da yağmur suyunu içerek,

Son nefesini vermez mi hemen "cız!" diyerek?

Either that poorby drinking rain water,', die immediately saying slizzing sound?
يا او بيچاره ده رحمت صوي نوش ايليه ركختم انفاس ايديويرمز مى همان< جيز> دييه رك؟
O zaman sâmi'anın, lâmisenin sevkıyleYürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!
O zaman işitme ve dokunma duyusunun sürüklemesiyle

Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!

At that time the sense of hearing and touching dragging turn into the Blind walking, then what a horror especisially !
او زمان سامعه نك، لامسه نك سوقيلهيوروين كورلره دوندم، او نه دهشتدى هله!
Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyliyeyim kalbime haşyet geldi.

Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...

Ne yalan söyliyeyim kalbime korku geldi.

My stick is both eyes,feet, and hands... I tell the truth, The fear has come to my heart.
صوپام آرتيق بكا هم كوز، هم آياق، هم ألدىنه يالان سويله يه يم قلبمه خشيت كلدى
Hele yâ Rabbi şükür, karşıdan üç tâne fener

Geçiyor... Sapmıyarak doğru yürürlerse eğer,

Hele ya Rabbi şükür, karşıdan üç tane fener

Geçiyor...Sapmayarak doğru yürürlerse eğer,

Especially thanks to God, three lanterns passing... if walk straight,
هله ياربى شكر، قارشيدن اوچ دانه فنركچيور.. صاچمايه رق طوغرو يورورلرسه اكر
Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten.

Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!

Giderim arkalarından...Yolu buldum zaten.

Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!

I go after them ... I found the path already. I found the path, I say, while I still came!
كيده رم آرقالرندن يولي بولدم زاتاًيولي بولدم دييورم كلمش ايكن حالا بن
İşte karşımda bizim yâr-ı kadîmin yurdu.

Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu.

İşte karşımda bizim eski dostun yurdu.

Bakalım var mı ışık? Eğer yoksa muhakkak uyudu.

Here the residence of the old friend toward me. Let's look for a light? If not, certainly slept.
ايشته قارشيمده بزم يار قديمك يورديباقالم وارمي ايشيق بوقسه محقق اويودي
Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip

Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip

Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip Açıversem...

the rope with sticks will hang down in the middle of the door If I found it,I would open ...
قاپينك اورتا برندن اوجي دكنكلي بر ايپصارقيديلمش اولاجق براوني بولسه م ده چكوب
Açıversem... İyi amma kapı zâten aralık...

Gâlibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık

İyi ama kapı zaten aralık...

Galiba bir çıkan olmuş... Neme lazım, artık,

Well, but the door is already opened ... It seems someone gone ... Don't interfere ,well then,
آچيويرسه م ايي اما قاپي زاتاً آرالقغالبا بر چيقان اولمش... نه مه لازم٬ آرتيق
Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lâstiği geçtim ileri.

Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,

Ayağımdan çıkarıp lastiği geçtim ileri.

I threw myself in saying me, I take off overshoe from my foot pass forward.
كيره رم بن دييه رك كنديمي آتدم ايچريآياغمدن چيقاروب لاستيكي كچدم ايلري
Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!

Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak

Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!

I turned to the right,not gone just a little bit three stairs that ladder came a little bit difficult to climb!
صاغه دوندم آزيجق كيتمه دن اوچ بش باصاماقمرديوه ن كلدي كه زورجه يدى براز طيرماتمق
Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakîrin sesini:

Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,

Aralarken kulağım duydu fakirin sesini:

I turned to the left, the old serge curtain of the room, While opening out, heard the voice of the poor:
صوله دوندم اوطه نك اسكي شاياق پرده سنيآرالاركن قولاغم طويدي فقيرك سسني:
- Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım!

Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım.

-Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evladım!

Haklısın, bende kabahat ki haber yollamadım.

Where have you been? Never look in me my son! You're right, It is my fault that I didn't send a message.
-نرده قالدك؟ بني هيچ يوقلامادك اولادم!حقليسك بنده قباحت كه خبر يوللا مادم
Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık anlaşılan yorgunsun.

Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...

Hele dinlen azıcık, anlaşılan yorgunsun.

I know there are many works, then our very long way ... Especially a little rest, apparently tired
بيليرم چوقدر ايشك صوكره بزم يول پك اوزونهله ديڭله ن آزيجق٬ آكلاشيلان يورغونسڭ
Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.

Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...

Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.

Fortunately female neighbor has just put the fire ... If you are cold,dig brazier, dig and dig so get warm.
بر كت ويرسون آتش قويدي دمين قومشو قاديناوشويورسه ڭ٬ اشيوير مانغالي؛ اش اش ده ايصين
Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.

Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım,

Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.

Dim of the room gives gloom extremely, looked, If that lantern were burned up, said a box of matches I lighted.
اوطه نك لوشلغي قسوت اويرييور پك٬ باقدمشوفنز يانسه دييوب بر قوطو كبرت چاقدم
Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne!

Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,

Sürme çekmiş gibi nur indi mumum kör gözüne!

Especially in a close final match held in the face, As if darkened eyelids with kohl descend a heavenly light upon the candle's blind eyes!
هله صوك كبريتي طوتدمده ياقيندن يوزينهسر مه چكمش كبي نورايندي مومك كور كوزينه
O zaman nîm açılıp perde-i zulmet, nâgâh,

Gördü bir sahne-i üryân-ı sefâlet ki nigâh,

O zaman yarı açılıp karanlığın perdesi, birdenbire,

Göründü bir çıplak yoksulluk sahnesi ki göze,

Then the half-opened curtain of darkness, suddenly, Seemed that the scene of a nude poverty to eyes,
او زمان نيم آچيلوب پردهٔ ظلمت ناكاهكوردي بر صحنهٔ عريان سفالت كه نكاه
Şâir olsam yine tasvîri otur bence muhâl:

O perîşanlığı derpîş edemez çünkü hayâl!

Şair olsam yine tavsir etmek bence imkânsız:

Hayal o perişanlığı çünkü göz önüne getiremez!

If I were a poet, I think describing would be impossible: A dream that distraught because he can not imagine !
شا عر اولسه م ينه تصويرى اولور بنجه محالاو پريشانلغى درپيش ايده مز چونكه خيال
Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfı Baba.

Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,

Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfi Baba.

Pulling an old aba on his knees, By crawling approached to the barbecue our father Seyfi.
چكه رك ديزلرينك اوستنه بر اسكى عباسورونوب مانغاله ياقلاشدى بزم سيفى بابا
- Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık, şunu, bir...

- Sen otur, ben ararım... - Olsa içerdik, iyidir...

-Ihlamur verdi demin komşu...Bulaydık şunu bir.

-Sen otur, ben ararım... -Olsa içerdik, iyidir...

Linden given by neighbour ... Finding that. -You sit down, I'll call ...-Though drink, good ...
-اخلامور ويردى دمين قومشو..بوله يدق شونى، بر..-سن اوطور، بن آرارم

-اولسه ايچردك، اييدر.

Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,

Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme...

Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,

Oh! I found, my son does not want to call, do not go ... I get a large coffee pot,
آها بولدم، آرامق ايسته مز اوغلم، كيتمهبنده بر قارنى كنيش جزوه كچيردم ألمه
Başladım kaynatarak vemeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.

Başladım kaynatarak vermeye fincan fincan,

Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.

I began boiling to give cup to cup , A little blood came to our old man's face.
باشلادم قايناده رق ويرمه يه فنجان فنجانآزيجق كلدى بزم اختيارك بكزينه قان
- Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.

-Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?

Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.

Now let's tell me, what was your illness? I think You have been cold, because many outbreaks this winter.
-شمدى آكلات باقالم، نه يدى سنك خسته لغك؟نزله اولدك صانيرم، چونكه بو قيش پك صالغين.
- Mehmed Ağ'nın evi akmış. Onu aktarmak için

Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün.

-Mehmet Ağa'nın evi akmış.

Onu aktarmak için Dama çıktım,soğuk aldım, oluyor on beş gün.

Mehmet Aga's flowing house. To transfer it I went up to the roof, I got a cold, going on five days
-محمد آغانك اوى آقمش. اونى آقطارمق ايچونطامه چيقدم، صوغوق آلدم، اوليور اون بش كون
Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.

Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!

İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.

What are you doing a silly pattern tiles! What is old age, confused my son this year.
-نه ايشك وار كيره ميدلرده آ سرسم- ديسه ڭهاختيارلقمى نه در، شاشقينم اوغلم بو سنه
Hadi aktamıyayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?

Hadi aktarmıyayım... Kim getirir ekmeğimi?

Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?

Not say ... Who brings bread? Sitting like a blind, Is it good to beg to the person not trustworthy?
هادى آقطارمايه يم.. كيم كتيرير اكمكمى؟اوطوروب كور كبى، نامرده ال آچمق اييمى؟
Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası!

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası:

Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası!

Who in this world not earn money: Friend's disgrace, the enemy's clown!
كيم قازقنمازسه بو دنياده بر اكمك پاره سىدوستنك يوز قاره سى؛دشمننك مسخره سى
Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iç yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.

Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iş yapamaz;

Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.

Otherwise a man of seventy-five cannot work; For him just he will : prayer five times abtes
يوقسه يتمش بشى كچمش بر آدام ايش ياپه مازاوكا آنجق ياپه جق: بش وقت آ بدستله نماز
Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman

Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman

Hastalandım, bakacak kimseciğim yok;

Osman Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman.

Sick, nobody look after me; Osman works day and night, I do not know when.
خسته لاندم، باقه جق كيمسه جكم يوق؛ عثمانكيجه كوندوز قوشيور ايش دييه، بيلمم نه زمان
Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç

Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.

Eli ekmek tutacak?İşte saat belki de üç

Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.

His hand will keep the bread? That maybe three o'clock (1) You see, he has not come yet... Loneliness is very difficult.
الى اكمك طوته جق! ايشته ساعت بلكه ده اوچكورييورسك دها كلمز.. يالكزلق پك كوچ
Ba'zı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!

Bazı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;

Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!

Some passes a week, nobody came to me; Desolation, this time he no longer plug my ass
بعضى بر هفته كچر اوغرايان اولمز يانمهكيمسه سزلك بوسفر طاق ديدى آرتيق جانمه
-Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.

-Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!

Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.

Make you sweat by covering tightly, tonight! Be relax, I think, well if you're sweaty.
سنى بر ترلته يم صيم صيقى اورتوب بو كيجهآچيلرسك، صانيرم، ترله مش اولسه ك اييجه
İhtiyar terliyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir kebe mangal yanına,

İhtiyar terleyedursun gömülüp yorganına...

Atarak ben de geniş bir keçe mangal yanına,

The old was sweating buried in quilt ... Throwing a large felt mat next to a barbecue,
اختيارخ ترله يه طورسون كومولوب يورغاننهآته رق بنده كنيش بر كبه منغال ياننه
Başladım uyku teharrîsine, lâkin ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.

Başladım uyku aramaya, fakat ne gezer!

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.

I started to look for sleep, but not found! Passed out anyway I was tired apparently.
باشلادم اويقو تحريسنه لكن نه كزرصيزمشم بر آرالق نه يسه يورولمشده مكر
Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Önce amma şu fakîr âdemi memnûn edeyim.

Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,

Ama önce şu yoksul insanı memnun edeyim.

The area brightened up, I woke up. I said, now let me go, But first let me these poor people make happy.
اورتالق آچمش اوياندم. ديدم، آرتق كيده يماوكجه اما شو فقير آدمى ممنون ايده يم
Bir de baktım ki: Tek onluk bile yokmuş kesede;

Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!

Bir de baktım ki tek onluk bile yokmuş kesede;

Mührüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!

I looked at, even if there is no money in the small cloth ; My signet absing itself stood unaffected!
برده باقدم كه: تك اونلق بيله يوقمش كيسه دهمهرم بويننى بوكمش طورويرمش ساده
O zaman koptu içimden şu tehassür ebedî:

Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!

O zaman birdenbire içimden şu sonsuz hasret koptu:

Ya onur duygusundan mahrum yaratılsaydım ya da param olsaydı!

Then the following infinite yearning inside of me suddenly broke out: Either created with deprived the feeling of public spirit or having money!
او زمان قوپدى ايچمدن شو تحسر ابدى:يا حميتسز اوله يدم، يا پاره م اولسه ايدى


Seyfi baba 1

Mehmet Akif Ersoy'un Seyfi Baba şiiri

Seyfi baba 2

Mehmet Akif Ersoy'un Seyfi Baba şiiri

Seyfi baba 3

Mehmet Akif Ersoy'un Seyfi Baba şiiri

Seyfi baba 4

Mehmet Akif Ersoy'un Seyfi Baba şiiri

Seyfi baba 5

Mehmet Akif Ersoy'un Seyfi Baba şiiri

Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Around Wikia's network

Random Wiki